Dolar $
33.05
%0.66 0.21
Euro €
36.14
%0.73 0.26
Sterlin £
42.98
%0.79 0.33
Çeyrek Altın
4192.19
%0.52 21.53
SON DAKİKA
Deniz DİKMEN | Turizm Pazar 23 Haziran 2024 07:02

FİLİPİNLER'İN DENİZ ÇİNGENELERİ

Bu yazımda da sizi bambaşka hayatlara götürmek istiyorum. Belki 2024 yılında yaşıyoruz ve kendimizce bu döneme dijital çağ diyoruz ama, aynı zaman diliminde bambaşka hayat yaşayan o kadar çok insan var ki. Onlar kendi dünyalarında kendi çağlarında yaşıyorlar ve belki de onlardan öğreneceğimiz çok şey olabilir.

Filipinler'in Deniz Çingeneleri
Bazen insanın günlük rutinlerinden uzaklaşması güzel oluyor çünkü gün geliyor iş ve aile hayatınızın, sorumluluklarınızın içinde boğuluyorsunuz. Kendiniz olamıyorsunuz ve hayat akıp gidiyor. Oysa insanın kendi olabileceği, rahatça düşünebileceği ve sürekli omuzlarında yük hissetmediği zamanlar olmalı. Nefes alabildiği ve farkına vararak yaşadığı zamanlar. Günümüz modern dünyasında bunlar gitgide zorlaşıyor ama herkesin bu zaman dilimlerini ara ara kendisi için oluşturması gerekiyor. Benim için de seyahatlerim hep böyle oldu.

Nefes aldığım, her şeyden uzaklaştığım, aklımı ve duygularımı toparladığım ve bambaşka hayatların içine daldığım ve mutlu olduğum zamanlar oldu yaptığım seyahatlerimde. Bu yazımda da sizi bambaşka hayatlara götürmek istiyorum. Belki 2024 yılında yaşıyoruz ve kendimizce bu döneme dijital çağ diyoruz ama, aynı zaman diliminde bambaşka hayat yaşayan o kadar çok insan var ki. Onlar kendi dünyalarında kendi çağlarında yaşıyorlar ve belki de onlardan öğreneceğimiz çok şey olabilir. Gelin sizi Güney Asya’nın Bajau veya diğer adı ile Sama veya Samal Halkı’na yani Deniz Çingeneleri’ne götüreyim ve özel yaşamları konusunda biraz bilgi vereyim. Filipinlerdeyiz. Burası yaklaşık 7600 adadan meydana gelen başlı başına bir adalar ülkesi. Esas ülkenin anakarasını oluşturan ise üç bölge var – Luzon , Visayas ve Mindanao ada toplulukları.


Biz de uzun bir uçuştan sonra Visayas adalar topluluğundan başlayarak Filipinler’in bir çok bölgesine uçup bu doğal güzellikler ile dopdolu ülkeyi keşfetmeye çalışıyoruz. Yerel rehberimiz her gün gittiğimiz bölgeler ile ilgili bize birçok bilgi veriyor ve biz de ülke hakkındaki bilgilerimizi pekiştiriyoruz. Bugün konu çok ilginç çünkü Pilipino ( Filipinliler kendileri için öyle diyorlar ) rehberimiz Güney Asya’da yaşayan Deniz Çingeneleri Topluluğu hakkında bize detaylı bilgiler veriyor. Deniz Çingeneleri yani Bajau veya diğer isimleri ile Sama veya Samal Halkı sadece Filipinler’de değil, Filipinlerin yanı sıra Endonezya, Malezya, Brunei ve Tayland’da Sulu Takımadaları’nda yaşayan yerel bir deniz halkı aslında. Bu halkın bu ülkelerin kıyı bölgelerinde yaşadığını düşünebilirsiniz. Ancak, bu insanlar sadece kıyılarda yaşamıyor, bildiğiniz denizin üstünde yaşıyorlar.

