HİNDİSTAN AB'YE GİRDİ TÜRKİYE BEKLEMEDE
AB ile Hindistan arasındaki STA, Türkiye'nin üçüncü ülkelerle ticarette yaşadığı asimetrik yapıyı yeniden gündeme taşıdı. Gümrük avantajları Hindistan lehine devreye girerken, Türk ihracatçısı fiyat rekabetinde zorlanabilir. Uzmanlar, pazar payı ve istihdam kaybı riskine karşı uyarıyor

Mustafa DENİZ
Avrupa Birliği ile Hindistan arasında yaklaşık 19 yıl aradan sonra imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), küresel ticarette dengeleri yeniden şekillendirirken, Türkiye açısından da hem risk hem de stratejik uyarılar barındırıyor. Anlaşma, Hindistan’ın AB pazarına gümrük avantajıyla erişimini genişletirken, Türkiye’nin mevcut rekabet gücünü bazı sektörlerde baskı altına alabilir.
Türkiye için en kritik başlık pazar payı riski
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği kapsamında sanayi ürünlerinde sıfır gümrükle ticaret yapıyor. Ancak Hindistan’ın STA ile elde ettiği avantajlar, özellikle emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin AB pazarındaki payını daraltma potansiyeli taşıyor. Hindistan’ın düşük işçilik maliyetleri, geniş üretim kapasitesi ve ölçek ekonomisi, fiyat rekabetini sertleştirecek unsurlar olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre bu durum, Türkiye’nin AB’ye ihracatında fiyat bazlı rekabetle ayakta duran sektörler için ciddi bir baskı yaratabilir.
Tekstil hazır giyim ve kimya öne çıkıyor
Anlaşmadan en fazla etkilenmesi beklenen sektörlerin başında tekstil ve hazır giyim geliyor. Türkiye, bu alanda AB’nin en büyük tedarikçilerinden biri konumunda bulunurken, Hindistan da benzer ürün gruplarında güçlü bir üretici. Gümrük avantajının Hindistan lehine devreye girmesi, özellikle düşük ve orta segment ürünlerde sipariş kaymalarına yol açabilir.
Benzer şekilde kimya, plastik ürünler, otomotiv yan sanayi ve bazı makine ekipmanları da risk altındaki sektörler arasında gösteriliyor. Bu alanlarda Hindistan’ın AB pazarına daha kolay girişi, Türk üreticilerin marjlarını düşürebilir.
İstihdam üzerinde baskı artabilir
Türkiye’de sanayi istihdamının önemli bir bölümü, AB’ye ihracat yapan sektörlerde yoğunlaşıyor. AB pazarında yaşanabilecek olası bir daralma, ilk aşamada sipariş hacminde azalma, orta vadede ise istihdam kaybı riskini beraberinde getirebilir.
Özellikle tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerde, üretimin Anadolu şehirlerine yayılmış olması nedeniyle olası istihdam kayıplarının bölgesel ekonomik etkiler yaratabileceği belirtiliyor. Ekonomistler, rekabet gücü zayıflayan firmaların ya üretimi kısmak ya da daha düşük maliyetli pazarlara yönelmek zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor.
Dolaylı etki: Türkiye-AB ticaret dengesinde aşınma
AB-Hindistan STA’sı, Türkiye’yi doğrudan anlaşmanın tarafı yapmasa da dolaylı etkiler yaratıyor. Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarında asimetrik bir konumda bulunuyor. Hindistan menşeli ürünler AB üzerinden Türkiye pazarına daha kolay girebilirken, Türk firmalarının Hindistan pazarına aynı avantajlarla erişimi bulunmuyor.
Bu durum, Türkiye’nin dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebileceği gibi, iç pazarda da rekabet baskısını artırabilir.
Stratejik uyarı: Gümrük Birliği ve STA ihtiyacı
Ekonomi çevrelerinde bu anlaşma, Türkiye açısından bir kez daha Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin üçüncü ülkelerle STA ağını genişletmesi gereğini gündeme taşıdı. Uzmanlara göre Türkiye, AB ile eş zamanlı ticaret anlaşmaları yapamadığı sürece, benzer risklerle karşı karşıya kalmaya devam edecek.
Sonuç olarak AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması, küresel ticarette yeni bir dönemi işaret ederken, Türkiye için rekabet gücünü artıracak yapısal adımların ertelenemez hale geldiğini gösteriyor. Aksi halde, pazar payı kaybı ve istihdam baskısı, önümüzdeki dönemde daha görünür hale gelebilir.
Hindistan, özellikle tekstil, kimya, ilaç ve otomotiv sanayinde güçlü bir konumda. Tarım, Hindistan'ın GSYİH'sinin yaklaşık %15'ini ve istihdamının %50'sini oluşturuyor. Başlıca tarım ürünleri arasında pirinç, buğday, şeker kamışı, pamuk ve çay bulunuyor.
