UCUZ TATLI ALIRKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN
Artan maliyetler ve daralan ihracat geleneksel tatlı sektörünü çıkmaza sürüklerken, fırsatçılar insan sağlığıyla oynuyor. Akyürek Global Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Burak Akyürek, fahiş fiyatlardan kaçmanın yolunu hilede bulanların yer fıstığını gıda boyasıyla boyayıp baklavada 'Antep fıstığı' niyetine kullandığını açıkladı.

Hakan ÖZBAY
Türkiye'de son dönemde zirveye tırmanan kira, enerji ve hammadde maliyetleri, geleneksel tatlı ve lokum sektöründe deprem etkisi yaratıyor. Bir yandan azalan ihracat pazarları ve düşen alım gücüyle ayakta kalma mücadelesi veren dürüst esnaf, diğer yandan maliyetleri düşürmek adına akılalmaz hilelere başvuran fırsatçılarla aynı pazarda rekabet etmeye zorlanıyor. Hatay doğumlu olan, Eminönü ve Unkapanı'ndaki tesislerinde hem üretim hem de turistik misafir ağırlama faaliyetleri yürüten Mehmet Burak Akyürek, gıda sektörünün perde arkasında yaşanan karanlık tabloyu ve ekonomideki sistemsel çarpıklıkları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
GIDA BOYALI YER FISTIĞIYLA TÜKETİCİ KANDIRMACASI
Girdi maliyetlerinin bir yıl içinde yüzde 500 ila 600 oranında artması, baklava tezgahlarındaki kaliteyi doğrudan vurdu. Geçen yıl 600-700 TL bandında olan Antep fıstığının kilosunun nakit ödemeyle dahi 1300-1400 liralara dayanması, piyasada "merdiven altı" çözümleri tetikledi. Piyasada 300 liraya fıstıklı baklava satıldığını belirten Akyürek, karşılaştığı akılalmaz hileyi şu çarpıcı sözlerle ifade etti:
"Geçen gün bir yere gittim, '300 liraya fıstıklı baklava satıyorum' diyor. Üretici olduğumu söyleyip bunu nasıl başardığını, beni buna inandırmasını istedim. Bana verdiği cevap kan dondurucuydu: 'Ben oraya Antep fıstığı yazmadım ki, fıstıklı baklava satıyorum' dedi. İşin finalinde kelime oyunu yapıyorlar. Ufak bir gıda boyasıyla yer fıstığını yeşile boyuyorlar, millet de bunu Antep fıstığı sanıp alıyor. İnsanlar ufak bir boya hilesiyle kandırılıyor."
MALİYET ÇIKMAZI İHRACATI SIFIRLADI
Akyürek'in açıklamaları, Türkiye'nin ihracatta kan kaybettiği pazarlara da ışık tutuyor. Pandemi döneminde bile Azerbaycan, Dubai ve Almanya başta olmak üzere 11 ülkeye düzenli ihracat yaptıklarını belirten Akyürek, bugün bu ülkelerin hiçbirine ürün gönderemediklerini kaydetti. Rekabet gücünün nasıl eridiğini Suudi Arabistan örneğiyle özetleyen Akyürek, şunları söyledi:
"Biz burada iyi bir baklavayı üretmek için 1300-1400 TL maliyet harcıyoruz, satmak için 1600-1700 TL dememiz gerekiyor. Ancak Arabistan'da aynı baklavayı 100 Riyale, yani yaklaşık 900 TL'ye satıyorlar. Demek ki orada 600-700 lira bandında üretebiliyorlar. Biz düne kadar bir paket lokumu 10-15 liraya mal edip ihraç ederken, şu an sadece boş kutunun maliyeti 22 lira, bez çantanın maliyeti 36 lira oldu. İçine lokum koymadan maliyet 56 liraya çıkıyor. Kira 100 bin liradan 250 bin liraya, elektrik faturası 5 bin liradan 50 bin liraya fırladı. Turistlere ve yurt dışındaki misafirlere bu maliyet artışlarını anlatamıyoruz. Çekle çalışma devri de rekor seviyedeki karşılıksız çek patlaması yüzünden kapandı, piyasada nakit dönmüyor."
