Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

Sanal para dünyayı nasıl sardı?

Önceki yazılarımızda paranın tarihi seyrine, sanal para konusunda ülke yaklaşımlarına, yerel ölçekli üretimlere ve yüksek kazanç arzusunun sanal para üzerindeki etkilerine değinmiştik. Sanal para ile ilgili bir diğer önemli husus ise, birkaç kişinin başlattığı bu hareketliliğin, tüm dünyayı nasıl etkisi altına almış olabileceğidir.

Kanaatimizce en önemli etkenlerden biri, dünya üzerinde dolaşımda olan önemli miktarda kayıt dışı paranın mevcudiyetidir. Kara para olarak bilinen ve çok farklı yollardan elde edilebilen bu meblağın sisteme sokulması, renginin değiştirilmesi oldukça yüksek risk ve maliyet gerektiren bir süreçtir. Bu varlıklar genellikle az gelişmiş olan ülkelerde, kısmen kontrolsüzlük ortamlardan da faydalanarak yatırımlara dönüştürülmek suretiyle, önemli bedeller mukabilinde kayıt dışılıktan kurtulmuş oluyor.

Bu nedenle sanal para, illegal örgütlerin banka sistemine girmeden, gümrük kontörüne takılmadan, risk almadan kara para aklayabilecekleri ideal bir yol şeklinde ortaya çıkıyor. Bu yönüyle de özellikle Türkiye gibi FETÖ, PKK, YPG benzeri yapılanmalardan canı yanmış ülkelerin, yeni bir tehlike ile karşı karşıya kalması mümkün.

Diğer bir husus, pandemi sürecince devletlerin ekonomiyi canlı tutma, istihdamı devam ettirme ve salgın akabinde endüstrilerini olabilecek yeni gelişmelere hazır hale getirmek için ABD ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin trilyonlarla ifade edilen destek paketleriyle, para önemli ölçüde sektörlerin öncü kuruluşlarına yöneltilmiştir.

Uzun süreyle, iş ortamlarında üretimin durma noktasına gelmiş olması dikkate alındığında, piyasalara sürülen sıcak paranın bir kısmının, sektörün kayıt altındaki sistemlerine girme yerine, çılgın getiri umuduyla sanal para dünyasının yolunu tutmuş olması mümkündür.

Ayrıca, dünyanın en zenginleri olarak bilinen ABD ve diğer bazı ülke toplumları, salgınla birlikte çizilen felaket tablolarının etkisiyle, olabilecek toplumsal kargaşalara karşı, önce hızlı bir silahlanma yoluna gitmiş, bu tedbirle yeterli güven duygusuna ulaşamayınca, sahip oldukları maddi değerleri hızlı şekilde elden çıkartarak sanal para ailesinin üyesi olmayı tercih etmişlerdir.

Altın ve döviz cephesinde aynı dönemde yaşanan hızlı değer kaybında, bu yönelişin olası etkisini göz ardı etmemek gerekir.

Bir başka çerçeveden bakılınca, çeşitli sebeplerle yıllar boyu ambargoya tabii tutulan İran, Kuzey Kore ve benzeri ülkelerde, sınır ötesi ticaretin çoğunluğu el altından sürdürülmekte ve bu ülkelerdeki girişimcilerin, elindeki dövizlerini sisteme en iyi şekilde sokabilme yolu yine sanal paradan geçmektedir.

Çin ve Rusya gibi ülkelerde ekonomik anlamda üst düzey doyuma ulaşılmışken, siyasal manada yeterince liberal demokrasi olgunluğuna henüz erişilememiş olması nedeniyle, tedirginlik hisseden zenginlerin kendilerine, ismi bilinmemekle birlikte, başka bir ülkede alternatif hareket alanı oluşturma arzusunun yine sanal paraya yönelimde etkili olduğu düşünülebilir.

Çünkü görülüyor ki bir bilgisayar, internet ve bir de şifre mevcudiyeti, istenildiği zaman ve her yerden, istenildiği miktarda parayı sisteme dâhil etme imkânı sağlayabiliyor.

Faaliyetlerin hangi ülke veya ülkelerde icra edilebileceği hususu değerlendirildiğinde ise; dünyanın en iyi istihbarat ağına sahip,  birçok ülkede üst kurmuş, güçlü yazılımları elinde tutan ABD için; merkezi kendi ülkesinde yer alan gizemli bir para kasasının mevcudiyeti ne gibi riskler taşıyabilir ki? 

Dünyanın hesap edilemez kara parası, illegal fonları, ambargo altındaki toplumların veya başka ülke zenginlerinin kayıt dışı mali kıymetleri, günün her saatinde bu ülkeye akıyorsa, bunun kendisi için ne tür sıkıntıları olabilir?

Yine sözde demokrasi cenneti olması dışında, benzer şekilde istihbarat gücüne, yüksek seviyeli yazılım alt yapısına, iddia edildiği şekliyle başka ülkelerin seçimlerine dahi müdahale edebilecek kapasitede hackerlere sahip Rusya da sanal para hareketliliğinde öne çıkabilir.

Uzay üstlerinde hâkimiyetini her geçen gün daha pekiştiren, dünya ticaretinin dev ismi, döviz rezervlerinin büyük patronu kabul edilen Çin için de sanal para iddiası ileri sürülse, tüm karşı çıkışlarına ve sanal parayı yasaklama girişimlerine rağmen yanlış olmaz.

Aslında, 1998 Ocak Ayı The Economist dergisi kapağında, 2018 yılına gelindiğinde (Banknotu simgeleyecek şekilde) ABD dolarını ayakları altında almış bir kartalın göğsünde, sanal para coininin resmedilmiş olması, birçok şeyin yıllar önce yine “büyükler” tarafından hesaplandığını açıkça gösteriyor.

Önümüzdeki hafta Pazar günü İnşallah, tarih boyunca ekonomik işbirlikleri ve yaşanan vurgunlar konusunu değerlendireceğim.