SON DAKİKA
KİTAPLAR ARASINDA Salı 05 Mayıs 2026 02:41

CHARLİE CHAPLİN'DEN TAPE FACE'E YARATICI DRAMA

Yazar: Ufuk Fikret Ozan Aktif Yayınevi

Charlie Chaplin'den Tape Face'e Yaratıcı Drama

Yazar ve yaratıcı drama eğitmeni Ufuk Fikret Ozan, üretim sürecini tek bir alana sıkıştırmak yerine yazı, sahne ve eğitim deneyiminin birbirine dokunduğu daha geniş bir kültürel alan olarak görüyor. Ona göre bu alanlar birbirinden bağımsız değildir, aksine sürekli birbirini besleyen, dönüştüren ve genişleten bir yapı içinde ilerliyor.

Ozan, yazma sürecinin ani bir kararın sonucu değil, yıllar içinde biriken gözlemler, sahne deneyimleri ve insanı anlama çabasının doğal bir devamı olduğunu söylüyor. Özellikle yaratıcı drama alanında yürüttüğü çalışmalar, insanların kendini ifade etme biçimlerine daha yakından bakmasını sağlamış. Bu birikim zamanla yazıya dönüşmüş ve “Charlie Chaplin’den Tape Face’e Yaratıcı Drama” adlı kitap bu zeminde ortaya çıkmış.

Kitap, okura tek bir doğruya yaslanan kapalı bir anlatı sunmak yerine, düşünmeye açık bir alan bırakmayı amaçlıyor. Ozan’a göre metin, okurla birlikte yeniden kurulan yaşayan bir yapı. Bu nedenle her okuma farklı bir karşılık üretebiliyor. Eserin çeşitli üniversite kütüphanelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla farklı şehirlerdeki halk kütüphanelerinde yer alması da, bu yaklaşımın farklı okur çevrelerinde karşılık bulduğunu gösteriyor.

Üretim sürecinde gündelik yaşam, insan ilişkileri ve sahne deneyimleri önemli bir yer tutuyor. Ozan, özellikle yaratıcı drama atölyelerinde ortaya çıkan anlık durumların çoğu zaman yazının başlangıç noktası haline geldiğini belirtiyor. Bu nedenle doğaçlamalarla oluşan üretim yalnızca bireysel bir yazma eylemi olarak görülemez, aynı zamanda kolektif deneyimlerden beslenen canlı bir süreçtir.

Yaratıcı drama onun için yalnızca bir eğitim yöntemi değil, aynı zamanda bir düşünme ve ifade biçimi. Bu alan, bireyin kendini daha görünür kılmasına, başkalarıyla kurduğu ilişkiyi yeniden anlamlandırmasına imkân tanıyor. Oyunculuk, kısa film ve sahne deneyimleri de bu süreci besleyen diğer alanlar arasında yer alıyor.

Ozan, yazarlık ve sahneyi birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlayan iki alan olarak görüyor. Sahne deneyimi yazıya ritim ve gerçeklik katarken, yazı da sahneye daha düşünsel bir derinlik kazandırıyor.

Son dönemde hem yazı hem sahne alanında yeni projeler üzerinde çalıştığını söyleyen Ozan, dijital mecraları da üretimin doğal bir uzantısı olarak değerlendiriyor. Podcast içerikleri ve çevrimiçi paylaşımlar, daha geniş bir kitleyle temas kurmasına imkân sağlıyor.

Türkiye’de sanat üretiminin zorluklara rağmen canlılığını koruduğunu belirten Ozan, özellikle bağımsız üretimlerin bu yapıyı ayakta tutan önemli unsurlar olduğunu ifade ediyor.

Okurla kurduğu ilişkiyi ise şöyle özetliyor: Ona göre metin, doğrudan bir cevap vermekten çok, insanın kendi sorularını fark etmesine yardımcı olmalı. Bu yüzden önemli olanın hızla tüketilen bir içerik değil, okurla arasında kurulan temas ve düşünme alanı olduğunu vurguluyor.