Dolar $
9,24
%-0.97 -0.09
Euro €
10,76
%-0.82 -0.09
Sterlin £
12,76
%-0.73 -0.09
Altın
529,26
%-0.35 -1.84
SON DAKİKA

Ovalara can veren toprak aşkı

Toprağını taştan dikenden temizleyen bir Anadolu kadını, hayallerini gerçekleştirme yolunda en iyi ürünü elde edebilmek için uzun yolculukları bile göze aldı. O zamanlar tohumun hasının satıldığı İstanbul'un ününü işitmişti…

Kısa bir zaman sonra kendi anne babası ve kardeşlerinin de olduğu bir akşam oturmasında Sahile Hatun yine kararlı bir tavırla İstanbul’a bir ziyaret yapmak istediğini söyleyiverdi. Kıt kanaat geçinilen bir dönemde bu İstanbul ziyareti nereden çıkmıştı?

Hayatında ilk defa şehir sınırlarını aşacak olan Sahile Hatun'un amacı neydi? Günler boyu sessiz sedasız takvim yapraklarını karıştırıp dururken yine alakasız gibi görünen İstanbul gezmesi, illa da “Çift ürün alacağım” diye tutturması neyin nesiydi? Mana verilemeyen bu ısrarlı talep karı kocayı karşı karşıya getirmek üzereyken, baba kısmen otoriter bir ses tonuyla, “Kızım Sahile, madem çok istiyorsun biletini ben alırım, gidiver hava değişimi olur. Nasıl olsa orada yakınlarımız var, onları da görmüş olursun” dedi.

Damadına dönerek, “Sen de arzu edersen beraber gidin, çocuklar bu sürede bizde kalmış olurlar“ sözleri üzerine Sahile Hatun’un gitmesi yönünde karar verilerek mesele çözülmüş oldu.

Bir haftalık İstanbul ziyaretinde ilk durak tarihi Mısır Çarşısı oldu. Tohumcular bölümündeki canlılık, tohum çeşitliliği Sahile Hatun’un gözlerini kamaştırmaktaydı. O yılların kılçıklı ya da iplikli diye tabir edilen taze fasulyeden öte çok daha hızlı büyüyen, çok daha fazla ürün verebilen ıslah edilmiş onlarca çeşit tohum sanki “Beni al” diye ona bakıyordu.

Sahile Hatun, imkânları ölçüsünde tohumlardan birer miktar aldı. Yine hayranlıkla seyrettiği birkaç büyük cami ve tarihi eser ziyareti sonrası Eyüp Sultan Hazretleri Türbesi’nde hayır dualarını yaptı. Ufak tefek hediyeler aldıktan sonra heyecanlı dönüş yolculuğu başlamış oldu.

Mayıs ayında toprak doldurulmuş kaplarda yerini alan tohumlar, haziran ayında birkaç karış boy vermişti. Buğdayın harmandan kaldırılmasıyla birlikte çokları evinin yolunu tutarken Sahile Hatun için macera yeni başlıyordu.

Toprak yeniden sürülecek ve fasulye, salatalık, biber fideleri tarladaki yerlerini almış olacaktı.

Çevreden gelen ilk tepkiler bu mevsimde fidelerin tutmayacağı, tutsa bile mahsulün kışın tilkilerle birlikte toplanabileceği  şeklindeydi. Onlara göre çıldırmış olan bu kadın toprağa zulmediyordu. Sahile Hatun ise insanların, toprağa güvenmeyerek haksızlık ettiğini düşünüyordu.

Ancak öyle olmadı. Sebze eken komşular Eylül-Ekim aylarında tarlalarının bozumunu yapmaktayken, ikinci ürünü toprakla buluşturan Sahile Hatun’un tarlası, bereket dolu bir cennet bahçesine dönüşmüştü.

Sahile Hatun, taşların toplanması ve ıslah edilmesiyle toprağın da cömertliğini ortaya koyacağını herkese gösterdi. Birde, tarla etrafına dikilen onlarca elma ve kayısı ağacı boy vermeye başlayınca, insanlar adeta hayranlıkla bakıyordu. Bu örnek eseriyle O, bulunduğu ovaya bir değişim getirmekteydi.

Sahile Hatun’un diğer bir hayali de genişçe bir evde oturmaktı. Kısa zamanda tarlanın borcu bitmiş ve Sahile Hatun’un bereketli elleri onu hayalini kurduğu eve kavuşturmuştu. O bununla da yetinmedi. Aynı topraktan elde ettiği kazançla yıllar içinde oğluna bir işyeri kurdu ve bir miktar da sermaye biriktirdi.

Komşuların “Oğlun iş hayatına atıldı artık bu kadar çalışmana, toprakla uğraşmana gerek kalmaz” demesi üzerine Sahile Hatun bir ders niteliğinde şu ifadeleri kullandı:

“Bu toprak önce kendisini satın aldı, sonra bana güzel bir ev yaptı, sonra oğluma iş yeri açtı. Bahsettiğiniz iş yeri bunların hiçbirini henüz yapamadı, bırakırsam toprak küsmez mi bana? Toprağı boş bırakmak vebaldir ve bu vebali omuzlayacak takatim yoktur. Benim tarlam altın yumurtlayan tavuk gibidir. O bahsettiğiniz iş yeri ise süslü, alımlı bir horoza benzer. Benim için sürekliliği olan yumurta daha değerlidir.”

Ve özü gibi saydığı, gözü gibi sevdiği, kokusuna hayran kalıp ürününe bin şükrettiği bu topraklarda bir gün gözlerini yumup kendini ebediyete teslim ettiğini görenler, “Yüzünde huzur ifade eden tatlı bir tebessüm vardı” demekten kendilerini alamadılar.

Sahile Hatun gibi aynı ruhu taşıyan ve ismi bilinmeyen binlerce Anadolu kadınına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

Kalınız sağlıcakla.