Haaasannn
Bir milyon nüfusa sahipler

Bu Deniz Çingeneleri diye tabir ettiğimiz halkın günümüzde yaklaşık bir milyon nüfusa sahip oldukları tahmin ediliyor. Ama tam bir kayıt yok. Çünkü, ne yazık ki bu saydığım ülkeler bu halkın fertlerini kendi vatandaşları olarak pek görmüyorlar ve bu nedenle Bajau halkı vatansız gibi kabul ediliyor. Örneğin, Deniz Çingenelerin konuştuğu dil Avustralya- Endonezya bölgesinde konuşulan dillere benzer bir dil. Bajau halkını ikiye ayırabiliriz. Deniz Çingenelerin bir kısmı anakaraya bağlı olarak kıyı bölgelerde yaşantısına devam edenler ve göçebeler gibi kendilerini herhangi bir coğrafyaya bağlı hissetmeden ve daha çok denizlerde yaşantılarına devam eden kesim. Genelde Deniz Çingeneleri denizin üstünde bambu ağacından yaptıkları ahşap çatma evlerde yaşıyorlar. Bir kaç ev bir arada olunca deniz üstünde küçük bir köy oluşturuyorlar.

Evler genelde bir çeşit ahşap köprülerle birbirine bağlı oluyor. Bazı Deniz Çingeneleri ise, üstü sazlık bir çatı ile kaplı adını ‘Lepa Lepa’ olarak adlandırdıkları ahşap teknelerde yaşıyorlar. Yeri gelir bu Bajau insanları çok uzun süre karaya ayak basmazlar çünkü evleri denizdir. Tahmin edeceğiniz gibi Bajau çocukları daha yürümeyi öğrenmeden önce yüzmeyi öğreniyorlar. Daha çok küçük yaşta deniz ile haşır neşir oluyorlar. Bajau halkı günlerin çoğunu denizde geçirdikleri için, kendilerini şaka ile karışık “deniz adamı” olarak tanımlıyorlar. Ömürlerini burada med ile cezirin arasında, teknelerinde ve denizin içinde avlanarak geçiriyorlar. Bu diyarda hayat mücadelesi veriyor ve ağırlıklı denizden topladıkları balıklardan ve deniz ürünlerinden besleniyorlar. Bajau halkını çok farklı kılan özellik ise denizdeki avlanma konusundaki becerileri.

Zira bir Bajau yaklaşık 70 metre derinliğe kadar herhangi bir tüp ekipmanı olmadan ve on dakikaya kadar denizin altında nefesini tutarak serbest dalış yapabiliyor. Bu özelliklerini dalaklarının normal bir insana göre 50 % civarında daha büyük olmasına borçlular. Durum böyle olunca günün 7-8 saatini denizin derinliklerinde avlanarak geçirebiliyorlar ve adeta denizle bütünleşiyorlar. Ayrıca Bajau için önemli bir besin kaynağı olan deniz patlıcanında bu performanslarına önemli bir katkı sağlamış olabileceği de düşünülüyor. Deniz Çingeneleri asırlardır bu şekilde yaşayarak nesilden nesile sahip oldukları becerilerini geliştirmişler ve çok rahat bir şekilde sualtındaki yaşama uyum sağlamışlar.

Kulak zarları patlamış

Bazı Bajauların bu derin sulara uzun süre dalmaktan dolayı kulak zarları patlamış durumda ve bu nedenle duymakta zorluk çekiyorlar. Bajau halkın çoğunluğu Islam dinine mensup olsa da özellikle yaşamlarına denizde devam eden Bajaular daha şamanik inançlara inanıyorlar.

Tuhan veya Dewata adındaki yüce bir varlığa ve denizde, karada ve gökyüzündeki birçok ruhun varlığına inanıyorlar. Omboh Dilaut ise Deniz Çingenelerin Deniz Tanrısı. Mitolojilerindeki tanrılar ve figürler günlük hayatlarındaki denizle çok birbiri ile bağlantılı. Hikayelerinde de günlük yaşantılarına rastlamak mümkün örneğin denize dalmaktan çok keyif alan bir Bajau çocuğun denizde uyuya kaldığını anlatır bu öyküler. Oysa belki de bu çocuklar denize yenik düşmüş olabilir mi? Diğer çocukları denizden korkutmamak için anlatılan hikayeler midir bunlar aceba? Ne yazık ki, Deniz Çingeneleri dış dünya ile de oldukça mücadele etmek durumunda kalıyor. İklim değişikliğinden, aşırı balık avlanmalardan, hükümetlerin verdikleri yeni hükümlerden onlarda nasiplerini almaktalar. Duruma göre bazıları geleneksel yaşantılarından vazgeçip karada yeni bir hayata başlayıp, hayat mücadelelerini orada devam ettirmek durumunda kalabiliyorlar. Küçük bir kesim ise, tüm zorluklara rağmen denizdeki yaşantılarından ve kendi kültürlerden vazgeçmiyorlar ve alışkanlıklarını korumaya çalışıyorlar.

