"KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ASIL MESELE UZLAŞMAYI SAĞLAYABİLMEK"
SEGA Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan, İstanbul'da hız kazanan kentsel dönüşüm sürecini, sektörün mevcut durumunu ve geleceğe yönelik beklentilerini değerlendirdi. Turan, devlet desteklerinin dönüşümü hızlandırdığını ancak sürecin önündeki en büyük engelin vatandaşlar arasındaki uzlaşma sorunu olduğunu söyledi

Çiğdem MEN
Deprem gerçeğiyle birlikte İstanbul’da kentsel dönüşüm çalışmaları her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Özellikle devlet destekleri ve yeni finansman modelleriyle birlikte dönüşüm projelerinde hareketlilik yaşanırken, sektör temsilcileri sahada yaşanan sorunlara dikkat çekiyor. SEGA Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Turan ile şirketin büyüme hikâyesini, kentsel dönüşümün geldiği noktayı ve sektörün geleceğini konuştuk.
Öncelikle sizi ve SEGA Yapı’yı tanıyabilir miyiz?
1997 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Meslek hayatıma büyük bir firmanın bölge müdürü olarak başladım. Daha sonra ortaklarımla birlikte İstanbul’da kendi şirketimizi kurduk. SEGA Yapı ise bugünkü yapısıyla 2016 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.
Özellikle 2019 yılından sonra önemli bir büyüme sürecine girdik. Bugün hayata geçirdiğimiz projelerin yaklaşık yüzde 90’ı kentsel dönüşüm projelerinden oluşuyor. Ağırlıklı olarak Küçükçekmece’de faaliyet gösteriyoruz. Bunun yanında Kadıköy, Gaziosmanpaşa ve Florya’da projelerimiz bulunuyor. İstanbul’un farklı bölgelerinde de yeni projeler üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Bugüne kadar kaç konut ürettiniz?
Tamamladığımız yaklaşık 1.200 konut bulunuyor. Bunun yanında yapımı devam eden ve 2027 yılında teslim edeceğimiz yeni 1.200 konutluk proje stoğumuz var. Ayrıca sözleşmeleri tamamlanmış yaklaşık 600-700 konutluk yeni projelerimiz bulunuyor. Tamamı kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen projeler.
“Yarısı Bizden” ve “3 Milyon TL Kentsel Dönüşüm Kredi” desteklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu uygulama dönüşüm sürecine ciddi katkı sağladı. Vatandaş açısından en önemli konu maliyet ve finansman. Devletin verdiği destekler bu noktada önemli bir kolaylık sunuyor.
Ancak sistemin bazı riskleri de var. İnşaat maliyetleri sürekli değişiyor. Enflasyon nedeniyle proje başındaki maliyetlerle proje sonundaki maliyetler arasında ciddi farklar oluşabiliyor. Bu durum bazı firmaları zorlayabilir. Biz firma olarak mümkün olduğunca kendi finansal gücümüzle hareket etmeyi tercih ediyoruz.
Sektörün mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz?
Faizler düşmeden ve enflasyon kontrol altına alınmadan konut sektörünün tam anlamıyla rahatlaması zor görünüyor. Şu anda piyasada daha çok yatırım amaçlı veya zorunlu ihtiyaç nedeniyle yapılan alımlar var.
Aslında bugün piyasada devam eden projelerin önemli bir kısmı devlet destekleri sayesinde ilerliyor. Eğer “Yarısı Bizden” modeli olmasaydı, çok daha az sayıda proje hayata geçirilebilirdi.
Yabancı yatırımcı ilgisi sürüyor mu?
Evet, sürüyor. İran, Rusya, Filistin ve zaman zaman Çin’den yatırımcılar geliyor. Özellikle iyi lokasyondaki projeler yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor.
Çinli yatırımcılar Türkiye’yi Avrupa ve Amerika pazarlarına açılan bir kapı olarak görüyor. Pandemi sonrasında azalan ilgi son dönemde yeniden hareketlenmeye başladı.
Kentsel dönüşümde yaşanan en önemli sorunlar neler?
Finansman kadar önemli olan bir diğer konu da hukuki süreçler. Özellikle kat irtifakı ve tapu işlemlerinde yaşanan sorunlar projelerin ilerlemesini yavaşlatabiliyor.
Bir kişinin eksik imzası bile süreci tıkayabiliyor. Mirasçılarla ilgili yaşanan problemler de işleri uzatabiliyor. Devlet son yıllarda önemli düzenlemeler yaptı ancak uygulamada hâlâ iyileştirilmesi gereken noktalar bulunuyor.
Kentsel dönüşümle birlikte “beyin dönüşümü” de mümkün mü?
Açıkçası bunun çok kolay olduğunu düşünmüyorum. Yeni bina yapmak mümkün ama insanların düşünce yapısını değiştirmek oldukça zor.
Eğitim seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde bile ortak karar almakta zorlanıyoruz. Herkes kendi açısından haklı gerekçeler sunuyor. Ancak sonuçta eski ve riskli yapıların yenilenmesi gerekiyor.
Yeni yapılan binalar güvenlik, konfor ve ekonomik değer açısından çok daha avantajlı olmasına rağmen insanlar paylaşım ve uzlaşma konusunda anlaşmakta zorlanabiliyor. Bu nedenle kentsel dönüşümün en önemli ayağının insan faktörü olduğunu düşünüyorum.
Gelecek hedefleriniz neler?
Önceliğimiz güven veren projeler üretmek ve marka değerimizi güçlendirmek. Şu anda önümüze çok sayıda proje geliyor ancak kontrollü büyümeyi tercih ediyoruz.
Bizim için önemli olan yalnızca konut üretmek değil, aynı zamanda güven oluşturmak. İnsanların bir projeyi gördüğünde “Burada yaşarım” diyebilmesi gerekiyor. Kalıcı başarı ancak bu şekilde mümkün olabilir.