Advertisement
SON DAKİKA

Akıllı telefonlar aklımızdan ne çaldı?

Akıllı telefonlar cebimize girdiğinde bize bir söz verilmişti. Neydi bu söz? Daha hızlı olacak dediler, Daha bilgili olacak dediler ve Daha bağlantılı olacaksınız dediler. Evet doğruydu da.

Ama kimse faturanın arka yüzünü bizlere göstermedi.

Bugün her bilgi parmak ucumuzda.

Ama düşünmeye eskisinden daha az zaman ayırıyoruz.

Çünkü artık hatırlamak gereksiz, sorgulamak zahmetli, beklemek ise neredeyse tahammül edilemez bir seviyeye geldi. Aynı İstanbul trafiği gibi. 

Telefonlar hafızamızı giderek devraldılar. 

Numaraları ezberlemiyoruz, yolları öğrenmiyoruz, tarihleri aklımızda tutmuyoruz.

Beyin, kullanılmayan kas gibidir, zayıflar ve zayıflıyor. Düşünün eskiden daha kolay hatırlardık. Şimdi biraz düşünüyoruz bazen ise bulamıyoruz ya da daha geç geliyor aklımıza. 

Beynimizi artık gönüllü olarak emekliye ayırdık diyebilirim.

Dikkatimizi ise çoktan elimizden aldı

Bir konuya beş dakika odaklanmak lüks sayılan bir döneme girdik.

Bildirim sesi ise modern çağın zil sesi gibi geliyor. Sadece onlara odaklanıyoruz. 

Ders bitmeden zil çalıyor, düşünce yarım kalıyor.

En pahalı kaybımız ise sabır.

Her şey anında gelsin istiyoruz. Cevap, eğlence, onay, haz.

Beklemeyi öğrenemeyen bir zihin, derinleşemez. 

Derinleşemeyen zihin ise sadece tüketir. 

İronik olan ise

Hiç bu kadar “bağlantıda” olmamıştık ama hiç bu kadar dağınık değildik.

Hiç bu kadar konuşmamıştık ama bu kadar az düşünmemiştik.

Akıllı telefonlar kötü mü? Tabii ki hayır.

Sorun teknoloji değil.

Sorun, teknolojiyi aklımızın yerine koymamız. Sorun bizleriz. Sorun sen, ben, biz, o, bizler, sizler, onlar.

Alet akıllı olabilir.

Ama akıllı kalmak hâlâ bizim işimiz.

Cebimizdeki cihaz akıllandıkça, biz neden bu kadar dalgınlaştık?

Güzel bir pazar günü diliyorum.