Dolar $
15,99
%0.00 0.00
Euro €
16,80
%0.00 0.00
Sterlin £
19,85
%0.00 0.00
Altın
938,81
%0.00 0.00
SON DAKİKA

Süveyş Kanalı'na ilk kazma vuruluyor

Akdeniz'i Hint dünyasına ve oradan Uzakdoğu'ya açacak Süveyş Kanalı'nın kazısı 25 Nisan 1859 tarihinde başladı. Süveyş Kanalı'nın inşaatına 25 Nisan 1859'da başlanmıştı. İnşaatın yapılacağı bölge çöl olduğundan birçok güçlükler çıkmış sadece kazma işi 11 yıl sürmüştü. Kanalın bir ucu Akdeniz'de Dimyat'ın (Dimyat Mısır'da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskele) doğu tarafında Port Sait, yani Saidiye limanı adı verilmiş olan bir yerde, diğer ucu ise Süveyş Limanı'nda olup, uzunluğu yüz elli beş kilometre; yani yaklaşık kırk saat olacaktı.

Geçenlerde, seyahat vesilesiyle Mısır tarafına vuku bulan gidişimde, birkaç seneden beri kazılmasıyla uğraşılan Süveyş Kanalı’nı baştanbaşa seyr ve temaşa etmiş olduğumdan, bu büyük ve önemli işe dair gözlem ve araştırmalarımın topluca yazılmasına ve açıklanmasına başlıyorum.

Söz konusu kanalın açılışının bağlı olduğu masraf ve yükümlülüklere ve açıldığı takdirde, düşünülen büyük faydalara nazaran, şu zamanımızın büyük bir girişimi olarak, büyük bir öneme sahip olduğu açıktır. Çünkü bilindiği üzere; Hint Okyanusu ile Avrupa arasında doğrudan doğruya giden gemiler kırk beş arz-ı cenubunda (Güney enlemi) bulunan Ümit Burnu’ndan dolaşması gerekirdi. Bu da 6000 mil mesafeden fazla olarak, beş-altı ay ve belki daha fazla sürede, çeşitli tehlike ve güçlüklerle kat edilmekte olduğu halde; söz konusu kanal açıldığı takdirde, bu mesafe de yarıya düşeceği gibi, o kadar tehlike de olmayacağı aşikâr bulunmuştur.

Söz konusu Kanal’ın görünürde açık olan faydalarına bağlı olarak, bu durum eski zamanlardan beri Mısır hükümdarlarının ve kıtayı istila eden yabancı hükümdarların düşüncelerinin bir parçası olup, aşağıda açıklanacağı üzere Sezostris, İskender, Rum Kayzeri, Amr bin As ve Osmanlı sultanlarından Üçüncü Sultan Mustafa, Napolyon ve Mehmet Ali bunu düşünmüştü. Adı geçenlerden bazıları da kuvveden fiile çıkmasına muvaffak olmuştu.

SÜVEYŞ KANALI’NIN KAZILMASINA BAŞLANDI

Bundan yedi sekiz sene evvel, Fransalı Mösyö Ferdinand Lesseps’in başkanlığında kurulmuş olan bir kampanya, bu kanalın doğru bir çizgi üzerinde açılmasını üstlenerek; dört beş seneden beri kazılmasına başlanmıştır.

İşbu kanalın bir ucu Akdeniz’de Dimyat’ın (Dimyat Mısır'da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskele) doğu tarafında Port Sait, yani Saidiye limanı adı verilmiş olan bir yerde; diğer ucu ise Süveyş Limanı’nda olup, uzunluğu yüz elli beş kilometre; yani yaklaşık kırk saat olacaktır. Geçeceği yerler hemen deniz yüzeyine eşit, yerleşim ve ziraattan uzak, çöldür. Fakat Menzele, Belh, Timsah ve Acı göl isminde dört büyük parça göl olup, bunların bazı yerlerinin derinlikleri de istenilen derecede olduğundan, söz konusu göllerin varlığı, işi bir hayli kolaylaştırmıştır. Adı geçen Timsah Gölü ile Akdeniz arasında zeminden on altı metre yüksekliğinde ve yaklaşık üç saat uzunluğunda, bir nevi yumuşak taştan ibaret “El Cesir” isminde bir tepe olduğu gibi, Timsah ile Süveyş arasında Tosun adı verilmiş bir miktar yüksek zemin vardır.

