Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

Bir teneke buğday, bir kızıl altın!

Yaşanan ürün kıtlığı nedeniyle, buğday fiyatları bölge genelinde arttıkça artmış, ekmeğe güç yetmez olmuştu. Tarlası tapanı olanlar, idare edecek kadar karınlarını doyurabilmekteydi ama diğerleri için ekmek bulmak neredeyse imkânsız hale gelmişti. Kıtlık, yokluk denilebilir ki, bir kez daha herkes için kader olmuştu.

Her geçen gün yükselen buğday fiyatları, tohum ekme zamanı yaklaşınca altınla yarışır hale gelmişti. Özellikle ekim için tohumluk bulmak neredeyse mümkün değildi.

Oda sahibi Hüseyin Çavuş, imkânı en iyi olan birkaç insandan biri sayılırdı.  Sahip olduğu sulu tarlalardan kaldırdığı buğday nispeten daha kaliteliydi. Bir de, Kazımın değirmeni adıyla bir su değirmeni vardı ki, günün fabrikası hükmünde değer taşımaktaydı.

Güz mevsiminde öğütülmek üzere getirilen buğdaylardan değirmen hakkını alırken özü sağlam, tohumluk olabilecekleri ayrı çuvallarda biriktirmekte, kavruk olanları, kepeği çok olanları ise öğütüp evine götürmekteydi.  Sulu tarlalardan elde ettikleriyle, değirmenden ayırdığı çuvallar dolusu tohumluk buğdayları ambarda muhafazaya almış, kapıyı da birkaç ilave kilitle garantiye almıştı.

Herkesin yarı aç olduğu dönemlerde, Hüseyin Çavuş’un ailesi de ambardaki buğdaylara rağmen gününü kıt kanaat geçirmekteydi.

Çocukları ve eşinin “Ambarı aç da bolca ekmek yiyelim” sözlerine her defasında kulak tıkamaktaydı. Son olarak hatırını saydığı Polis Ali Efendi, Topal Yahya, Tatoğlu Mehmet Efendi, Dudu Halil Efendi, Kafkas Yusuf, Çamurcu Sıtkı Çavuş, Bektaşoğlu, Hacı Veli Efendi gibi dostlarıyla bir aradayken içlerinden biri konuyu açıp, “Hüseyin Çavuş! Biliyoruz ki senin ev halkı da ekmek sıkıntısı çekiyor. Mezara mı götüreceksin bunca buğdayı. Açsana çuvalları gardaşım” deyince,  Hüseyin Çavuş şaka ile karışık “Orada da ekmek lazımmış” deyip konuyu geçiştirmişti.

Hüseyin Çavuş mertliği, erdemli duruşu ve güzel ahlakı ile itibar sahibi bir insan olmakla birlikte, yokluk döneminde, buğdayla dolu ambarına sağlam kilitler vurması ve kendi çocuklarını bile kıt kanaat yaşatır bir tavır göstermesi eleştirilerin kaynağını oluşturuyordu.

Kimilerine göre, bir teneke buğday fiyatının altınla yarışır hale geldiği bir dönemde, Hüseyin Çavuş fiyatların daha da artmasını bekliyordu. Dedikodu olarak başlayan bu düşünce, halk arasında alıp başını yürümüştü.

Hüseyin Çavuş’un, tarlası, çifti, çubuğu olanları davet etmiş olmasından kaynaklı kalabalık, Kolağasını merak içinde bırakan bir başka konuydu.

Kalabalık öğlesine çoğalmıştı ki, Odada iğne atsalar düşecek yer kalmamış gibiydi. Sedir üzerinde biraz daha rahatça oturma imkânı olan Kolağası, bu yığılmaya ve sonrasında neler olacağına anlam vermeye çalışıyordu.

Gelecek hafta köy odalarının sıcacık ortamını, Türk misafirperverliğini ve Hüseyin Çavuş’un sıra dışı davranışını yazacağım…

Kalınız sağlıcakla.