Halkbank Y
160x600_sağ


Kazanın altındaki ateş hâlâ kuvvetli!

Sedat YILMAZ 03 May 2021

Kur, enerji ve gıda fiyatları ile üretici maliyetlerindeki yükseklik, talebe bağlı ithalat, kredi büyümesi ve tüketime dayalı büyüme hedefi enflasyonu diri tutuyor. Bunların yanında artan ihracat ile yurt içinde oluşan hammadde ve ürün sıkıntısı mal fiyatlarındaki artışa destek oluyor.

Enflasyonu aşağı çektiği iddia edilen tek unsur Merkez Bankası’nın (TCMB) uygulamaya çalıştığı sıkı para politikası. İşin hakikati şu ki, faizler artsa da bir müddet sonra yükselen faiz size maliyet ve enflasyon olarak geri dönüyor. Bumerang gibi… Türkiye’deki fotoğraf bu.

Piyasadaki emisyon hacmini kısmak veya para politikalarında uygulanacak çeşitli yöntemlerle sıkılaştırma yollarını denemek enflasyonu düşürmede maalesef para etmiyor.

Enflasyonu reel ve sürdürülebilir anlamda düşürmek için geriye dört yol kalıyor… Siyasi ve ekonomik yollarla Türk Lirası’nın değerini koruyarak fiyat istikrarını sağlamak, ithal ikameyle üretimi tüketimin üzerine çıkarmak, mal tedarikinde zaiyatı önlemek ve enflasyon beklentilerini kırmak.

***

Tabii, bunları sıralamak kolay da, icrası zor. Fiyat istikrarının altında yatan bin bir kalem iş var... Hâlâ ihracatın temelinde yatan yüksek ithalatı önlemek ve yerli hammaddeye geçmek için yapılması gereken makro ve mikro ölçekte çok sayıda yapısal iş var... Mal tedarikinde kayıpları önlemek için lokalizasyondan ulaştırmaya, üretimden denetime ve teknolojiden tüketim alışkanlıklarına kadar el atılması gereken oldukça fazla alan var.

Bu kadar iş ortadayken bir de enflasyon bağlantılı tüm ekonomik, idari ve cezai aktivitelerin faiz üzerine oturtulduğu bir ülkede - işin Türkçesi - enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürmek o kadar da kolay görünmüyor.

TCMB son olarak yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 9,4’ten yüzde 12,2’ye yükseltti. Dolayısıyla yüksek enflasyon beklentisinin sürekli yaşandığı ve enflasyon hedeflerinin tutturulamadığı bir yerde söz konusu direnci nasıl kıracaksınız? Türk Lirası’ndaki istikrarı nasıl sağlayacaksınız?

***

Yurt dışı enerji, hammadde fiyat artışları ve beraberinde Mart ayı ortalarından bu yana Türk Lirası’ndaki yüzde 10’ları geçen değer kaybı, Nisan’dan itibaren artışa geçen emtia fiyatları ve ithalat maliyetleri sebebiyle Nisan ayı enflasyonunun 2020 Nisan – 2021 Nisan dönemi için zirve olacağı kuşkusuz. Sonraki dönem için de endişe taşımıyor değiliz.

En azından geçen yılın Mart’ından Kasım’a kadar Haziran ayındaki yüzde 12,62’lik oran hariç yüzde 11 seviyesinde kalan o ayları bugün için arıyoruz tabii. Pandeminin etkisi de olsa bundan sonra 2018 yılında yüzde 25,24 ile zirve yapan ve 2019 yılının önemli bir kısmında devam eden yüksek oranları istemiyoruz. Geçen Mart ayında yüzde 16,19 şeklinde gerçekleşen manşet enflasyonun bu Nisan’da yüzde 17’leri aştıktan sonra gelecek aylarda bizlere 2018 ve 2019 benzeri bir manzara yaşatmaz inşallah.

Mamafih bir taraftan geçen senenin Ekim ayından bu yana 6 aydır artarak yüzde 16,19’lara gelen enflasyonun bir an önce önünün alınması ve Nisan’dan sonraki aylar için sürekli, sürdürülebilir daha mutedil, makul oranları beklemek hakkımız olmalı.

***

Dolayısıyla bugün açıklanacak Nisan ayı enflasyon rakamları makro dengeler açısından oldukça önemli. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyonu yükseltici birçok etki ortaya çıkmışken ve üretici fiyatlarındaki (ÜFE) artışlar çıkışa geçmişken konuya hassasiyetle eğilmek elzem görünüyor.

Herhangi bir normalleşme ve gecikmiş taleplerin hızlı bir şekilde karşılanma isteğinin oluştuğu ortamda enflasyonun gidebileceği yeri düşünmek bile ürkütücü.

Üreticinin yüksek maliyetlerini fiyatlara tam anlamıyla yansıtmadığını düşünürsek ÜFE’nin yüzde 31’i geçtiği ve üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları endeksi arasındaki farkın 15 puana çıktığı bir ortamda işin vahametine dikkat kesilmenin gereksinimi ortaya çıkıyor.

Geçen yılki yüzde 11’lik düşük enflasyon rakamları etkisiyle oluşacak baz etkiye de fazla güvenmemek lazım. Oranlar Nisan veya sonraki aylar için enflasyonu baskılasa dahi kazanın altındaki ateşin hâlâ kuvvetli ve harlı olduğu unutulmamalı.