ENİ 58 METRE, DERİNLİĞİ 8 METRE OLACAK

Bu deniz kanalının eni elli sekiz ve derinliği sekiz metre olacaktır. Yukarıda zikredilen Port Said’ten başlayarak kazılmasına başlanmıştır. Yarısı mesafede bulunan Timsah Gölü’ne kadar, istenilen seviyede ve Akdeniz yüzeyine oranla iki metre derinliğinde kazılıp, geçen sene Teşrinisani (Kasım) başlarında, içine Akdeniz suyu verilmiştir. Söz konusu El Cesir adlı tepenin kazılmasında on ay ve sürekli olarak, on sekiz bin amele (işçi) istihdam edilmiştir.

Bugün, Timsah Gölü ile Tosun adlı yer arasında çalışılmakta olup, Süveyş’e kadar beriki taraf gibi, yalınız iki metre derinliğinde kazıldıktan sonra; su içinde toprak kazmaya mahsus dırag tabir olunan vapur aletleri ile derinleştirilecektir. Bu sebeple, birden bire istenilen derecede derin kazılmaması iki sebebe bağlıdır:

Birincisi, el ile söz konusu derinlikten fazla kazılmasında, su çıkması münasebetiyle, müşkülat ortaya çıkmasıdır.

İkincisi de, bir miktar kazılıp derununa (içine) su salıverildiği halde kayıklarla her türlü mühimmat ve eşyanın nakline vasıta olunması düşüncesidir.

Yaklaşık bir seneden beri vapur, Said’den başlayarak, dıraglar vasıtasıyla kanalın derinleştirilmesine başlanmış olup, hayli iş görülmüş ise de; Kampanya’nın önceleri her biri yirmi otuz bargir kuvvetinde yirmi kadar dıragı olup, işin büyüklüğüne göre ve söz konusu sayının yetersizliğine bağlı olarak, geçenlerde Avrupa’dan yirmi parça büyük dırag daha getirilmiştir.

TATLI SU KANALLARININ AÇILMASI

Kanal boyunca bölgede tatlı su olmadığından; gerek kazı sırasında ve gerekse kanalın bitiminden sonra, çok miktarda tatlı suyun gereklikliliği de aşikârdır. Kahire’nin güney tarafında bulunan Zigazik’ten, Tell-el Kebir adlı mahalle kadar uzanan tatlı su kanalının sonundan başlayarak, Timsah Gölü’ne kadar, yirmi metre genişliğinde ve iki metre derinliğinde olmak üzere; yaklaşık dokuz saat uzunluğunda bir kanal açılmıştır. Sonra bu tatlı su kanalı deniz kanalının geçeceği sınır ile eşit olarak, Süveyş’e kadar uzatılmıştır. Timsah’tan, Süveyş’e kadar akan bu tatlı su kanalının uzunluğu, yaklaşık olarak yirmi saat ve yerden derinliği sekiz, genişliği on dokuz buçuk metre olup ismi de Padişahın adına nispetle Aziziye diye adlandırılmıştır. 

Timsah civarında yapılmış bir vapur aleti vasıtasıyla, yüksek bir havuza, kanaldan tatlı su çıkarılarak, deniz kanalı kenarına konulmuş ve uzatılmış olan demir borularla Port Said’e kadar yapılmıştır. Böylece deniz kanalı baştanbaşa sarılmaktan başka, Timsah ve Süveyş ile Nil arasında seyr-i sefâine mümkün bir kanal meydana getirilmiştir. Hatta ben, Zigazik terasından Timsah’a ve oradan Süveyş deniz kanalına kadar, söz konusu tatlı su kanalları; Timsah’tan, Port Said’e kadar da deniz kanalı yoluyla gittim. Gerek bu Süveyş Kanalı’nda, gerek tatlı su kanallarında hayli kayık ve sal bulunup; bunlar, rüzgâr uygun oldukça yelken açarlar. Kampanyanın Deniz Kanalı’nda, iki parça küçük vapuru var ise de, az bir zaman önce amel- mânde (iş göremez) olmuştur.

