SON DAKİKA
KİTAPLAR ARASINDA Salı 04 Ağustos 2026 16:43

HOMO ZAPİENS

Yazar: Viktor Pelevin Türkçesi: Bülent O. Doğan Epona Yayıncılık

Homo Zapiens

Viktor Pelevin çok büyük yazar. Mesela aşağıda bahsedeceğimiz Homo Zapiens, sosyal medya, algoritmalar ve post truth gibi tartışmalar henüz gündemde değilken, reklamın ve medyanın insan bilincini nasıl dönüştüreceğini öngören en önemli romanlardan biri olarak bilinir. Elbette Baudrilliard gibi düşünürler somut olarak insanın ve bir kavram olarak insanlığın sürekli ve yeniden üretildiğini, yakın tarihte yaşanan Aydınlanma, Pozitivizm, Sanayileşme gibi aşamalardan sonra daha fazla şeyin çok daha hızlı bir şekilde değiştiğini dillendirdiler ama edebiyatta hiç kimse tek laf etmiyordu. İşte Pelevin'in en büyük başarısı burada. Dönüşümü tarihsel bir anlatı olarak değil, gündelik hayatın ayrıntıları içinde göstermesi. 

Reklam ajansları, televizyon ekranları, markalar, sloganlar ve tüketim kültürü, romanda yalnızca dekor değildir; yeni dünyanın görünmez ideolojisini oluşturan yapılardır. Bir zamanlar büyük fikirlerin yön verdiği bir toplumda artık imgeler konuşuyor, ekranlar karar veriyor ve gerçeklik, reklamın diliyle yeniden üretiliyor. Bu nedenle Homo Zapiens, kapitalizmi ya da sosyalizmi anlatan bir roman olmaktan çok, insan bilincinin nasıl dönüştürüldüğünü anlatan çarpıcı bir hiciv. 

Romanın bugün hâlâ güncel kalmasının nedeni de burada yatıyor. Pelevin, daha internetin ve sosyal medyanın bugünkü gücüne ulaşmadığı bir dönemde, televizyonun, markaların ve medyanın gerçekliği nasıl şekillendireceğini olağanüstü bir öngörüyle kavrıyor. Bugün algoritmaların, dijital platformların ve yapay zekânın belirlediği bilgi akışına baktığımızda, Homo Zapiens yalnızca Sovyet sonrası Rusya'yı değil, içinde yaşadığımız küresel medya düzenini de anlatıyormuş hissi uyandırıyor.

Pelevin bunu büyük teoriler kurarak değil; kara mizahı, absürt anlatımı ve keskin ironisiyle başarıyor. Roman boyunca okur bir yandan gülerken, diğer yandan kendi gündelik hayatının da aynı mekanizmalar tarafından kuşatıldığını fark ediyor. Bu yüzden Homo Zapiens, post-Sovyet toplumunun portresi olmanın ötesinde, modern insanın medya, tüketim ve iktidarla kurduğu ilişkinin romanı olarak da okunabilir.

Dublinesk dizisini oluştururken amacımız, yalnızca çağdaş edebiyatın önemli seslerini Türkçeye kazandırmak değil; aradan yıllar geçse de düşünmeye devam edeceğimiz metinleri okurla buluşturmaktı. Homo Zapiens, bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri. Çünkü Pelevin'in sorduğu sorular yalnızca Rusya'ya değil, hepimize yöneliyor: Düşüncelerimiz gerçekten bize mi ait? Yoksa onları, farkına varmadan, başkalarının kurduğu imgeler mi şekillendiriyor?