SON DAKİKA
Savunma Salı 11 Ağustos 2026 02:20

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YENİ DÖNEMİN KAPISI ARALANDI

Körfez'de şekillenen ortak savunma mekanizması, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını artırabilecek, enerji arz güvenliğini güçlendirebilecek ve Körfez sermayesinin Ankara'ya yönelmesini hızlandırabilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, anlaşmanın lojistik koridorlarından altyapı yatırımlarına kadar birçok alanda milyarlarca dolarlık ekonomik hareketlilik yaratabileceğini belirtiyor

Türkiye ekonomisinde yeni dönemin kapısı aralandı

Mustafa DENİZ

Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Mekke’de gündeme gelen Ortak Savunma Anlaşması, yalnızca askeri ve diplomatik boyutuyla değil, Türkiye ekonomisine olası etkileriyle de dikkat çekiyor. Bölgesel güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen girişim, Ankara açısından savunma sanayii, enerji, lojistik, turizm ve Körfez sermayesi başlıklarında yeni fırsatlar ve riskler doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ekonomi çevrelerine göre anlaşmanın somut bir yapıya kavuşması halinde Türkiye’nin en güçlü avantajı, son yıllarda hızla büyüyen savunma sanayii ekosistemi olabilir.

Savunma ihracatına yeni kapı

Türkiye’nin insansız hava araçları, zırhlı araçlar, elektronik harp sistemleri ve mühimmat üretimindeki kapasitesi, ortak savunma projelerinde Ankara’yı önemli bir tedarikçi konumuna taşıyabilir.

Sektör temsilcileri, Körfez ülkeleriyle yürütülecek ortak üretim ve teknoloji paylaşımı projelerinin savunma ihracat gelirlerini artırabileceğini, yüksek katma değerli üretimi destekleyebileceğini, döviz girişine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin son yıllarda Orta Doğu ve Körfez ülkeleriyle savunma alanında imzaladığı anlaşmalar dikkate alındığında, Mekke merkezli yeni bir güvenlik mimarisinin Türk savunma şirketleri için uzun vadeli sipariş potansiyeli yaratabileceği ifade ediliyor.

Enerji güvenliği ekonomik rahatlama sağlayabilir

Anlaşmanın Türkiye açısından en kritik başlıklarından biri de enerji arz güvenliği olarak görülüyor.

Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı hattında güvenliğin güçlenmesi durumunda petrol ve LNG sevkiyatlarında aksama riskinin azalabileceği, navlun ve sigorta maliyetlerinin düşebileceği, enerji fiyatlarındaki oynaklığın sınırlanabileceği değerlendiriliyor.

Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle, bölgedeki istikrarın korunması cari açık ve enflasyon üzerinde dolaylı olumlu etki yaratabilir.

Körfez sermayesi yeniden hızlanabilir

Ekonomistler, ortak savunma mekanizmasının siyasi ilişkileri güçlendirmesi halinde Körfez kaynaklı doğrudan yatırımların yeniden ivme kazanabileceğine dikkat çekiyor.

Özellikle altyapı projeleri, enerji yatırımları, liman işletmeleri, finans ve fintech girişimleri, gayrimenkul ve turizm yatırımları alanlarında Türkiye’nin yeni sermaye çekme potansiyelinin artabileceği belirtiliyor.

Son dönemde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile normalleşen ekonomik ilişkilerin, güvenlik alanındaki iş birliğiyle daha kurumsal bir zemine taşınabileceği değerlendiriliyor.

Lojistik ve ticaret koridorları öne çıkıyor

Türkiye’nin Avrupa, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu arasında lojistik merkez olma hedefi, bölgesel güvenlik projeleriyle doğrudan bağlantılı görülüyor.

Kızıldeniz ve Körfez hattındaki ticaret yollarının daha güvenli hale gelmesi durumunda Türk limanları ve lojistik şirketlerinin transit taşımacılık hacmini artırabileceği, depolama ve dağıtım hizmetlerinden daha fazla gelir elde edebileceği, Orta Koridor projelerine ek avantaj sağlayabileceği ifade ediliyor.

Ancak riskler de var

Uzmanlar, anlaşmanın başarısının bölgesel siyasi dengelere bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Eğer girişim bazı ülkeler tarafından bloklaşma veya askeri ittifaklaşma şeklinde algılanırsa Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler artabilir, enerji fiyatları yeniden yükselebilir, dış ticaret maliyetleri yükselişe geçebilir, turizm gelirleri olumsuz etkilenebilir, küresel yatırımcıların risk algısı Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde baskı oluşturabilir.

Bu nedenle anlaşmanın ekonomik etkisinin, iş birliği mi yoksa yeni bir bölgesel rekabet alanı mı yaratacağına bağlı olarak şekilleneceği vurgulanıyor.

Potansiyel olumlu belirleyici olan uygulama

Ekonomi uzmanlarının ilk değerlendirmesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Türkiye için potansiyel olarak olumlu ekonomik fırsatlar barındırdığı yönünde. Savunma sanayii ihracatının artması, enerji arz güvenliğinin güçlenmesi ve Körfez sermayesinin Türkiye’ye yönelmesi, orta vadede büyümeye destek verebilir.

Ancak bu olumlu senaryonun gerçekleşmesi için anlaşmanın şeffaf bir kurumsal yapıya kavuşması, ekonomik iş birliği mekanizmalarıyla desteklenmesi, bölgesel gerilimleri azaltıcı bir rol üstlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Ankara’nın önümüzdeki dönemde hem güvenlik diplomasisini hem de ekonomik çıkarlarını birlikte gözeten çok yönlü bir politika izlemesi bekleniyor.