TÜRKİYE AVRUPA'NIN YEŞİL DÖNÜŞÜM HAM MADDE ÜSSÜ OLABİLİR
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) ev sahipliğinde düzenlenen "Deniz Yoluyla Geri Dönüştürülebilir Plastik Atıkların İthalat, İhracat ve Notifikasyon Süreci Çalıştayı", kamu, sektör ve akademi temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Deniz yoluyla geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalat, ihracat, izin, gümrük ve notifikasyon süreçlerinin tüm yönleriyle ele alındığı çalıştaya PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu'nun yanı sıra Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü, Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED Genel Müdürlüğü ve ilgili birimleri, sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu çalıştayda yaptığı konuşmasında, “Avrupa Birliği'nin plastik atık sevkiyatına ilişkin yürürlüğe koyacağı yeni düzenlemeler, Türkiye için çok büyük bir ekonomik fırsatın kapısını aralıyor.” dedi ve Avrupa'nın OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını sınırlandıracak olması, güçlü geri dönüşüm altyapısına sahip OECD üyesi ülkeleri ön plana çıkarırken, OECD üyesi Türkiye'nin bu süreçte önemli bir merkez haline gelebileceğine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye'nin geri dönüşüm sektöründe sahip olduğu üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve ihracat gücüyle Avrupa'nın yeşil dönüşüm sürecinde kritik bir rol üstlenebileceğini belirten Eroğlu, gerekli düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
"YEŞİL DÖNÜŞÜM HAM MADDESİ İÇİN KRİTİK FIRSAT"
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, yurt içindeki atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesinin her zaman öncelikli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
"Türkiye'nin plastik üretim kapasitesi ve ihracat büyüklüğü dikkate alındığında, yeşil dönüşüm ham maddesine erişim için kontrollü, kayıtlı, izlenebilir ve çevre standartlarına uygun ithalat da büyük önem taşıyor. Burada savunduğumuz şey çevre lisansına sahip, denetlenebilir, kütle dengesi izlenebilen, yeşil dönüşümün ana ham maddesi olan geri dönüştürülebilir plastik atıkların sanayimize kazandırılmasıdır."
Avrupa Birliği'nin yeni atık sevkiyatı kurallarıyla birlikte çevresel denetim, izlenebilirlik ve hedef ülke standartlarının daha da önem kazandığını ifade eden Eroğlu, OECD üyeliğinin Türkiye'ye önemli bir avantaj sağladığını ancak bu fırsatın kendiliğinden gelmeyeceğini belirtti.
"TÜRKİYE OECD AVANTAJINI HIZLI KULLANMALI"
Türkiye'nin bu süreçte diğer OECD ülkeleriyle rekabet edeceğini vurgulayan Eroğlu, şöyle devam etti:
"Türkiye OECD üyesi bir ülke olarak Avrupa'nın yeşil dönüşüm ham maddesi tedarikinde güçlü adaylardan biridir. Ancak yeni sistemde ortaya çıkan notifikasyon başvurularının uzun süre beklemesi, firmaların aynı dosya için kurumlar arasında tekrar tekrar işlem yapmak zorunda kalması ve yeni AB sisteminin gerektirdiği teknik süreçlerde yaşanabilecek gecikmeler Türkiye'nin bu fırsatı kaçırmasına neden olabilir. Kamudan beklentimiz süreçlerin hızlandırılması, ilgili birimlerde personel kapasitesinin artırılması ve yeni mevzuata yönelik teknik eğitimlerin güçlendirilmesidir.
KAMU, AKADEMİ VE SANAYİ AYNI HEDEFTE BULUŞTU
Çalıştayın ev sahipliğini üstlenen Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, deniz yoluyla geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalat, ihracat ve notifikasyon süreçlerinin yalnızca ticari değil, aynı zamanda çevresel, hukuki ve stratejik yönleri bulunan çok boyutlu bir konu olduğunu vurguladı.
