KAYA PETROLÜNDE BÜYÜK SINAV BAŞLIYOR
Türkiye'nin enerji bağımlılığını azaltma hedefinde gözler bu kez Diyarbakır'a çevrildi. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, bölgede yaklaşık 7 bin 200-7 bin 600 kilometrekarelik alanda kaya petrolü potansiyeli bulunduğunu, ilk etapta 600 kilometrekarelik bölümde 24 yatay kuyu açılacağını açıkladı. Başarılı sonuç alınması halinde Diyarbakır'ın petrol üretiminde Gabar'ın önüne geçebilecek bir potansiyele sahip olduğu belirtiliyor. Ancak asıl sınav, yer altında petrol bulunmasından çok bu petrolün ekonomik maliyetlerle üretilebilmesi olacak

Mustafa DENİZ
Türkiye’nin petrol arama haritasında yeni bir cephe açılıyor. Gabar’da üretimin hızla artırılmasının ardından şimdi gözler Diyarbakır Havzası’na çevrildi. Ancak Diyarbakır’daki çalışma, klasik petrol sahalarından farklı. Hedef, kayaların gözeneklerinde sıkışmış petrolün yatay sondaj ve hidrolik çatlatma gibi konvansiyonel olmayan üretim teknikleriyle yüzeye çıkarılması.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Diyarbakır’da üç yıllık bir program kapsamında toplam 24 yatay kuyu açılmasının planlandığını açıkladı. Çalışmalar dört blokta ve yaklaşık 600 kilometrekarelik alanda yürütülüyor. Bakanlığın verdiği bilgilere göre potansiyel olarak değerlendirilen alan ise bunun yaklaşık 10-12 katına, yani yaklaşık 7 bin 200 kilometrekareye ulaşıyor.
4-6 milyar varillik potansiyel iddiası
Diyarbakır projesini Türkiye açısından önemli hale getiren en kritik rakamlardan biri, bölgede tahmin edilen petrol potansiyeli.
Bayraktar daha önce Diyarbakır'daki kaya petrolü ve kaya gazı potansiyelinin yaklaşık 4-6 milyar varil düzeyinde olabileceğini ve yaklaşık 7 bin 600 kilometrekarelik bir alandan söz edildiğini açıklamıştı. Ancak burada kritik bir ayrım bulunuyor: Bu rakamı doğrudan “üretilebilir rezerv” olarak değerlendirmek doğru değil.
Çünkü kaya petrolü projelerinde yer altında bulunan toplam hidrokarbon miktarı ile ekonomik olarak üretilebilecek petrol miktarı birbirinden çok farklı. Petrolün kayada ne kadar bulunduğu kadar, kayanın geçirgenliği, çatlatılabilirliği, petrolün hareket kabiliyeti, kuyu başına üretim miktarı ve üretim maliyeti de belirleyici oluyor.
Dolayısıyla Diyarbakır için asıl ekonomik değer, sondajlarla birlikte ortaya çıkacak ticari olarak üretilebilir rezerv olacak.
Dadaş Formasyonu neden önemli?
Diyarbakır’ın kaya petrolü hikâyesinin jeolojik merkezinde Dadaş Formasyonu bulunuyor.
Silüriyen yaşlı Dadaş Formasyonu, organik madde açısından zengin şeyl kayalarından oluşuyor. Akademik çalışmalar, özellikle Dadaş-I üyesinin hem kaynak kaya hem de konvansiyonel olmayan rezervuar özellikleri taşıdığını ortaya koyuyor. 2021 yılında yayımlanan kapsamlı bir araştırmada, Diyarbakır Havzası için farklı yöntemlerle yapılan hesaplamalarda 26,66 milyar ile 74,16 milyar varil arasında yerinde petrol (OIP) potansiyeli hesaplandı.
Ancak bu rakamların “Türkiye’nin 74 milyar varil petrol rezervi var” şeklinde okunması yanlış olur.
Araştırmacıların hesapladığı değerler, kayacın içerisinde bulunan teorik yerinde petrol miktarını gösteriyor. Bunun tamamının çıkarılması mümkün olmadığı gibi, tamamının ekonomik olarak üretilebilmesi de beklenmiyor.
Bu nedenle akademik rakamlarla Bakanlığın 4-6 milyar varillik potansiyel değerlendirmesi aynı kavramı ifade etmiyor. Biri jeolojik modellemeye dayalı yerinde hidrokarbon hesabı, diğeri ise saha potansiyeline ilişkin daha farklı bir değerlendirme.
Gabar’ı geçebilir mi?
Diyarbakır projesinin ekonomi açısından en dikkat çekici taraflarından biri de Gabar ile yapılan karşılaştırma.
