ABD-Yunanistan enerji anlaşması
Aralığın üçüncü haftasında ABD ile imzalanan LNG anlaşması, Yunanistan'da şenlikler yapılarak kutlandı. Bu anlaşmaya göre Amerika'dan gemilerle tedarik edilecek olan LNG, Dedeağaç'ta Exxon Mobil tarafından kurulacak tesiste doğalgaza çevrilerek, nakil hatlarıyla yurtdışına sevk edilecek. En büyük müşteri, 2027 senesinden itibaren Rusya'dan gaz almayacağını deklere eden Ukrayna olacak.
Yunanlar bu anlaşmayı destekliyorlar zira ABD ile ilişkilerini önemsiyorlar. İstiyorlar ki ABD ile ilişkileri gelişsin. ‘’Gazı Nijerya, Mısır ve Katar gibi devletlerden alacağımıza ABD’den alalım ki süper güç üzerinde ağırlığımız olsun’’ diye düşünüyorlar.
Anlaşma yirmi yıllık. Satın alınacak doğalgaz hacmi Türkiye ile imzalanan anlaşmayla aynı. Yunanistan bu modeli oluştururken Türkiye’den ilham aldı. BOTAŞ, 2022 yılında, Keşan’ın Sazlıdere köyünde kurduğu terminalde, ABD’den ithal ettiği LNG’yi, gaza dönüştürerek Bulgaristan, Romanya ve Macaristan’a satıyor.
İki anlaşma arasındaki en büyük fark, Türkiye’nin imzaladığında kar BOTAŞ’ta kalıyor. Yani BOTAŞ Amerika’dan ithal ettiği gazı üzerine kar koyarak müşterilerine satıyor. Romanya ve Macaristan’a sevk ettiği doğalgaz için üçüncü ülkelere geçiş ücreti ödüyor. Bu iş elbette sadece senede 100-200 milyon dolar kazanç için yapılmıyor. Türkiye’nin gaz sevk ettiği devletler üzerinde ağırlığı oluşuyor. İlişkiler gelişiyor.
Yunanistan’la ABD arasında imzalanan anlaşmadaysa kar, terminali kuran ve alım satımı yapan Exxon Mobil’de kalıyor. Yunanistan’a aynı Bulgaristan, Romanya ve Moldovya gibi geçiş ücreti ödeniyor. Yunanistan’a ait liman kullanıldığından ve terminal Dedeağaç’ta olduğundan, Yunanlara ödenen geçiş ücreti diğer ülkelerden daha fazla. Amerikalılar muhtemelen, BOTAŞ ile anlaştıkları şartlar cazip gelmediğinden, yani yeterince kar edemediklerinden, Keşan’da tesis olmasına rağmen, Dedeağaç’ta sıfırdan terminal kuruyorlar.
Vaziyet buyken Yunanlar imzalanan anlaşmayı büyük bir başarı olarak kutladılar. Türkiye’de ise hükümet ağır eleştirilere muhatap oldu. LNG’ nin çok yüksek fiyatlardan alındığı iddia edildi. Muhalefet partilerinden birinin lideri piyasadan %20 daha yüksek fiyatla LNG aldığımızı söyledi. Oysa 20 yıllık bir gaz veya petrol anlaşmasında fiyat olmaz. Ne alıcı ne satıcı ne de nihai müşteri ülkeler, fiyatın bir sene sonra bile ne olacağını bilemez. 5,10,20 yıl sonrasını nasıl öngörebilirler? Doğalgaz ve LNG fiyatlarının oluştuğu borsalar var. Uzun süreli gaz anlaşmalarında fiyat borsada oluşan fiyata endekslenir.
Bir başka eleştiri ‘’Neden LNG alıyoruz? LNG doğalgazdan daha pahalı’’ cümleleriyle dillendiriliyor. LNG doğalgazdan elde edildiğinden, elbette pahalıdır. Ama yeryüzünde doğalgaz üreticileri de dahil olmak üzere LNG tesisi, terminali ve deposu olmayan ülke yok. Zira doğalgaz stoklanamaz. Bir ülke doğalgaz sahasını aktife ettikten sonra durduramaz. Gaz, bitene kadar sürekli yüzeye çıkar. Bu nedenle üreticiler yüzeye inşa ettikleri nakil hatlarıyla gazı müşterilerine ve/veya kurdukları LNG tesislerine sevk ederler.
İthalatçı ülkeler doğalgazı ülke içinde inşa ettikleri nakil hatlarıyla kullanılacakları yerlere dağıtırlar. Diyelim ki kışın havalar sıcak gidiyor. Gazın gelişini kesemezsiniz. Anlaşmada yazan hacim kesintisiz gelir. Kullanım düşük olacağından gelen gazın hepsini tüketemezsiniz. Terminaliniz varsa LNG’ye çevirip stoklarsınız. Gelen gaz tüketime yetmediğinde yani kullanım fazla olduğunda LNG’yi gaza çevirip nakil hatlarıyla kullanıcılara ulaştırırsınız. Eğer LNG terminaliniz yoksa gazı havaya verirsiniz, tamamı heba olur.
Türkiye elektrik ihtiyacının önemli kısmını gazdan karşılıyor. Rüzgardan ve güneşten elde edilen elektrik enerjisi stoklanamıyor dolayısıyla hemen şebekeye verilmek zorunda. Barajlardan elde edilen elektrik enerjisi stoklanabiliyor ama stoklamak çok pahalı. Elektrik hem sanayide hem de evlerde kullanıldığından tüketimi tahmin etmek mümkün değil. Burada da LNG joker olarak, yukarıda özetlediğimiz şekilde kullanılıyor.
Bu nedenlerle LNG bir tercih değil, ihtiyaçtır. Türkiye Avrupa’da en geniş LNG depoları olan ülke. Ukrayna savaşı başladığında kapasitemiz AB’nin toplam kapasitesinden büyüktü. Rusya’ya güvenen Avrupalılar gaz kesilince yedek stokları olmadığından büyük sıkıntılar yaşadılar, çok pahalı olan kaya gazına mahkum oldular.
Bir başka eleştiri, ABD’nin uzak olması. Oysa biz 2016 yılından beri ABD’den LNG alıyoruz. ABD’den daha uzak olan Trinidad Tobago’dan da alıyoruz. Katar’dan fazla LNG almıyoruz zira gemiler Afrika’nın güneyinden dolaşırsa yol Amerika’dan daha uzun olduğundan gaz pahalıya geliyor. Gemiler Süveyş’i kullanırsa geçiş ücreti yüksek olduğundan gaz yine pahalıya mal oluyor.
Amerika’dan gaz almamızın bir başka amacı ticaret hacmimizi dengelemek. Trump, ABD’nin ticaret açığı verdiği ülkelerden ithal edilen malların gümrük vergilerini arttırdı/artıyor. Gaz ile ticaret hacmini dengelediğimizde yani açık vermediğimizde düşük vergi ödüyoruz yani ihracatımız artıyor.
Keşke BOTAŞ, Amerikalıların ikinci bir güzergah kurabileceğini öngörüp, kardan fedakarlık yaparak Keşan’ı tek alternatif olarak tutabilseydi. Hem alıcı ülkeler üzerindeki ağırlığımız artardı hem daha çok gaz alacağımız ABD’ye daha fazla ihracat yapardık hem hacim katlanacağından toplam karımız artardı hem de Yunanistan güçlenmezdi.