TARIMDA KOMİSYONCULAR KALDIRILSIN
Gıda enflasyonunun temelinde yatan en büyük sorunun aracı kurumlar ve komisyoncular olduğuna dikkat çeken Akyürek, devletin tarım politikalarında radikal bir adım atması gerektiğini savundu. Tarlada 3-10 lira olan bir mandalinanın veya biberin büyükşehirlere gelene kadar 100 liraya çıkmasının sistemin bir defosu olduğunu belirterek çarpıcı bir çözüm önerisi sundu:
"Aradaki firmalar, büyük marketler kendi aralarında fatura kese kese fiyatı şişiriyorlar. Devletimizin her şeye gücü yetiyor. Halleri kapatıp devlete bağlasınlar. Komisyoncuları aradan çıkarsınlar. Üreticiden malı bizzat devlet alıp kendi lojistiğiyle esnafa, manava ulaştırsın. Tarlada 10 lira olan ürün, devletin yol masrafı ve cüzi bir karıyla İstanbul'da bize 20-25 liraya gelsin. Biz 90 liraya maliyetlendirilmiş domatesi almak zorunda kalırsak, tüketici de ucuza yiyemez."
TURİZMDE HANUTÇULUK VURGUNU
Ekonomiyi sarsan bir diğer etkenin ise turizm bölgelerindeki yüksek komisyon oranları (hanutçuluk) olduğunu dile getiren Akyürek, tur rehberlerine ve şoförlere yüzde 50-60'lara varan hak ediş ödendiğini belirtti. Bu durumun fiyatları suni olarak fahiş seviyelere çektiğini vurgulayan Akyürek, "Sapanca gibi bölgelerde çok büyük sıkıntılar var. 2 bin liralık balı 8 bin liraya satıp yarısını şoföre veriyorlar. Turist Eminönü ve Mısır Çarşısı'ndaki dürüst esnaf yerine, rehberlerin daha çok komisyon aldığı yüksek fiyatlı, kalitesiz yerlere götürülüyor. Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB'ın el ele verip bu komisyon tavanlarına, acentelerin sabit tarifelerine ve niteliksiz turizmcilere bir standart getirmesi şart. Türkiye'yi tanıtırken dürüst esnafın hakkı yenmemeli" dedi.
HATAY'IN TAMAMEN AYAĞA KALKMASI 2031'İ BULUR
Aslen Hataylı olan ve depremin ilk gününden itibaren 750 araçlık ve 47 motosikletli bir konvoyun koordinasyonunu üstlenerek memleketinde arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine katılan Akyürek, bölgedeki son duruma dair sahadan gerçekçi değerlendirmeler yaptı. Devletin yeni hastaneler, otoyollar, tüneller ve altyapı projeleriyle bölgede muazzam bir çalışma yürüttüğünü belirten Akyürek, sürecin büyüklüğüne dikkat çekerek şunları söyledi:
"Mehmet Öntürk Başkanımız ve Valimiz parti gözetmeksizin muhteşem bir birlik ve beraberlik tablosu çiziyor. Kurum Bakanımız şehri adeta aslına uygun şekilde ilmik ilmik işliyor. Meclis binasının, Habibi Neccar Camii'nin yeniden ışıklandığını görmek bizi yeniden doğmuş gibi hissettirdi. Ancak yıkım o kadar büyük ki, 'bir iki sene içinde tamamen biter' demek hayal ürünü olur. Şehrin ana hatları bitse de iç kısımları duruyor. Benim sahadaki öngörüme göre, Hatay'ın tamamen eski işleyişine dönmesi ve şantiyelerin bitmesi en az 5-6 yıl daha, yani 2031'i bulacaktır."
Önümüzdeki ilk seçimlerde Hatay'dan milletvekili adayı olmayı planladığını da sözlerine ekleyen Akyürek, siyasetin halkın içinden gelenlerle yapılması gerektiğini belirterek, "Doktorlar kendi mesleğini yapmalı, belediye başkanları ve vekiller esnafın, halkın içinden çıkmalı. Çünkü halkın, üreticinin ve ticaretin gerçek yarasını en iyi esnaf bilir. Bizim makam derdimiz yok, şahsi meselemiz olan memleketimize, ülkemize fayda sağlama derdimiz var" diyerek açıklamalarını noktaladı.
