Google dosyası: Dijital piyasada rekabet testi
Rekabet Kurumu'nun Google hakkında başlattığı soruşturma, Türkiye'de rekabet hukukunun dijital piyasalara uygulanması bakımından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor
Bu soruşturma, klasik mal ve hizmet piyasalarına göre çok daha dinamik ve çok taraflı bir yapıya sahip olan dijital platformların, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında nasıl değerlendirileceğine dair güçlü ipuçları barındırıyor.
Soruşturmanın hukuki temelini, Kanun’un 6. maddesinde düzenlenen “hakim durumun kötüye kullanılması” yasağı oluşturuyor. Dijital piyasalarda hakim durum analizi, yalnızca pazar payı üzerinden değil; ağ etkileri, veri birikimi, ölçek ekonomileri ve kullanıcı bağımlılığı gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek yapılıyor. Google’ın arama motoru pazarında uzun yıllardır süregelen yüksek pazar payı, bu unsurlarla birleştiğinde, rekabet hukuku açısından güçlü bir hakimiyet göstergesi olarak öne çıkıyor.
Piyasaya etkileri araştırılacak
Teknik incelemenin merkezinde, Google’ın kendi hizmetlerini rakiplerine kıyasla avantajlı konuma getirip getirmediği yer alıyor. Arama sonuçlarında kendi dikey hizmetlerine öncelik tanınması, reklam teknolojileri zincirinde hem alıcı hem satıcı tarafında etkin rol üstlenilmesi ve veri setlerinin rakiplerle paylaşılmaması gibi uygulamalar, potansiyel dışlayıcı davranışlar olarak değerlendiriliyor. Bu noktada algoritmik sıralama sistemleri, rekabet hukuku ile bilişim teknolojilerinin kesişim kümesinde yeni bir tartışma alanı yaratıyor.
Hukuki açıdan bir diğer kritik mesele, dijital piyasalarda ihlalin tespitinde “etki analizi”nin artan önemi. Rekabet Kurumu, yalnızca ihlalin varlığını değil, bu davranışların piyasa yapısını bozup bozmadığını ve rakiplerin pazara girişini zorlaştırıp zorlaştırmadığını da incelemek durumunda. Bu yaklaşım, Avrupa Birliği rekabet hukukunda yerleşik hale gelen “etkiye dayalı analiz” anlayışıyla büyük ölçüde örtüşüyor.
Reel sektör nefes alabilir
Soruşturmanın olası sonuçları bakımından idari para cezası, sürecin yalnızca bir boyutunu oluşturuyor. Asıl belirleyici unsur, Google’a getirilebilecek davranışsal yükümlülükler olacak. Arama ve reklam hizmetlerinde şeffaflık sağlanması, belirli uygulamaların ayrıştırılması veya üçüncü taraflara eşit erişim tanınması gibi tedbirler, dijital pazarda rekabet dengesini doğrudan etkileyebilir.
Makroekonomik açıdan değerlendirildiğinde, dijital reklam pazarında rekabetin güçlenmesi özellikle KOBİ’ler ve yerli teknoloji girişimleri açısından önem taşıyor. Enflasyonun yüksek seyrettiği ve maliyet baskılarının arttığı bir ekonomik ortamda, dijital pazarlama giderlerinin düşmesi, reel sektörün nefes almasını sağlayabilir. Bu yönüyle soruşturma, rekabet hukuku ile ekonomik istikrar arasındaki dolaylı ilişkiyi de görünür kılıyor.
Sonuç olarak Rekabet Kurumu’nun Google soruşturması, tekil bir şirketi hedef alan bir denetimden öte, Türkiye’nin dijital piyasalarda düzenleyici kapasitesini test eden kapsamlı bir süreçtir. Bu dosyadan çıkacak karar, dijital ekonomide hakim gücün sınırlarının nasıl çizileceğine dair önemli bir hukuki referans noktası oluşturacaktır.