Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

Anadolu'dan bir hayat dersi

Herkesin sülale adıyla anıldığı dönemde Kazımgilin Hüseyin Çavuş da Çay Mahallesinde oda sahibi idi. Yine bir kuşluk vakti oda yeni bir güne hazırlanırken kapıda refakatçi eşliğinde, at üzerinde bir Kolağası (Yüzbaşı) görünür. Dört gözle beklenen misafir edasıyla, selamı canı gönülden alınır ve içeriye buyur edilir.

Ordu Komutanlığı’ndan bir görev emri ile Mamahatun namlı Tercan ilçesine doğru yola koyulan Kolağası, Altıntepe yakınlarına geldiklerinde beklenmedik bir fırtınaya tutulmuş olurlar. Kar, tipi, rüzgar nefes aldırmamaya yemin etmişçesine her geçen dakika şiddetini daha da artırmakta ve göz gözü görmez bir hal ortama hakim olmaktadır.

Kolağası, ani bir kararla en yakındaki beldeye doğru yönelmiştir ama kolağasını misafir etmek için ne karakol uygundur ne de karakol komutanının iki odadan ibaret mütevazı evi…

En doğru seçim Hüseyin Çavuş’un odasıdır artık.

Kolağası o gün yolda kalmış olup, yatıya gelen üçüncü kişidir. Komutanın,  konaklamak üzere bir köy odasına yolu ilk defa düştüğü, meraklı bakışlarından ve çekingen tavırlarından belli olmaktadır.

Öğlen vakti açılan sofrada ikram edilen, lezzetine doyumsuz şalgam dolması ve gendeme aşı, akabinde akşamüstü kurulan yeni bir sofra ve odaya gelen mahalle insanının tatlı sohbeti, çay kahve derken kolağası ve diğer misafirler için serilen yün yataklar, yorganlar...

Hava şartları nedeniyle bu hal tamı tamına 3 gün devam edecektir. Bir ara Kolağası’nı dudaklarından istem dışı “Kim bilir ne kadar borçlandık!” diye cümle dökülüverir ama Hüseyin Çavuş bunu bir minnet duyma hissiyatı gibi algılar ve “Estağfurullah!” ile geçiştirir.

Kolağası bazen raftan indirdiği kitapları karıştırmakta bazen de Cimin çayına bakan küçük pencereden dereyi seyrederek vakit geçirmektedir. Derenin omuzlarına yüklenmiş devasa buz yığınlarına rağmen akıp giden suyun özgürlüğü komutanın yüreğinde adeta bir gıpta oluşturmaktadır.

Akşam sohbetlerinden, hafızasında en fazla yer edecek birkaç hikâyeden biri de, Derviş lakaplı Pehlivan Dede’nin anlatımı vardır.

Derviş Pehlivan Dede bir gün geçmişten geleceğe hayat hikâyesini ağzından döküverir…

“Efendi gençliğimde er meydanına çıkardım, çayırı dar ettiğim çok pehlivan olmuştur elbet. Tabii, gençlik vaktiydi. Gün geldi, yaş geçti ve çayıra çıkamaz olduk. Artık yaşlanmış sayılırdık ve bir de sakal bırakınca, adımız Pehlivan Derviş dedeye dönüşüverdi. İhtiyacın, yokluğun çok olduğu zamanlar... Allah, bağ bereketi olarak bir miktar üzüm nasip eylemiş, Hanımla berber mahsulü topladık birkaç sepet hazırlayıp, sepetlerin ağzını bezle kapattık.

Bana yoldaşlık edecek yadigâr kabul ettiğim al atım da artık bir hayli ihtiyar sayılırdı.

Yükü bağlayıp bastonumu elime aldım, iki güngörmüş olarak atım ve ben beraberce yola koyulduk. Gidilecek yer uzak sayılırdı. Küçük bir rızık peşine dereler geçilecek, tepeler aşılacak, uzak köylere, ilçelere varılacaktı. Kimlerle karşılaşırsın belli değil. Eşkıyanın veya itin kurdun saldırısına mı uğrarsın belli değil… Üzümleri ezmeden, çürütmeden insanlara ulaştırıp yerine yağ, bulgur, gendeme gibi rızkımız da ne varsa kışa hazırlık babından getirmek en büyük arzumuzdu.

Bir dere yatağından geçerken 4 veya 5 genç önüme aniden çıkıverdi. Belli ki bir yerlerde gizlenmişlerdi. Atımı yaşlı, beni de sakallı görünce bir anda cesarete geldiler.  Yavaş yavaş yanaştılar, beni çembere almaya, etrafımı sarmaya başladılar.

- İhtiyar sepetleri bize ver ve buralardan kaybol! Diye emir yağdırmaya başladılar.

Belki de fena insanlar değildiler ama bir defa şeytana uymuş oldular. Bizde de görünüşte dervişlik var ama yürekte de pehlivanlık var. Dediklerini yapmak bize düşmezdi. Önce alttan almaya çalıştım.

-Gençler ben yoksul bir adamım ve bu sepetler benim kışlık umudumdur. Siz iyi insanlara benziyorsunuz. Yol kesmek sizin gibilere yakışmaz… Dediysem de dinlemediler. Sözlerimden cesaret alınca da beni sarsmaya başladılar…”

Gelecek hafta Derviş Pehlivan Dede’nin yiğitliği ile verdiği derse devam edelim…

İslam Âleminin Mübarek Ramazan Bayramını; Sağlık, afiyet, huzur içinde geçirmesi dileklerimle tebrik ediyorum.

Alın teriyle hayatlarını kazanan işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutluyorum.

Kalınız sağlıcakla…