Enerji Bakanlığı, Diyarbakır'daki projenin başarılı olması halinde Gabar'ın üretim kapasitesinin çok üzerine çıkabilecek bir potansiyel taşıdığını belirtiyor. Bakan Bayraktar, Diyarbakır’ın başarılı olması halinde “Gabar’ı ikiye, üçe katlayabilecek” bir potansiyel gördüklerini ifade etti.
Ancak burada da önemli bir fark var.
Gabar, konvansiyonel petrol üretiminde yüksek verim alınan bir saha. Diyarbakır ise konvansiyonel olmayan üretim teknolojisinin sınanacağı bir alan.
Bu nedenle iki sahayı yalnızca “kaç varil petrol var?” sorusuyla karşılaştırmak yeterli değil. Diyarbakır’da kuyu başına üretim miktarı ve varil başına üretim maliyeti projenin ekonomik kaderini belirleyecek.
24 kuyu neden kritik?
Diyarbakır’da planlanan 24 kuyu, aslında yalnızca petrol arama çalışması değil, aynı zamanda Türkiye’nin kaya petrolü teknolojisini test edeceği büyük bir saha deneyi niteliğinde.
Klasik petrol kuyularında hedef, petrolün doğal olarak hareket edebildiği rezervuara ulaşmak. Kaya petrolünde ise petrol, çok düşük geçirgenlikli kayaların içerisinde tutuluyor. Bu nedenle önce dikey olarak belirli derinliğe inilmesi, ardından yatay ilerlenmesi ve kayacın çatlatılarak petrolün kuyuya doğru hareket etmesinin sağlanması gerekiyor.
Enerji Bakanlığı, Diyarbakır’da yaklaşık 3 kilometrelik dikey sondajın ardından yatay sondaj yapılacağını ve kayaların içerisinde yaklaşık 3 kilometrelik yatay ilerleme gerçekleştirileceğini açıklıyor. Ardından çatlatma yöntemiyle petrolün üretime alınması hedefleniyor.
Bu yöntem başarılı olursa Türkiye açısından yalnızca bir petrol sahası kazanılmış olmayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin konvansiyonel olmayan petrol üretiminde teknoloji, mühendislik ve saha işletmeciliği deneyimi kazanması sağlanacak.
Milyarlarca dolarlık ithalat faturasını etkileyebilir
Türkiye'nin petrol ihtiyacının önemli bölümü ithalat yoluyla karşılanıyor. Bu nedenle yurtiçinde üretilecek her ilave varil petrol, ithalat ihtiyacının ve buna bağlı döviz çıkışının azaltılması açısından önem taşıyor.
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz eşdeğeri toplam ihtiyacının günlük yaklaşık 2 milyon varil seviyesinde olduğunu, Türkiye Petrolleri’nin yurt içi ve yurt dışındaki üretiminin ise yaklaşık 180 bin varil/gün düzeyinde bulunduğunu belirtiyor. Hedef, Türkiye Petrolleri’ni 2028’e doğru yaklaşık 550 bin varil/gün seviyesine, daha uzun vadede ise 1 milyon varil/gün üretim kapasitesine taşıyabilmek.
Diyarbakır bu hedefin önemli parçalarından biri olabilir.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için “potansiyel”in gerçek üretime dönüşmesi gerekiyor.
Asıl kritik soru varil başına maliyet
Diyarbakır projesinin ekonomik başarısını belirleyecek temel gösterge petrolün miktarı kadar üretim maliyeti olacak.
Kaya petrolünde çok sayıda yatay kuyu açılması, yüksek sondaj maliyetleri ve çatlatma operasyonları gerekiyor. Bu nedenle konvansiyonel petrol sahalarına göre daha yüksek yatırım harcamaları ortaya çıkabiliyor.
Petrol fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde ekonomik hale gelebilen bazı kaya petrolü projeleri, düşük fiyat dönemlerinde yatırım açısından cazibesini kaybedebiliyor.
Bu nedenle Diyarbakır'da 24 kuyudan alınacak ilk sonuçlar yalnızca “petrol çıktı mı?” sorusuna değil; kuyudan günlük ne kadar petrol üretildiğine, üretimin ne kadar süre sürdürülebildiğine, bir kuyunun toplam yatırım maliyetine, varil başına üretim maliyetine, çatlatma operasyonlarının verimliliğine, aynı yöntemin daha geniş alana uygulanıp uygulanamayacağına yanıt verecek.
