OKULLARDA ŞİDDETİN PERDE ARKASI
Okullarda şiddet değil, ihmal patlıyor: "Bir çocuk silaha uzanıyorsa, biz çoktan kaybettik" Uzman Psikolog Esra Tanrıverdi'ye göre bu yaşananlar bir tesadüf değil, yıllardır görmezden gelinen bir çöküşün sonucu. "Bir çocuk silaha uzanmaz, o noktaya itilmiştir"

Tanrıverdi, çocukların şiddete yönelmesini “bireysel suç” olarak değerlendiren bakış açısının gerçeği gizlediğini söylüyor:
“Bir çocuk silaha uzanıyorsa, o çocuk suçun başlangıcı değil sonucudur. O noktaya gelene kadar defalarca sinyal vermiştir. Ama kimse görmemiştir. Çünkü biz çocukların davranışını yargılamayı, duygusunu anlamaya tercih ediyoruz.”
Asıl kriz: Görülmeyen çocuklar
Bugün yaşananların arkasında “görülmeyen çocuklar” olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, en sert uyarısını yapıyor:
“Bir çocuk sessizse, bu iyi olduğu anlamına gelmez. Bu, içerde bir şeylerin biriktiği anlamına gelir. Ve o birikim bir gün mutlaka patlar. Şu an yaşadığımız tam olarak bu.”
Evde başlayan şiddet, okulda devam ediyor
Şiddetin kaynağının çoğu zaman ev ortamı olduğuna dikkat çeken Tanrıverdi, ailelere açık bir mesaj veriyor:
“Evde bağırılan, aşağılanan, korkutulan çocuk; sevgiyi değil gücü öğrenir. Ve gücü de zarar vererek gösterir. Sonra o çocuk okula gider ve biz ‘bu çocuk neden böyle?’ diye sorarız.”
Dijital dünya çocukları duyarsızlaştırıyor
Şiddetin sadece evde değil, ekranlarda da üretildiğini belirten Tanrıverdi:
“Çocuklar artık şiddeti izleyerek büyüyor. Vurmanın, kırmanın, yok etmenin sıradanlaştığı bir dünyada empati gelişmez. Empati yoksa, vicdan zayıflar.”
Sorun çocuklar değil yetişkinlerin körlüğü
Tanrıverdi’ye göre asıl problem çocuklar değil, yetişkinlerin görmezden gelmesi:
“Biz çocukları kaybetmiyoruz. Biz onları hiç görmedik. Asıl sorun burada. Çocuklar bağırmadan önce fısıldar. Ama biz o fısıltıyı duymadık.”
Bu bir uyarı değil alarm
Uzman Psikolog Esra Tanrıverdi, yaşananların artık bir “uyarı” değil, açık bir alarm olduğunu vurguluyor:
“Bugün bir çocuk silaha uzandıysa, bu sadece o anın değil, yılların sonucu. Ve eğer hâlâ ‘neden yaptı?’ diye soruyorsak, hâlâ meseleyi anlamamışız demektir.”