SON DAKİKA
Sanayi Çarşamba 26 Ağustos 2026 16:58 Son Güncelleme : -/-

"KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞ BİRLİĞİNDE SANAYİ PLANLAMASI YAPILMALI"

Bahçıvan: "Kamu-özel sektör iş birliğinde yeni nesil bir sanayi planlaması derken; aşırı merkezileşmiş, kapalı, statik planlama anlayışını geri getirmekten, ya da serbest piyasa ekonomisinin prensiplerini geri plana atmaktan bahsetmiyoruz. Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da gördük. Kastettiğimiz planlama; kamunun uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda daha proaktif bir rol almasına dayanıyor. Günümüzün giderek zorlaşan küresel rekabet koşullarında, kamu ile özel sektör arasında yeni bir iş birliği kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda, 'girişimci devlet' kavramını ülkemizde de yeniden düşünmek için doğru bir zamandayız."

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin ağustos ayı olağan toplantısı “Ekonomi ve Üretim Hayatımız İçin Planlama Gerekli mi/Gereksiz mi? Türkiye için Girişimci Devlet ve Yeni Nesil Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Üzerine bir Tartışma” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasının ardından düzenlenen panelde; Gazeteci ve Stratejist Güzem Yılmaz Ertem moderatörlüğünde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü Halil İbrahim Öztop, Aile Şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi A. Fatih Tamay, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomi ve Yönetim Danışmanı Prof. Dr. Sinan Alçın ile Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu gündeme yönelik değerlendirmelerini paylaştı.

Açılışta konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, üretimin ve günlük yaşamın hızla değiştiği Bilişim ve Yapay Zeka Çağı’nda ezberleri bozmanın hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek “Bilişim ve Yapay Zeka Çağı’nda 'düşünsel konfor alanıma, rutinime ve alışkanlıklarıma dokunmayın' diyenleri çok zor günler bekliyor. Ezberleri bozmak, hiç sorgulanmayan kabulleri tartışmak artık hayati bir öneme sahip. Bu anlayıştan hareketle, ekonomi ve üretim hayatımızın geleceği açısından gerekli olan bir tartışmayı ülkemizin gündemine taşıyoruz” dedi.

Pasif Düzenleyici Devlet Anlayışından Girişimci Devlete Geçiş

Konuşmasında hiper küreselleşme ve devleti ekonomiden tamamen çeken anlayışın 2008 krizi, pandemi arz şokları ve jeopolitik riskler gibi etkenlerle son bulduğuna dikkat çeken Bahçıvan, şunları söyledi: “Elbette bu süreci hızlandıran bir diğer faktör de teknolojik gelişmeler oldu. Otomasyon ve robotik teknolojilerin üretimde giderek daha fazla kullanılması, işgücü maliyetlerinin rekabet gücü üzerindeki ağırlığını görece azaltırken, bu durum gelişmiş ülkelerde “içeride üretim” eğilimlerini güçlendirdi. Bugün yapay zekâ alanında yaşanan gelişmeler, sanayi üretiminin niceliksel büyümeden ziyade niteliksel bir sıçramanın eşiğinde olduğunu gösteriyor. Yaşanan dönüşüm, bir yandan ülkeler açısından bir ulusal güvenlik boyutu taşırken, öte yandan böyle bir ekosistemi kurmak için gereken devasa yatırımlar, devletlere planlama, yeni nesil finansman ve teşvik sistemlerinin geliştirilmesi gibi kritik görevler yüklüyor. Bugün geldiğimiz noktada daha korumacı, kuralların daha fazla güç ilişkileri tarafından şekillendiği ve jeopolitiğin gölgesinin tüm ekonomik süreçlere düştüğü bir ekonomik düzene doğru ilerliyoruz. Devletin ekonomideki rolü ve özel sektörle ilişkileri de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Sanayi ve dış ticaret politikaları yeniden önem kazanırken, sektörel önceliklendirme, stratejik yatırımlar ve kamu-özel iş birliği hem rekabet hem de güvenlik kaygılarıyla ekonomik gündemin üst sıralarına yükseliyor.  Yani devletin ekonomide salt düzenleyici rolüyle, pasif bir oyuncu olarak kenarda durması gerektiği şeklindeki 1980 ve 90’ların egemen paradigmasından uzaklaşıyoruz. Bu süreç, İkinci Dünya Savaşı sonrasının katı devletçi ve merkezi planlama anlayışına dönüşü ifade etmiyor. Yaşanan değişim belki de en net ifadesini “girişimci devlet” kavramında buluyor: Kamunun proaktif bir role geçerek, piyasaların genişlemesini, tedarik zincirlerinin daha iyi çalışmasını, özel sektörün rekabet gücünü ve yenilik kapasitesini destekleyerek kalkınmayı hızlandırdığı bir yaklaşımdan bahsediyoruz.”

Sanayi Programımız Bütüncül Bir Yol Haritasıyla Güçlendirilmeli

Geçen ayki meclis toplantısında gündeme taşınan “Erken Sanayisizleşme” riskine atıfta bulunan Bahçıvan, mevcut programın sanayiyi koruyacak şekilde güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek “Mevcut ekonomik programın, sanayimizin üretken kapasitesini koruyacak, kırılganlıklarını azaltacak ve teknolojik dönüşümünü destekleyecek bütüncül bir yol haritası ile güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Yapısal dönüşümün yalnızca kaynak aktarımıyla gerçekleşemeyeceğini, güçlü bir kurumsal koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları söyledi: “Kamu-özel sektör iş birliğinde yeni nesil bir sanayi planlaması yapılmalı. Planlama derken, 1960’lara, 70’lere özgü aşırı merkezileşmiş, kapalı, statik planlama anlayışını geri getirmekten, ya da serbest piyasa ekonomisinin prensiplerini geri plana atmaktan bahsetmediğimizi tekrar vurgulamak istiyorum. Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da görmüş durumdayız. Kastettiğimiz planlama anlayışı, kamunun uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda daha proaktif bir rol almasına dayanıyor. Günümüzün giderek zorlaşan küresel rekabet koşullarında, kamu ile özel sektör arasında yeni bir iş birliği kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda, “girişimci devlet” kavramını ülkemizde de yeniden düşünmek için doğru bir zamanda olduğumuza inanıyoruz. Yıllardan beri dile getirdiğimiz ‘kalkınma bankacılığı reformu’ talebimizi de bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Girişimci devlet ve yeni nesil planlama yaklaşımından bahsediyorsak, bunun en önemli sacayaklarından biri finansmandır. Yapay zeka devriminde ihtiyaç duyulan sanayi politikalarını geleneksel ticari banka kredileriyle yürütmenin bir sınırı vardır. Benzer şekilde, sanayimizin en büyük –ve ne yazık ki giderek büyüyen– sorunlarından biri nitelikli insan açığı. Bu açığın giderilmesi için öncelikli ihtiyaçların belirlenmesi ve eğitim politikalarının bu ihtiyaçlarla daha güçlü bir şekilde eşleştirilmesi de yeni nesil planlamanın önemli bir parçası olmalı.”