Dolar $
15,99
%0.00 0.00
Euro €
16,80
%0.00 0.00
Sterlin £
19,85
%0.00 0.00
Altın
938,81
%0.00 0.00
SON DAKİKA

Polonya'dan izlenimler

Polonya günlerimiz bir yandan Vistul Nehri gibi akıp giderken bir yandan da günlüklerimiz hatıralar ile yavaş yavaş dolmaktadır.

Şimdiye kadar gün oldu farklı çevrelerden güzel insanlarla tanıştık yeni dostluklar kurduk. Gün oldu kendimizi Ukrayna krizinin tam da ortasında bulduk. Gün oldu Ülkemizi ve Polonya'yı yansıtan kültür sanat etkinliklerine katılarak yürekten alkış tuttuk.

Yine yakın zamanlarda yüreğimde iz bırakacak kadar duygulandıran birkaç güzelliğe şahit oldum.

Elbette ki yazım ya da anlatım yaşananları yansıtabildiği ölçüde başarılıdır ama bunların hiçbiri yaşanılanları birebir ifade edemez. Güçlü bir anlatım ya da yazma iddiam hiç olmamakla birlikte görüp gözlemleyip anlama imkânına varmış biri olarak kalemimin duygularıma tercüman olabildiği ölçüde birikimlerimi siz saygıdeğer okurlarımla paylaşmaya çalışacağım.

Bu yazımızda Abdülhamit Hanın Kayıp Piyanosu Polonya Tatar Türklerinin Nevruz Kutlamaları ve Varşova Kitap Fuarı etkinliklerine değineceğim.

Polonya’da Türk Büyükelçiliğimiz destekleriyle Varşova Yunus Emre Enstitüsünün organize ettiği “II. Abdülhamit Han'ın Kayıp Piyanosu” konulu bir kültür-sanat rüzgârı esti diyebilirim.

Birçok yönüyle devrinin en iyileri arasında değerlendirilen Abdülhamit Han'ın müziğe olan yakınlığı ile de adından söz ettirdiği yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.

Bir yandan Türk musikisinin usta ismi Hacı Arif Bey'i İstanbul'da bir nevi onur misafiri olarak görürken bir yandan da Alexandre Efendi, Guatelli Paşa, Miralay Lombardi Bey, Paul Dussap Paşa gibi Batı müziğinin önde gelen isimlerine sanatlarını icra etmeleri için uygun ortamlar sağlamaktan geri durmamıştır.

Polonya'da ki etkinliğe konu olan ana tema ise Abdülhamit Han'ın kayıp piyanosudur.

Batı müziğine de yakın ilgi duyan Sultan zamanın müzik alanında en yenileri arasında yer alan otomatik piyanosunu İstanbul'a getirilmek üzere sipariş ettirir ve bu piyano 1907 yılında Yıldız Sarayı'nın güzide demirbaşları arasında yerini almış olur.

Bir zaman sonra ortadan kaybolan otomatik piyanonun uzun süre izine rastlanamaz. Yıllar sonra birkaç bilim insanının gayretli çalışmaları, takipleri meyvesini verir ve Beylerbeyi Sarayı'nda demirbaş kayıtlarına “nereden geldiği belli olmayan” notuyla kaydedilmiş bir piyanoya rastlanılır. Gerekli tetkikler sonucunda piyanonun otomatik kayıt yapabildiği ve kayıt rulolarında Sultan için kaydedilmiş 32 eserin yer aldığı anlaşılır.

Kayıtlı eserler içerisinde Polka ve Mazurka formunda yazılmış eserlerin de yer alması Abdülhamit Han’ın Polonya müziğine ilgisini göstermesi açısından önem taşımaktadır.

Bu kapsamda akademisyen Nuray Ocaklı’nın anlatımları ve Piyanist Tutu Aydınoğlu'nun yeniden icrası, Başkent Varşova ve Bialystok şehirlerinde sanatseverler, siyasiler, iş dünyası ve yabancı misyon yetkililerinin yoğun ilgisi ile karşılık bulmuş oldu.

Saygıdeğer dostlarımla paylaşmak istediğim bir diğer etkinlik ise yine mayıs ayı içerisinde gerçekleştirilen Polonya Tatar Topluluğu Nevruz Bayramı kutlamalarıdır.

Bialystok Müslüman Tatarların yoğun olarak yaşadıkları şehirlerden biridir. Yol boyunca ardı ardına sıralanan Tatar Türklerine ait köyler dikkat çekmektedir.

Bialystok’ta konakladıktan sonra sabahın erken saatlerinde yol arkadaşım Kamil Bey ile iki aile olarak etkinliklerin yapılacağı Bohoniki Köyüne doğru yola koyuluyoruz. Uçsuz bucaksız araziler, boy vermiş zümrüt misali ekinler, nazlı nazlı akan sular ve sakin ortama inat gökyüzüne ulaşmaya çalışan devasa ağaçlar, ormanlıklar… Ve bir saati aşan yolculuğumuz ardından Bohoniki köyüne varmış oluyoruz.

Bialystok Müslüman Tatarları haftaya anlatmaya devam edeceğiz.