ECZACILARDA İŞSİZLİK KABUSU BÜYÜYOR
Eczacılıkta hızla artan fakülte ve kontenjanlar mezun sayısını yükseltirken, eczane açma kısıtları ve 15 milyon liraya varan devir bedelleri sektörde giriş bariyerlerini sertleştiriyor. İstihdam olanakları aynı hızda genişlemezken, mezun işsizliği kalıcı risk haline geliyor. Sektör temsilcileri kontenjanların ülke ihtiyacına göre yeniden planlanmasını istiyor

Mustafa DENİZ
Türkiye’de eczacılık sektörü, arz-talep dengesinin bozulduğu bir döneme girmiş durumda. Son yıllarda artan fakülte ve kontenjan sayıları mezun sayısını hızla yükseltirken, serbest eczane açmanın önündeki yasal ve ekonomik engeller genç eczacıların piyasaya girişini zorlaştırıyor.
Yeni mezun bir eczacının eczane açabilmesi için karşılaştığı devir bedelleri 15 milyon liraya kadar çıkıyor. Ancak sermaye bulunabilse dahi bu kez nüfus kriterlerine bağlı eczane kotası devreye giriyor. Birçok il ve ilçede yeni eczane açılışına izin verilmemesi, mezunları ücretli ve sınırlı gelir imkânı sunan pozisyonlara yönlendiriyor. Bu durum, sektörde gelir dağılımını bozarken genç eczacılar açısından ciddi bir refah kaybına yol açıyor.
Kontenjan artışı baskıyı artırıyor
1997 yılına kadar Türkiye’de yalnızca 7 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 60’ın üzerine çıkmış durumda. Eğitim veren fakültelerin yalnızca 16’sı tam akreditasyona sahip. Özellikle son iki yılda özel üniversitelerde kontenjanların yüzde 78 artması, mezun enflasyonu riskini büyüttü. Devlet üniversitelerinde kontenjanlar yüzde 38 oranında azaltılmış olsa da sektör temsilcileri bu düşüşün yeterli olmadığı görüşünde.
2025 yılı itibarıyla özel üniversitelerde bin 685, devlet üniversitelerinde bin 773 kontenjan bulunuyor. Böylece yalnızca bir yılda toplam 3 bin 458 öğrenci eczacılık fakültelerine yerleşecek. Halihazırda fakültelerde eğitim gören öğrenci sayısının yaklaşık 25 bin olduğu ifade ediliyor.
İstihdam artmıyor
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Başkanı Nurten Saydan, mezun sayısındaki hızlı artışa karşın kamuda ve özel sektörde istihdam olanaklarının aynı ölçüde büyümediğine dikkat çekiyor. Türkiye genelinde 36’sı devlet, 22’si özel olmak üzere 58 eczacılık fakültesinin aktif şekilde öğrenci aldığını belirten Saydan, mevcut tablonun mezun işsizliğini kalıcı hale getirme riski taşıdığını vurguluyor.
Yapısal reform çağrısı
Sektör temsilcilerine göre mevcut gidişat ekonomik açıdan sürdürülebilir değil. Kontenjanların ülke ihtiyacına göre azaltılması, eczacılık programları için başarı sıralaması barajının yükseltilmesi, akademik kadro ve altyapısı yetersiz fakültelerin öğrenci alımının durdurulması ya da kapatılması öneriliyor. Akreditasyon ve kalite denetimlerinin sıkılaştırılması da mesleğin geleceği açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Aksi halde, artan mezun sayısı ile sınırlı istihdam olanakları arasındaki makasın daha da açılacağı ve bunun eczacılık sektöründe gelir baskısını ve işsizliği derinleştireceği öngörülüyor.
