SON DAKİKA

Petrolün gölgesinde yazılan senaryo

Mustafa Deniz 06 Oca 2026

Dünyada bazı ülkeler vardır; kaderleri sandıkta değil, harita üzerinde çizilir. Venezuela da onlardan biri. Son günlerde yaşananlara bakınca, Caracas'ta olan biteni "demokrasi mücadelesi" diye okumak saflık olur. Çünkü sahnede konuşanlar siyasetçiler gibi görünse de asıl replikler petrol kuyularında yazılıyor.

London Energy Club Başkanı Mehmet Öğütçü, arkadaşımız Hakan Özbay’a yaptığı değerlendirmede tam da bu konuya dikkat çekiyor. Yani, burada konuşmamız gereken şey sloganlar değil; boru hatları, rafineriler, rezervler ve zaman.

Maduro’nun tutuklanmasıyla birlikte dosya kapandı mı? Hayır. Asıl şimdi açıldı. Üstelik bu kez gri alan yok. ABD, yıllardır uzaktan yönettiği bir hikâyeye doğrudan girdi. Bunun adı ne devrim ne de kurtarma operasyonu. Bu, çıplak bir güç gösterisi. Üstelik ideallerle değil, rafineri ihtiyaçlarıyla ilgili.

Şu basit ama rahatsız edici gerçeği kabul etmek gerekiyor: Venezuela’da petrol var ama zaman yok. Rezerv bolluğu, üretim anlamına gelmiyor. Sahalar dökülüyor, tesisler pas içinde, yetişmiş insanlar çoktan bavulunu toplamış. “Petrol fiyatları düşer mi?” diye soranlara verilecek cevap net: Hayır, düşmez. Çünkü petrol, yerin altında değil; onu çıkaracak sistemde üretilir. O sistemin yeniden kurulması da yıllar alır. Beş yıl iyimser bir tahmin.

Peki Washington neden bu kadar aceleci? Çünkü Ukrayna savaşıyla birlikte enerji oyununun kuralları değişti. Rusya’nın dışarı itilmesi, ABD’nin kendi rafinerilerinde ciddi bir boşluk yarattı. O rafineriler hafif petrolle çalışmıyor. Onlar ağır petrol ister. Venezuela’nın sunduğu tam olarak bu. Yani mesele özgürlük değil; uyum. Teknik bir uyum.

Bu süreçte Çin’in ve Rusya’nın sessizce oyundan düşmesini izliyoruz. Çin alacağını kurtarmaya çalışacak, ama oyunun kurucusu olmayacak. Rusya içinse kapı neredeyse tamamen kapalı. Latin Amerika’da uzun süredir kurulan jeopolitik denge, Washington lehine yeniden ayarlanıyor. Gürültüsüz ama çok sert bir şekilde.

Gelelim Türkiye’ye. Biz genelde bu tür küresel sarsıntıları uzaktan izlemeyi severiz. Oysa bu kez dosya bize de dokunuyor. Venezuela ile kurulan geçmiş ilişkiler, yeni dönemde bir referans değil; hatta bazı başlıklar için yük olabilir. Altın, finans, kapalı kapılar ardındaki işler… Hepsi yeniden masaya yatırılabilir. O yüzden Türk şirketleri için bu dönemin ana kelimesi cesaret değil; temkin.

Ama temkin, kenara çekilmek demek değil. Venezuela yeniden kurulacak. Yolları, limanları, konutları, enerji altyapısı… Hepsi. Bu, Türk müteahhitleri ve enerji şirketleri için büyük bir alan demek. Ancak bu alan, bağırarak değil; görünmeden, kavga etmeden, dengeyi bozmadan girilecek bir alan.

Asıl mesele ise daha büyük. Venezuela bir örnek. Bir fragman. Bugün Caracas’ta izlediğimiz sahne, yarın Tahran’da oynanabilir. Eğer İran dosyası da benzer bir yöntemle açılırsa, iş petrolü aşar. Hürmüz Boğazı kapanır mı, göç dalgaları nereye vurur, Doğu Akdeniz’de kim neyi oldubittiye getirir… Hepsi yeniden yazılır.

Dünya artık hukukun değil, gücün cümle kurduğu bir yere gidiyor. Türkiye’nin de bu cümlede hangi özne olacağını iyi düşünmesi gerekiyor. Çünkü bu hikâyede tarafsız kalmak diye bir lüks yok. Sadece doğru yerde durmak var.

160x600 sol
160x600 sağ