30 BİN İŞÇİ SÜVEYŞ KANALI BOYUNDA

Kanal boyunda daima otuz bin kadar amele (işçi) vesaire bulunduğundan; oralarda ve çevre ülkelerde, tatlı su gerekli olduğundan; önceleri, ihtiyaç olan tatlı su develerle uzak yerlerden getirilirdi. Port Said’de, deniz suyunun damıtılmasına ve çıkarılmasına mahsus büyük vapur aletleri inşa olunarak bu yolda büyük masraflar yapılmıştır.

Bugün ise bu masraflar bertaraf edilmiştir. Tatlı su kanalları kazılmasına, suyun götürüleceği yerlerden başlanıp, ikişer saatten ibaret olan her bir kısmı tamamlandıkça, açılmıştır. Hatta bu kanalların her bir kısmına başlamadan, önceki kısmın sonuna kadar dört beş arşın genişliğinde bir küçük kanal kazılıp içine su salıverilmiştir. Böylece, büyük kanalda çalışan amele, ilerledikçe daima yanı başlarında istedikleri kadar tatlı su bulmuş ve bu durum fazlasıyla kolaylaştırıcı olmuştur.

Bu tatlı su kanallarının açılmasının asıl maksadı; deniz kanalının ihtiyaçlarını giderdikten başka, diğer yerlere de yararlı olmuştur. Şöyle ki, bilindiği üzere Süveyş, on beş bin nüfusu barındıran önemli bir ticaret merkezi olduğu halde, gerek içinde ve gerekse çevresinde asla tatlı su olmadığından öteden beri halkı şurak (!) sular içmeye mecburdu.

AZİZİYE KANALI SÜVEYŞ’E KADAR UZATILIYOR

Hindistan’a giden İngiliz gemileri için de, özel vapur aletleri ile deniz suyundan temiz su çıkarıldığı gibi; Kahire’den oraya demir yolu yapılalı askerler ve memurlar için Kahire’den Nil suyu taşınıyordu. Böylece suyun azlığından ve yağmurun da gayet az olarak yağmasından dolayı o çevre tamamen ağaç ve bitkilerden yoksundur.

Yukarıda zikredilen Aziziye Kanalı bugün Süveyş’e kadar uzatılmış olmakla, bu durum söz konusu şehrin ihyasına sebep olmuştur. Buralarda temin edilen tatlı suyun; temiz su sağlamanın da ötesinde, ziraatın da gelişmesine katkıda bulunacağı açıktır. Şahsımın işittiğine göre şirket, bu kanaldan evlerin ihtiyacı için istenildiği kadar su alınmasına engel olmayıp, fakat bahçe ve tarla sulamasında kullanılacak su için bir miktar uygun bedel tayin edecektir.

Bu kanalların geçtiği yerler tamamen ziraat ve ahaliden hali, kumluk ve sahra ise de; tatlı su sayesinde, yakında verimli araziler meydana geleceği kesindir. Hatta Timsah civarında şimdiden bazı mezra ve bahçeler olup geçen yaz gayet iri karpuzlar yetiştirilmiş ve bunun bolluğuna bağlı olarak, oralarda bulunan işçi ve memurları idare ettikten başka, civarda bulunan memurlara da satıldığını görmüşümdür.

Timsah’tan Port Said’e kadar, yukarıda zikredilen borular vasıtasıyla, günde üç yüz elli metreküp tatlı su akıtılacak olup, bu miktar ancak geçeceği meskûn yerler ile Port Said halkının zaruri ihtiyaçlarına ve belki bazı bitki ve ağaçlar yetiştirilmesine yetebilir. Geniş arazilerin sulanmasına yetemeyeceği açıktır. Timsah Gölü ile Port Said arasında, bugün çölden ibaret olan arazi hala mevcut bazı harabeler ve diğer eserler delaletiyle bilindiği üzere eski zamanlarda gayet verimli ve imarlı yerler olup, hatta bir miktar kazıldığında altından ziraata elverişli kara toprak çıktığından bir kanal açılması halinde buraları az zamanda mamur olacağı aşikârdır.