Kıyı bölgelerde yaşayan Bajau halkı ise kısmen tarım ile de uğraşıyor. Pirinç, manyok, mısır, muz, domates, fasulye, zencefil, şekerkamışı ve benzer meyve ve sebzeler ekiyor ve geçimlerini buradan sağlıyorlar.

Tarih boyunca Deniz Çingenelerin hayatında ticaretin de hep önemli olduğunu görüyoruz zira gerek denizden elde ettikleri ürünlerin gerek tarım ürünlerin ticaretini asırlarca yapmışlar . Günümüzde Bajau halkı yapmış olduğu sanat eserleri de çok ilgi görüyor. Örneğin ister teknelerinde ister denizin üstündeki evlerinde kullandıkları dekoratif amaçlı süslemeler ve elişi ürünler çok özgün ve kıymetli. Bu özel insanlar yaklaşık bin yıldır bu şekilde hayatlarını devam ettiriyorlar. Tüm bu ‘ilkel’ şartlara rağmen kendi kendilerine yetebilen bir halk olmuş yıllardır Deniz Çingeneleri. Denize hakimlerdir ve tekneleri ile denizlere açıldıklarında onlar için sınırları ancak teknelerinin gidemedikleri yerler çizer.

Karada yaşayamazlar

Bir Bajau yaşamını karaya taşımak zorunda kaldığı anda çok zavallı bir duruma düşer ve yetersiz kalır. Ne ilginç hayatlar değil mi? Biz, yer üstünde oksijenin olduğu yerde bazen nefessiz kaldığımızı düşünüyoruz. Oysa onlar özgürce yaşadıkları uçsuz bucaksız denizlerde ve denizin altında tüm normalleri aşarak dakikalarca nefessiz, ama sanki nefes alabiliyormuş gibi saatlerce yüzebiliyorlar. Günümüzdeki yaşam koşullarında bu Deniz Çingeneleri’nin sadece küçük bir kısmın bu eski gelenekleri ve yaşam tarzını devam edebildiğini öğreniyoruz.

Umarım doğa ve deniz ile tamamen bütünleşmiş bu güzel insanlar daha asırlarca kendi geleneklerine göre yaşamaya devam ederler. Bu özel kültürlerini korurlar ve meydan okudukları çağdaş yaşam tarzına yenik düşmezler. Benim de büyük bir deniz aşığı olarak yüreğim bu Deniz Çingeneleri ile birlikte. Onların denizde gösterdikleri bu inanılmaz insan üstü performanslarına ve becerilerine hayran olmamam mümkün değil. Filipinler’deki adaları ve denizleri gezdikçe hep gözlerim ufuklarda oldu ve aklımda hep Deniz Çingeneleri ve denizde balık gibi yüzen çocukları vardı. Bu ilginç hikayeyi NEW YORK PHOTOGRAPHY AWARDS 2022’de "GOLD WINNER" ödüllü sayın Hasan Cem Araptarlı’nın çok profesyonel fotoğraflarıyla size sunuyorum.

Ayrıca, Araptarlı çok bu konuda yıllarca çalışıp çok da güzel bir kitap hazırladı. Okursanız çok seveceksiniz. Suyun üzerinde yaşayan insanların basit dünyasından, çerçevesini ihtiraslarımızla çattığımız modern hayatımıza yansıyan fotoğraflar için çok teşekkür ediyorum... Eğer bir gün Güney Asya’nın bu kesimlerine gelirseniz rehberinize mutlaka Deniz Çingeneleri’ni sorun ve mümkünse deneyimlemeye çalışın. Onlar günümüzde çok özel bir hazine gibiler.
ABONE OL

EN ÇOK OKUNANLAR