Her şeyi ölçen saatler
Adımımız, uykumuz, nabzımız, peki ya hayatımız? Sabah uyanıyoruz, saate bakıyoruz. Kaç saat uyumuşuz, uykumuz derin miymiş, kalbimiz gece kaç kez hızlanmış. Yataktan kalkmadan günün ilk notunu alıyoruz. Tebrikler çok iyiyiz Bugün kaç puanlık bir insan olacağız?
Teknoloji bize sağlıklı yaşam vaat etti. Akıllı saatler, bileklikler, uygulamalar. Hepsi iyi niyetli başladı. Daha çok hareket edelim, daha iyi uyuyalım, kendimizi tanıyalım diye. Ama fark etmeden başka bir noktaya bizi getirdi.
Bize artık yaşamak yetmiyor, ölçülmek gerekiyor.
Babam 2025 yılında akıllı saat aldı. Günde 10 defa tansiyonu ölçüp, her tansiyon sonucuna göre beni ve kardeşimi arayıp büyük ise ne yapayım! küçük ise ne yapalım? diye dert anlatıyor.
Artık yürüyüş yapmıyoruz, adım sayıyoruz. Günlük 10 bin adımı arkadaşlarımız arasında sabit hale getirdik.
Uyumuyoruz, uyku verisi topluyoruz. 30 dk’lık bir REM uykusu standardımız (Derin uyku bedeni onarır, REM uykusu zihni onarır)
Dinlenmiyoruz, “recovery” skoruna bakıyoruz. Yeni rekor ise bizi mutlu ediyor.
İyi hissettiğimiz gün değil, yüksek puan aldığımız gün “iyi gün” sayıyoruz.
Buradaki tuhaflık ise, kendimizi tanımak için sayılara ihtiyaç duymaya başlamamız diyebilirim. Oysa yorgun olup olmadığımızı eskiden bedenimiz söylerdi. Mutlu muyuz, huzurlu muyuz, uykumuzu almış mıyız? Bunları hissetmek yeterliydi. Şimdi his yetmiyor, grafik istiyoruz. Bu grafikleri rapor olarak e-posta istiyoruz. İnceliyoruz peki elimize ne geçiyor?
Teknoloji ölçmeyi sever. Çünkü ölçülen şey yönetilebilir. Ama hayat, her zaman yönetilmek istemez. Bazen düzensizdir, bazen verimsizdir, bazen “bugün hiçbir şey yapmadım ama iyi geldi” dediğin günler vardır. İşte tam da bu günler, hiçbir uygulamada yüksek puan almaz.
Bir de işin psikolojik tarafı var. Sürekli kendini izlemek, insanı kendi hayatının denetçisine çeviriyor. Kaç adım attım, niye az uyudum, nabzım niye yükseldi gibi. Hayat bir süre sonra yaşanan bir şey olmaktan çıkıp, takip edilen bir projeye dönüşüyor.
Elbette ölçmek kötü değil. Sağlık verileri hayat kurtarır, farkındalık sağlar. Sorun ise ölçemediğimiz şeyleri değersiz sanmaya başlamamız.
Sessiz bir yürüyüşün, uzun bir sohbetin, hiçbir işe yaramayan bir öğleden sonranın değeri kaç puan ediyor sizde?
Belki de kendimize sormamız gereken soru
Daha sağlıklı mı yaşıyoruz, yoksa sadece daha çok veri mi istiyoruz.
Teknoloji bize “kendinin en iyi versiyonu ol” diyor. Ama bazen insanın en iyi hali, ölçüsüz olduğu andır. Skoru olmayan, hedefi olmayan, sadece “iyi” hissettiren anlardır.
Saatler bileğimizde olabilir. Ama hayat hâlâ sizin olmalı diyor. Güzel bir pazar günü diliyorum.