Advertisement
SON DAKİKA

Ortadoğu'da enerji hiç bitmez, sadece el değiştirir

Mehmet Babar 16 Oca 2026

Ortadoğu, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 48'ini barındıran bir coğrafya. Doğalgazda da küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 40'ı bu bölgede bulunuyor.

Buna rağmen Ortadoğu, onlarca yıldır siyasal istikrarsızlık, kırılgan devlet yapıları ve süreklilik sorunlarıyla anılıyor. Bu tablo, enerji zenginliğinin tek başına refah ve düzen üretmeye yetmediğini açık biçimde ortaya koyuyor.

Enerji gelirlerine dayalı ekonomilerde devlet bütçeleri büyük ölçüde yer altı kaynaklarına dayanıyor. Uluslararası finans kuruluşlarının verilerine göre Ortadoğu’daki bazı ülkelerde kamu gelirlerinin yüzde 60 ila 90’ı petrol ve doğalgazdan sağlanıyor. Bu yapı, üretim çeşitliliğini sınırlandırırken, devlet ile toplum arasındaki ilişkinin vergi ve temsil ekseninden uzaklaşmasına yol açıyor. Gelir yüksek olabilir; ancak bu gelir kurumsal yapılarla desteklenmediğinde kalıcı bir istikrar zemini oluşmuyor.

Suudi Arabistan, bu yapının en belirgin örneklerinden biri. Ülke, 2023 itibarıyla günlük yaklaşık 10 milyon varil petrol üretimiyle dünyanın en büyük üreticileri arasında yer alıyor. Devlet bütçe gelirlerinin uzun yıllar boyunca yaklaşık yüzde 65’i petrolden sağlandı. Ancak 2014–2016 döneminde petrol fiyatlarının varil başına 110 dolardan 30 dolar seviyelerine düşmesi, bu modelin ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Bu süreçte bütçe açıkları büyüdü ve ekonomik çeşitlendirme politikaları hız kazandı. Bu tablo, petrolün güçlü bir finansman aracı olabildiğini; ancak tek başına kurumsal sürdürülebilirlik üretmediğini gösterdi.

Irak ise enerji zenginliği ile siyasal istikrar arasındaki kopuşun en çarpıcı örneklerinden biri. Irak, kanıtlanmış petrol rezervleri bakımından dünyada ilk beş ülke arasında yer alıyor. Günlük petrol üretimi 4 milyon varilin üzerinde. Buna rağmen kişi başına düşen milli gelir, bölgedeki diğer enerji üreticisi ülkelerin oldukça gerisinde. Enerji gelirleri merkezi bütçenin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturmasına rağmen, kurumsal bütünlüğün zayıf olduğu yapılarda bu gelirler kalıcı bir toplumsal dengeye dönüşemiyor. Enerji, kalkınmanın değil, geçici dengelerin aracı haline geliyor.

Katar, doğalgaz temelli ekonomik yapısıyla farklı bir örnek sunuyor. Katar, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçılarından biri ve kişi başına düşen gelirde 80 bin dolar seviyelerine ulaşmış durumda. Ancak küçük nüfus, yüksek gelir ve dışa açık ekonomi; son derece hassas dengeler gerektiriyor. Enerji gelirleri Katar’a güçlü bir dış politika manevra alanı sağlarken, ülkeyi küresel enerji piyasalarındaki fiyat dalgalanmalarına ve jeopolitik gelişmelere daha duyarlı hale getiriyor. Burada zenginlik, otomatik bir güvenlik değil; dikkatle yönetilmesi gereken bir avantaj niteliği taşıyor.

Son yirmi yılda petrol fiyatları varil başına 20 dolar seviyelerinden 120 doların üzerine kadar çıktı ve ardından sert düşüşler yaşandı. Bu dalgalanmalar, enerjiye aşırı bağımlı ekonomilerde yalnızca bütçeleri değil, siyasal dengeleri de doğrudan etkiledi. Enerji gelirleri yüksek olabilir; ancak üretim çeşitliliği ve güçlü kurumsal yapılar oluşmadığında bu gelirler kalıcı bir istikrar zemini yaratamıyor. 

Ortaya çıkan manzara, bölge ülkeleri açısından belirleyici olanın enerji gelirlerinin miktarından çok, bu gelirlerin nasıl yönlendirildiğini gösteriyor. Enerji, üretimi çeşitlendiren, kurumsal kapasiteyi güçlendiren ve toplumsal dengeyi besleyen bir araç hâline gelmediği sürece siyasal yapıyı taşıyan kalıcı bir dayanak olamıyor. Aksi durumda enerji, geçici rahatlama dönemleri yaratsa bile her küresel fiyat dalgalanmasında ve her jeopolitik değişimde yeni belirsizlik alanları üretmeye devam ediyor.

Bütün bu tablo, Ortadoğu’daki enerji tartışmalarının teknik bir rezerv meselesinden çok, siyasal ve kurumsal bir mesele olduğunu ortaya koyuyor. Ortadoğu’da asıl mesele, petrolün ne zaman tükeneceği değil; enerji sonrası dönemin hangi siyasal ve kurumsal zemin üzerinde şekilleneceğidir. Enerji ortakları değişebilir, ittifaklar yenilenebilir. Ancak enerji, siyasal yapının yerine geçtiği sürece her el değişimi yeni bir kırılganlık üretir. Bu nedenle Ortadoğu’da enerji hiç bitmez; sadece el değiştirir.