SON DAKİKA

Teknoloji sessizce karar vermeye başladı

Eskiden teknoloji hayatımızı kolaylaştıran bir araçtı. Ne izleyeceğimize, ne alacağımıza, nereye gideceğimize biz karar verirdik. Bugün hâlâ biz karar verdiğimizi düşünüyoruz ama çoğu zaman işler biraz farklı yürüyor.

Telefonu elimize alıyoruz.

Bir bakıyoruz, izlediğimiz videolar hep aynı tarz.

Alışveriş sitelerinde karşımıza çıkan ürünlere bakınca “tam bana göre” diyoruz. 

Müzik uygulaması yine hoşumuza giden bir şarkı öneriyor. Hatta bir arkadaşımızla bir ürün hakkında konuşunca reklamlar karşımıza çıkıyor. Ne güzel bir dünya.

Tesadüf gibi duruyor ama değil.

Arka planda çalışan sistemler, alışkanlıklarımızı öğreniyor. Neleri sevdiğimizi, nelerden hoşlanmadığımızı, hatta hangi saatlerde daha kolay ikna olduğumuzu biliyor. Sonra da önümüze seçenekler koyuyor. Biz de o seçenekler arasından birini seçiyoruz.

Yani biz seçim yaptığımızı sanıyoruz ama seçenekler çoktan bizim için seçiliyor. 

Bu durum çoğu zaman rahatsız edici gelmiyor. Hatta işimizi kolaylaştırıyor. Zaman kazandırıyor. “Beni uğraştırmadı” diyoruz. Ama küçük bir yan etkisi var: Zamanla kendi başımıza keşfetmeyi daha az yapıyoruz.

Farklı bir şarkıya rastlama ihtimali azalıyor. Hiç bakmayacağımız bir ürünü görme şansımız düşüyor. Bizden farklı düşünen bir görüşle karşılaşmak zorlaşıyor.

Teknoloji burada kötü bir şey yapmıyor. Sadece bize konfor sunuyor. Ama bu konfor alanı büyüdükçe, dışına çıkmak zorlaşıyor. Her şey bize benzedikçe, dünya biraz daha bize daralıyor.

Asıl mesele yapay zekânın ne kadar geliştiği değil. Asıl mesele bizim hangi kararları artık otomatik pilota bağladığımız.

Ne izleyeceğimizi, ne okuyacağımızı, neye tıklayacağımızı.

Bunlar küçük gibi görünen kararlar. Ama günün sonunda hayatı bu küçük kararlar şekillendiriyor.

Belki de ara sıra durup şunu sormak gerekiyor:

“Bunu ben mi istedim, yoksa bana mı önerildi?”

Bu soruyu sormak bile kontrolün hâlâ bizde olduğunu hatırlatır.

Güzel bir pazar günü dileklerimle.