SON DAKİKA
Ticaret ve alışveriş Pazartesi 30 Kasım -1 00:00

HEDEF 30 MİLYAR DOLARLIK TİCARET

Stratejik güven ve savunma ekseninde imzalanan Mekke Anlaşması, ekonomik ilişkilerde vites yükseltiyor. Suudi Arabistan'ın 'Vizyon 2030' projeleri ve savunma sanayisindeki kalıcı sanayi entegrasyonuyla birlikte iki ülke arasındaki ticaret hacminin uzun vadede 30 milyar dolar seviyesine taşınması hedefleniyor.

Hedef 30 milyar dolarlık ticaret

Hakan ÖZBAY

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandıran Mekke Anlaşması, güvenlik boyutunun yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere de yeni bir boyut kazandırıyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Haşim Süngü, imzalanan anlaşmanın oluşturduğu stratejik güven ortamının reel sektöre, doğrudan yatırımlara ve bölgesel tedarik zincirlerine etkilerini değerlendirdi. Anlaşmanın iki ülke arasındaki güçlü siyasi zemini pekiştirdiğini belirten Süngü, bu durumun ticari ilişkilere güçlü bir ivme kazandıracağını vurguladı.

İKİLİ TİCARETTE ODAK DOĞRUDAN YATIRIM

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik iş birliğinin somut hedeflerle ilerlediğini ifade eden Süngü, 2024 yılında 8,6 milyar dolarla tarihi bir rekor seviyeye ulaşan ikili ticaret hacminin artırılması için yeni bir takvim belirlendiğini kaydetti.

İş Konseyi olarak temel hedeflerinin yalnızca mal ticaretini artırmak olmadığını belirten Süngü, "Hedefimiz sadece ticaret hacmini büyütmek değil; karşılıklı doğrudan yatırımları artırmak ve uzun vadeli kalıcı iş ortaklıkları tesis etmektir. 2024 yılında ulaştığımız 8,6 milyar dolarlık hacmi öncelikle 10 milyar doların üzerine, uzun vadede ise 30 milyar dolar seviyesine taşımayı amaçlıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

VİZYON 2030 PROJELERİNDE BÜYÜK FIRSAT

Suudi Arabistan’ın petrol dışı gelirleri artırmayı hedefleyen "Vizyon 2030" stratejisi kapsamındaki mega projelerin Türk iş dünyası açısından kritik fırsatlar barındırdığını dile getiren Süngü, iş birliğinin geniş bir sektörel yelpazeye yayılacağını aktardı.

Önümüzdeki süreçte Türk firmalarının Suudi Arabistan'daki rolünün güçleneceğini belirten Süngü; inşaat, altyapı, enerji, savunma, teknoloji, sağlık, turizm ve gıda sektörlerinin öncelikli alanlar olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyacının, Türkiye’nin gelişmiş üretim ve hizmet kapasitesiyle örtüştüğüne dikkat çeken Süngü, Türk şirketlerinin ülkedeki tedarik zincirlerine daha kapsamlı biçimde entegre olmasının hedeflendiğini kaydetti.

SAVUNMA SANAYİSİNDE ORTAK ÜRETİM HEDEFİ

Mekke Anlaşması’nın omurgasını oluşturan savunma sanayii iş birliğine de değinen Süngü, sektörün ikili ekonomik ilişkilerde en hızlı gelişen alan olduğunu söyledi. Son dönemde hayata geçirilen büyük ölçekli sözleşmelerin iki ülke arasındaki karşılıklı güvenin ve teknolojik potansiyelin bir göstergesi olduğunu belirten Süngü, yeni dönemde iş modelinin evrileceğini ifade etti.

Savunma alanındaki iş birliğinin salt ürün ve teknoloji satışıyla sınırlı kalmayacağını vurgulayan Süngü, "Suudi Arabistan’ın yerelleşme ve yerli üretim hedefleri doğrultusunda, Türk şirketlerinin ülkede kalıcı bir varlık göstermesini sağlayacak modeller üzerinde duruyoruz. Ortak AR-GE merkezlerinin kurulması, Suudi Arabistan’da doğrudan üretim tesislerinin hayata geçirilmesi, teknoloji transferinin artırılması ve yerel tedarik zincirlerinin geliştirilmesi öncelikli başlıklarımız arasında yer alıyor. Amacımız, ticareti aşan uzun soluklu bir endüstriyel ortaklık kurmaktır" dedi.

KIZILDENİZ'DE İSTİKRAR KÜRESEL TEDARİĞİ RAHATLATACAK

Küresel ticareti ve navlun maliyetlerini olumsuz etkileyen Kızıldeniz ve bölgesel jeopolitik risklere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Süngü, bölgesel barış ve istikrarın sürdürülebilir ticaretin vazgeçilmez şartı olduğunu kaydetti.

Bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin güvenlik zeminini tahkim edeceğini belirten Süngü, "Başta Kızıldeniz olmak üzere kritik deniz yollarındaki güvenlik ortamının iyileşmesi, küresel tedarik zincirlerinin daha sağlıklı işlemesine olanak tanıyacaktır. DEİK olarak önceliğimiz; güvenli, istikrarlı ve öngörülebilir bir ticaret ve yatırım ikliminin hâkim olmasıdır. Bölgesel istikrar güçlendikçe ticaret bağlantıları sağlamlaşacak, ortak projeler ve sürdürülebilir büyüme ivme kazanacaktır" ifadelerini kullandı.

TEDARİK ZİNCİRİNDE ‘ÜÇLÜ ANLAŞMA’ BEKLENTİSİ

 Mekke Anlaşması ile Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçgeninde şekillenen ortak mekanizma, bölgesel lojistik hatlarının geleceği açısından yakından izleniyor. Kızıldeniz ve Yemen hattındaki jeopolitik gerilimler nedeniyle yükselen navlun fiyatları, küresel ticarette en önemli maliyet kalemlerinden biri haline gelmiş durumda.

İş dünyası, kurulan bu üçlü anlaşma zeminini sadece bir güvenlik adımı olarak değil; tedarik zincirlerindeki artan risk primlerini aşağı yönlü baskılayacak stratejik bir ekonomik hamle olarak değerlendiriyor. Deniz ticareti yollarında sağlanacak olası bir istikrar ve öngörülebilirliğin, gemi sigorta maliyetlerini dengelemesi ve Türk ihracatçısının Körfez ile Asya pazarlarındaki rekabet şartlarını iyileştirmesi bekleniyor.