Önel, akademi, kamu ve sanayinin aynı masada buluşmasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Deniz yoluyla taşınan geri dönüştürülebilir plastik atıkların yönetimi; deniz ticareti hukuku, çevre hukuku, gümrük uygulamaları, uluslararası atık sevkiyatı kuralları ve sanayi politikalarını birlikte ilgilendiren bir alandır. Bu nedenle konuyu yalnızca bir izin veya ticaret meselesi olarak değil, Türkiye’nin yeşil dönüşüm vizyonu içinde değerlendirmek gerekir.
DEHUKAM olarak bu çalıştayla akademinin bilgi birikimini, kamunun düzenleyici ve denetleyici rolünü, sanayinin uygulama tecrübesini aynı zeminde buluşturmayı amaçladık. Türkiye’nin hem çevreyi koruyan hem de geri dönüşüm sanayisinin rekabet gücünü artıran güçlü ve öngörülebilir bir sistem kurmasına katkı sunmayı önemsiyoruz.”
GÜMRÜKLERDE DİJİTALLEŞME VE İŞLEM SÜRELERİNİN HIZLANMASI
T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş, geri dönüştürülebilir plastik atıkların deniz yoluyla ithalat ve ihracat süreçlerinde gümrük idaresinin kritik bir rol üstlendiğini belirtti.
Gümüş, gümrüklerde dijitalleşme, veri paylaşımı ve kurumlar arası entegrasyon sayesinde sanayicilerin işlemlerinin daha hızlı ve güvenli şekilde yürütülmesi için önemli çalışmalar yapıldığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Gümrük idaresi olarak temel amacımız, ticaretin güvenli, hızlı ve mevzuata uygun şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalat ve ihracat süreçlerinde de hem çevrenin korunmasını hem de sanayicilerimizin işlemlerinin öngörülebilir ve hızlı biçimde tamamlanmasını önemsiyoruz.
Son yıllarda gümrüklerde dijitalleşme, elektronik başvuru, kurumlar arası veri entegrasyonu ve risk esaslı kontrol uygulamalarıyla işlem sürelerinin kısaltılması yönünde önemli adımlar atıldı. Bu alanda da ilgili kurumlarla koordinasyon içinde, çevre mevzuatına uyumlu, denetlenebilir
ve sanayicinin iş süreçlerini kolaylaştıran bir sistemin gelişmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.”
ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE ÇEVRENİN KORUNMASI BİRLİKTE ELE ALINMALI
T.C. Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Hakkı Karaörklü, geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalatında çevrenin korunması, ürün güvenliği ve sanayinin ham madde ihtiyacının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Karaörklü, denetimlerin temel amacının ticareti zorlaştırmak değil, çevreye ve insan sağlığına zarar verebilecek uygunsuzlukların önlenmesi olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu konuda temel yaklaşımımız nettir: Bir yandan sanayimizin önünü açarken, diğer yandan çevreyi en hassas şekilde korumak zorundayız. Geri dönüştürülebilir plastik atıkların ithalatı, ancak doğru yönetildiğinde ülke ekonomisine katkı sağlayan bir ikincil ham madde kaynağına dönüşür.
Yönetemezsen atık, yönetirsen katık olur. Bizim amacımız da çevre yönünden iyi yönetilmiş, denetlenebilir, izlenebilir ve mevzuata uygun bir sistemin kurulmasına katkı sağlamaktır.
Ürün güvenliği ve denetimi alanındaki düzenlemelerimiz, çevrenin korunmasını, uygunsuz ve riskli ürünlerin ülkeye girişinin önlenmesini, sanayimizin ise güvenilir ve standartlara uygun girdiye erişimini amaçlamaktadır. Kamu olarak sanayicimizin yanındayız; ancak bu desteği çevre ve insan sağlığını en üst düzeyde koruyan bir denetim anlayışıyla birlikte yürütüyoruz.”