KANAL’DA ÇALIŞANLARIN ÜCRETLERİ ÇALIŞMA ŞARTLARI, İAŞE VE BARINMA

Mısır Valisi müteveffa Sait Paşa ile Kampanya arasında meydana gelen mukavele üzere; Mısır yönetimi tarafından sağlanan ve verilen yirmi bin işçi kazı işlerinde çalıştırılmaktadır. Bunlardan başka, Kampanya’nın on bin kadar da serbest işçisi vardır. Önceki sınıftan olan işçi, kampanya mühendislerinin tayin ve belirlediği, sınırlı bir miktar yerli işçi yirmi otuz günde kazarak köylerine dönmekte ve derhal yerlerine başkaları gelmektedir. Bunlar yiyeceklerini beraber getirdikleri halde, döndüklerinde kazdıkları yerin suûbetine (zorluğuna) göre kendilerine bir miktar belirli bir ücret verilir. Fakat çalışma sürelerinde kampanya kilerinden doyuruldukları halde, yemek bedeli kesilip bu şekilde ellerine az bir ücret geçmektedir. Diğer serbest işçilere eşit ücret verilip bunların da çoğu Mısırlı ise de içlerinde hayli bir Şamili, Rum ve Maltız vardır.

Kanalda işleyen amele birkaç bin senelik eski alışkanlık ve usulleri üzere; kazma ve zembil kullanmakta olup, önceleri kolaylık olmak üzere kampanya tarafından kendilerine el arabaları verilmiş ise de:
“Biz hayvan mıyız ki, çekelim?” diyerek bunu kabul etmemişler. Hatta bundan dolayı bazıları çalışmayıp yerlerine dönmüşlerdir. Bunun üzerine, alıştıkları şekilde çalışmalarına izin verilmiştir.

SÜVEYŞ KANALI’NDA EN DÜŞÜK MAAŞ 200 FRANK

Kampanya memur ve mühendisleri genel olarak Fransız olup içlerinde yalnız birkaç yabancı vardır. Bunlara eşit maaş verilip Kampanya Reisi Mösyö Lesseps yıllık 100.000 frank, vekili 60.000 ve başmühendisler yirmi beşer bin frank ve diğerleri bu oranda maaş almaktadır. En küçük memurlara aylık ikişer yüz frank verilmektedir.

Söz konusu memurlar, iş dolayısıyla bir yere gitmelerinde de maaştan fazla harcırah da alırlar. Üç senede bir kere izinli olarak memleketlerine gitmeye hakları olup, o durumda maaşları işlemekten başka, yol masrafları da kampanya tarafından ödenir. Deniz kanalının tamamlanması, iki ucunda, yani Port said ile Süveyş’te birer limanın varlığına bağlı olduğundan bir hayli zamandan beri bunların da inşasına başlanmıştır.
Port Said denilen yer, Akdeniz ile Menzele Gölü’nün birleştiği yerde, sath-ı deryaya müsavi (deniz yüzeyine eşit) birkaç parça küçük adalardan ibaret olup, bunların her tarafı sığlık olduğundan, liman yapılacak mahal dıraglar vasıtasıyla kazılarak derinleştirilip, bundan çıkan çamurlar ile de şehrin zemini yükseltilmiş ve düzlenmiştir. Gerekli olan taş, Dimyat civarında bulunan bir ocaktan naklolunarak, bundan iki sene evvel bu limanın yapımına başlanmıştır. Bir tarafı da haylice ilerlemiş ve iki seneye kadar tamamlanması düşünülmüştür.

Bunlardan başka, yarı mesafede bulunan Timsah Gölü de kanaldan çıkacak ve tatlı su kanalı vasıtasıyla gelecek gemilerin merkezi olmak üzere Liman heyetine konulacak ise de henüz buna başlanmamıştır.