BORÇ KISKACI DERİNLEŞİYOR
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verileri, ülkede bireysel borçluluğun kritik eşiğe dayandığını ortaya koydu. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 70'i kredi, kredi kartı veya kredili mevduat hesabı borcu taşıyor. Uzmanlar, yüksek enflasyon ve eriyen alım gücünün vatandaşları giderek daha fazla borçla yaşamaya zorladığı uyarısında bulunuyor

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin verileri, hane halkının borç yükündeki hızlı artışı ortaya koydu. Verilere göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 70’i bankalara veya finans kuruluşlarına borçlu bulunuyor. Bu tablo, her 10 kişiden 7’sinin kredi, kredi kartı ya da kredili mevduat hesabı kullandığını gösteriyor.
Ekonomi çevreleri, söz konusu verinin yalnızca bankacılık sektörünü değil, vatandaşın günlük yaşamını ve tüketim gücünü de doğrudan yansıttığını belirtiyor.
EN BÜYÜK YÜK KREDİ KARTLARINDA
Borçlulukta en dikkat çekici artışın kredi kartlarında yaşandığı ifade ediliyor. Yüksek enflasyon nedeniyle temel ihtiyaç harcamalarının hızla yükselmesi, vatandaşları kredi kartına daha fazla yönlendirdi.
Gıda, kira, ulaşım ve enerji giderlerindeki artışın ardından birçok hanenin maaşı ay sonunu getirmeye yetmez hale gelirken, kredi kartları adeta ek gelir kaynağı gibi kullanılmaya başlandı. İhtiyaç kredileri de borçluluğu artıran diğer önemli kalemler arasında yer aldı.
GELİR ARTIŞI YETMİYOR
Uzmanlar, ücretlerdeki artışın enflasyon karşısında eridiğine dikkat çekiyor. Nominal gelir yükselse bile reel alım gücündeki kayıp nedeniyle vatandaşların önemli bir bölümü mevcut harcamalarını karşılayabilmek için borçlanmaya devam ediyor.
Bu durumun özellikle orta gelir grubunda daha belirgin hale geldiği belirtiliyor. Tasarruf yapma imkânı daralan haneler, beklenmedik sağlık, eğitim veya ev giderlerini çoğu zaman krediyle finanse ediyor.
TAKİPTEKİ BORÇ RİSKİ
Ekonomistler, borçluluk oranının bu seviyelere çıkmasının önümüzdeki dönemde bazı riskleri beraberinde getirebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle:
• Kredi kartı gecikmelerinin artması,
• İhtiyaç kredilerinde ödeme performansının zayıflaması,
• Bankaların tahsilat yükünün yükselmesi,
• İç tüketimde yavaşlama yaşanması,
olasılıklar arasında gösteriliyor.
“TÜKETİM BORÇLA DÖNÜYOR”
Ekonomi uzmanlarına göre Türkiye’de iç talep halen canlı görünse de bu canlılığın önemli bir kısmı kredi kartı harcamaları ve bireysel kredilerle destekleniyor. Bu nedenle tüketimdeki büyümenin kalıcı refah artışı anlamına gelmediği vurgulanıyor.
Uzmanlar, sürdürülebilir bir ekonomik yapı için:
• Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi,
• Reel ücretlerin güçlendirilmesi,
• Tasarruf oranlarının artırılması,
• Hane halkının finansal dayanıklılığının yükseltilmesi,
gerektiğini ifade ediyor.
EKONOMİNİN EN NET GÖSTERGESİ
TBB Risk Merkezi’nin ortaya koyduğu “her 10 kişiden 7’si borçlu” verisi, Türkiye ekonomisinde vatandaşın omzundaki finansal yükün ne kadar ağırlaştığını gözler önüne serdi. Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde faiz politikası, enflasyonun seyri ve gelirlerdeki reel değişim, bireysel borçluluğun artmaya devam edip etmeyeceğini belirleyecek.
Ekonomi çevreleri, borçla ayakta duran tüketim modelinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını, kalıcı çözümün üretim, verimlilik ve gelir artışına dayalı bir ekonomik dengeden geçtiğini vurguluyor.