YEŞİL DÖNÜŞÜM KALKINMA MODELİNİN MERKEZİNDE
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürü Fatih Ekmekci, yeşil dönüşümün Bakanlığın ana gündemlerinden biri hâline geldiğini belirterek, bu dönüşümün yalnızca sanayiyi değil, tüm toplumu kapsayan bir model olarak ele alındığını ifade etti.
Ekmekci, AB’nin yeni atık sevkiyatı düzenlemelerine uyum konusunda Bakanlık olarak gerekli çalışmaların yürütüldüğünü belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Yeşil dönüşüm artık yalnızca belirli sektörlerin değil, sanayicilerimizin, kamu kurumlarımızın ve tüm vatandaşlarımızın ortak gündemidir. Bakanlık olarak yeşil dönüşümü tabana yayılan, çevreyi korurken kalkınmayı da destekleyen bir model olarak ele alıyoruz.
Avrupa Birliği’nin yeni atık sevkiyatı düzenlemelerine uyum konusunda gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Amacımız, çevreyle uyumlu bir kalkınma modelini sanayicilerimizle birlikte hayata geçirmek, hem yurt içinde atık toplama kapasitesini artırmak hem de yeşil dönüşümün ham maddesi olan ikincil ham maddeler konusunda hızlı ve doğru aksiyonlar almaktır.
Türkiye’nin geri dönüşüm sanayisinin gelişmesini önemsiyoruz. Ancak bu gelişimin çevre standartlarından taviz vermeden, izlenebilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde gerçekleşmesi gerekiyor. Bakanlık olarak bu dengeyi koruyacak şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
"TÜRKİYE GERİ DÖNÜŞÜM ÜSSÜ OLABİLİR"
TOBB Geri Dönüşüm Meclisi Başkan Yardımcısı ve Tüm Atık ve Çevre Yönetimi Derneği (TAYÇED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Benli ise konu hakkında, “Avrupa Atığı artık sadece geri dönüşüm altyapısına güvendiği OECD üyesi ülkelere göndermek istiyor.” diyerek, Türkiye'nin güçlü denetim ve izleme mekanizmaları sayesinde bölgesel bir geri dönüşüm merkezi olabileceğini söyledi.
"YER ÜSTÜNDEKİ PETROL FIRSATI"
Geri Dönüşüm ve Geri Kazanımcılar Derneği (GEKADER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Turhan da Avrupa'nın yeni düzenlemelerinin Türkiye için geçmişte kaçırılan fırsatlardan çok daha büyük bir imkan sunduğunu söyledi.
Turhan, geri dönüştürülebilir plastik atıkları "yer üstündeki petrol" olarak tanımlayarak şu değerlendirmede bulundu:
"OECD dışındaki ülkeler bu atıklardan elde edilen geri dönüştürülmüş ham maddelere ihtiyaç duyacak. Türkiye bu süreci doğru yönetebilirse dünyanın en önemli geri dönüşüm ve yeşil ham madde merkezlerinden biri haline gelebilir. Geri dönüşümden elde edilen ham maddeler, geleneksel petrokimya üretimine göre çok daha düşük karbon ayak izine sahip. Bu nedenle Avrupa'nın geri dönüştürülmüş içerik zorunlulukları da düşünüldüğünde önümüzde çok büyük bir fırsat bulunuyor."
Türkiye'nin halihazırda güçlü bir geri dönüşüm altyapısına sahip olduğunu belirten Turhan, kamu ve özel sektörün ortak hareket ederek yeni düzenlemelere hızla adapte olması gerektiğini ifade etti.
ULUSLARARASI ŞİRKETLERDEN DE TÜRKİYE'YE DESTEK
Uluslararası geri dönüşüm sektörünün önemli şirketlerinden DE PAAUW'un Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Maurice Evers de Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirebilecek altyapıya sahip olduğunu belirterek, Avrupa'da oluşan yeni sistemin çevre standartlarına uygun çalışan tesisler için önemli avantajlar sağlayacağını ve Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı ve geri dönüşüm kapasitesiyle Avrupa'nın önemli iş ortaklarından biri olabileceğini söyledi.