Akademik çalışmalar da temkinli
Diyarbakır Havzası’nın jeolojik açıdan umut verici olduğu konusunda akademik literatürde güçlü bir görüş bulunuyor. 2024 yılında yayımlanan çalışmalar Dadaş şeylini Türkiye’nin en önemli konvansiyonel olmayan rezervuar adaylarından biri olarak değerlendiriyor. Dadaş-I üyesinin kaynak kaya ve rezervuar özelliklerini birlikte taşıdığı belirtiliyor.
Ancak bütün bilimsel çalışmalar aynı derecede iyimser değil.
2019 tarihli bir araştırmada Dadaş Formasyonu’nun organik madde bakımından zengin olduğu ortaya konulurken, kayacın düşük silis ve kırılganlık özelliklerinin üretilebilirlik açısından bazı sorunlar yaratabileceğine dikkat çekiliyor. Çalışma, Dadaş şeylinin kaya petrolü potansiyelinin sınırlı olabileceği sonucuna da yer veriyor.
Bu durum Diyarbakır projesinin neden yalnızca jeolojik bir keşif değil, aynı zamanda teknolojik ve ekonomik bir test olduğunu gösteriyor.
Kaya gazı mı, kaya petrolü mü?
Diyarbakır konusunda kamuoyunda zaman zaman “kaya gazı” ve “kaya petrolü” ifadeleri birbirinin yerine kullanılıyor. Oysa iki kaynak arasında önemli farklar bulunuyor.
Enerji Bakanlığı’nın son açıklamalarında Diyarbakır için ağırlığın kaya petrolünde olduğu görülüyor. Bakan Bayraktar, bölgede petrol ağırlıklı bir hidrokarbon potansiyelinden söz ederken, Trakya’da ise benzer konvansiyonel olmayan üretim yönteminin özellikle kaya gazı için uygulanmasının planlandığını belirtiyor.
Dolayısıyla Türkiye'nin konvansiyonel olmayan hidrokarbon stratejisinde Diyarbakır daha çok kaya petrolü, Trakya ise kaya gazı açısından öne çıkıyor.
Diyarbakır ekonomisi için yeni bir sanayi dalı
Projenin başarılı olması halinde ekonomik etki yalnızca petrol gelirleriyle sınırlı kalmayabilir.
Sondaj, jeoloji, jeofizik, kuyu tamamlama, hidrolik çatlatma, bakım-onarım, lojistik, enerji hizmetleri ve saha ekipmanları gibi alanlarda yeni bir ekonomik ekosistem oluşabilir.
Gabar örneğinde petrol üretiminin bölgesel istihdam üzerindeki etkisi şimdiden görülüyor. Enerji Bakanlığı, Gabar’da 3 bin 500’ün üzerinde kişinin istihdam edildiğini açıklıyor.
Diyarbakır’daki proje ticari üretime geçerse benzer şekilde bölgede yeni bir petrol hizmetleri sektörünün oluşması mümkün olabilir.
Bu da Diyarbakır için petrolün yalnızca yer altındaki ekonomik değeri değil, yer üstünde yaratacağı sanayi ve istihdam değeri açısından da önem taşıyor.
Türkiye için yeni bir enerji denklemine dönüşebilir
Diyarbakır’daki çalışmalar başarılı olursa Türkiye açısından üç sonuç ortaya çıkabilir.
Birincisi, yurtiçi petrol üretimi artar ve ithalat ihtiyacı azalır.
İkincisi, petrol ithalatı için ödenen dövizin bir bölümü yurtiçinde kalır. Bu durum cari denge ve enerji güvenliği açısından olumlu katkı sağlayabilir.
Üçüncüsü, Türkiye yalnızca petrol üreten değil, kaya petrolü gibi konvansiyonel olmayan kaynakların üretim teknolojisini geliştiren bir ülke konumuna gelebilir.
Fakat bütün bu sonuçlar şu aşamada potansiyel niteliğinde.
Diyarbakır'ın enerji hikâyesinde 2026 yılı bu nedenle kritik bir eşik.
Çünkü artık mesele yalnızca “Diyarbakır'ın altında petrol var mı?” sorusu değil.
Asıl soru şu:
Diyarbakır’ın kayalarına sıkışmış petrol, Gabar’daki gibi ekonomik ve sürdürülebilir bir üretime dönüştürülebilecek mi?
Önümüzdeki üç yılda planlanan 24 yatay kuyu, bu sorunun cevabını verecek. Başarılı sonuç alınması halinde Diyarbakır, Türkiye'nin petrol haritasında yeni bir merkez haline gelebilir; başarısızlık halinde ise milyarlarca varillik potansiyel söylemi, ekonomik olarak üretilemeyen bir yeraltı kaynağı olarak kalabilir.