SON DAKİKA
İŞ DÜNYASI Perşembe 21 Mayıs 2026 02:26

YAPI MERKEZİ HOLDİNG, UN GLOBAL COMPACT'E KATILDI

Yapı Merkezi Holding, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne (United Nations Global Compact – UN Global Compact) katıldığını açıkladı. Şirket, bu adımı uzun süredir uyguladığı taksonomi uyumlu proje geliştirme ve ESG odaklı yönetim yaklaşımını küresel bir iş birliği ağı içinde daha görünür hale getiren stratejik bir adım olarak değerlendiriyor.

Yapı Merkezi Holding, UN Global Compact'e katıldı

1965’ten bu yana mühendislik, taahhüt, proje geliştirme ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren Yapı Merkezi Holding, sürdürülebilirliği; risk yönetimi, kurumsal dayanıklılık ve uzun vadeli değer üretimi ile doğrudan ilişkili bir iş modeli unsuru olarak ele alıyor.

İşimiz Ortak Değer ve Ölçülebilir Etki Üretmek

Küresel ölçekte projeler artık yalnızca teknik yeterlilikleriyle değil; çevresel ve sosyal etkileri, yönetişim yapıları ve paydaş beklentilerine verdikleri yanıt üzerinden değerlendiriliyor. Bu çerçevede Yapı Merkezi Holding, projelerini yalnızca fiziksel çıktılar olarak değil; uzun vadeli etki üreten ve ortak değer yaratan yapılar olarak konumlandırıyor.

Yapı Merkezi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Başar Arıoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Bugün mühendislik ve inşaat sektöründe rekabet yalnızca hız, maliyet ve teknik kalite üzerinden tanımlanmıyor. Geliştirilen projelerin ESG kriterleriyle uyumu, risk profili ve paydaşlara sunduğu güven belirleyici hale geliyor. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bu dönemde, taksonomi uyumlu projeler geliştiren şirketlerin sürdürülebilir altyapı ve üretim kapasitesini daha görünür kılacağına inanıyoruz.”

Stratejiden Sahaya: Bölgesel Entegrasyon

Mustafa Başar Arıoğlu’nun işaret ettiği yaklaşım, uluslararası projelerde somut karşılık buluyor.

Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayi A.Ş. Başkan Vekili Dr. Erdem Arıoğlu’nun Kenya’daki demiryolu elektrifikasyonu ile Uganda’daki elektrikli hat yatırımı arasında bölgesel entegrasyona dikkat çeken değerlendirmeleri, bu yaklaşımın sahadaki yansımasını ortaya koyuyor. Nairobi’de düzenlenen The Africa We Build Summit 2026 zirvesine davet edilen tek müteahhitlik firması olan Yapı Merkezi İnşaat, büyük ölçekli projelerde başarının güçlü finansman yapısı, etkin risk paylaşımı ve stratejik iş birliklerine dayandığını vurguluyor.

Son dönemde Doğu Afrika’da öne çıkan gelişmeler, ulaşım altyapısında yalnızca fiziksel bağlantısallığın değil; iklim uyumu, finansman kabiliyeti, operasyonel verimlilik ve uluslararası paydaş güveninin de belirleyici hale geldiğini gösteriyor.

Tanzanya Standard Gauge Railway projesinin üçüncü ve dördüncü etapları için 2,2 milyar dolarlık finansman paketinin imzalanması, Kenya’da Standard Gauge Railway hattının elektrifikasyonuna yönelik dönüşüm modeline ilişkin üst düzey görüşmelerin başlaması ve Uganda’daki Malaba–Kampala demiryolu koridorunda iki hafta süren Çevresel ve Sosyal Durum Tespiti (ESDD) saha misyonunun tamamlanması bu dönüşümün somut göstergeleri arasında yer alıyor. Söz konusu saha çalışmasına RSK (kreditörlerin bağımsız çevresel ve sosyal danışmanı), kreditör temsilcileri (EKN, OeKB, AfDB ve Citibank dahil), SGR ve Yapı Merkezi Holding ekipleri katılım sağlarken, Dünya Bankası da gözlemci olarak sürecin belirli bölümlerine dahil oldu.

Bu gelişmeler, düşük karbonlu, yatırım yapılabilir ve bölgesel entegrasyonu destekleyen demiryolu projelerine yönelik ilginin giderek güçlendiğine işaret ediyor. Yapı Merkezi ise bu dönüşümü, yalnızca proje teslim eden bir yapı olmanın ötesinde; sorumlu, ölçülebilir ve finansmanla uyumlu altyapı çözümleri geliştiren bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak değerlendiriyor.

Küresel Çerçeve ve Proje Yaklaşımı

Türkiye’nin COP31 sürecinde öne çıkan başlıklar arasında döngüsel ekonomi, iklim finansmanı, enerji geçişi ve dayanıklı altyapı yer alıyor. Bu dönüşüm, altyapı projelerinin yalnızca fiziksel kapasiteyle değil; operasyonel süreklilik, risk yönetimi ve uzun vadeli değer üretimi perspektifiyle ele alınmasını gerektiriyor.

Yapı Merkezi Holding’in yaklaşımı yalnızca yeni projelerde değil; geçmişte hayata geçirilen yatırımlarda da karşılık buluyor. İstanbul’da iki kıtayı denizin altından bağlayan Avrasya Tüneli, yenilikçi finansman modeli ve mühendislik çözümleriyle uluslararası literatürde yer alan bir proje olarak öne çıkarken, aynı zamanda Blue Dot Network sertifikası alan ilk projelerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu çerçevede Yapı Merkezi Holding, yalnızca proje geliştiren bir yapı değil; ESG, risk yönetimi ve uluslararası standartlara uyumu merkeze alan entegre bir altyapı ve proje geliştirme merkezi olarak konumlanıyor.

UN Global Compact katılımı ile şirket, sürdürülebilirlik yaklaşımını küresel ölçekte iş birliği, şeffaflık ve ortak değer üretimi temelinde ele alan bir platformun parçası haline geliyor. Bu yaklaşım, Yapı Merkezi Holding’in yönetişim kalitesi, çevresel performansı ve ölçülebilir etki üretimi ile küresel ölçekte değer yaratan bir iş modeli sunduğunu ortaya koyuyor.