SON DAKİKA
Turizm Pazar 11 Ocak 2026 02:22

ZENGİN KÜLTÜRLERİN BULUŞMA NOKTASI: HİNDİSTAN

Hindistan'a ilk gittiğimde hissettiğim heyecanı unutamam. Bir yanda muazzam bir kültürü tanıma mutluluğu, diğer yanda ise anlatılan yoksulluk ve hijyen koşullarına dair tedirginlik... İlk durağım olan Delhi'de uçaktan indiğim an, bambaşka bir çağa adım attığımı hissettim

Zengin kültürlerin buluşma noktası: Hindistan

Deniz DİKMEN

Bu hafta, bir kıta kadar büyük, rengarenk ve binlerce yıllık kültür mirasına sahip bir ülkeye uzanalım diyorum. Var mısınız hep birlikte Hindistan’ın gizemli dünyasına yolculuk yapmaya?

hint-5

Rakamlarla bir dev

Hindistan, yüzölçümü bakımından dünyanın yedinci büyük ülkesi (3.287.000 km2) olmasının yanı sıra, 1,5 milyarı aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci ülkesidir. Bu rakam, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 18’ine tekabül ediyor. 5000 yıllık köklü tarihi, çok tanrılı Hinduizm inancı, birbirinden farklı coğrafi bölgeleri, olağanüstü florası, faunası, dansları ve mutfağıyla Hindistan, tam bir çeşitlilik mozaiğidir. Nepal, Çin, Bhutan, Myanmar, Bangladeş ve Sri Lanka ile komşu olan ülke, her köşesinde farklı bir sürpriz barındırıyor.

hint-1

Himalayalar’dan Ganj’ın kalbine

Ülkenin kuzeyinde dünyanın en yüksek sıradağları olan Himalayalar yükseliyor. Bu bölgede, 7000 metrenin üzerinde tam 28 zirve bulunuyor. Batısında Arap Denizi, doğusunda ise Bengal Körfezi bulunan bu dev yarımadanın can damarı ise Ganj Nehri’dir. Himalayalar’ın buzullarından doğup ülkenin kalbinden akarak Bengal Körfezi’ne dökülen 2525 kilometrelik bu nehir, Hint kültüründe "Ganj Tanrıçası" olarak kutsal kabul edilir. 

Ganj Nehri milyonlarca insan için bir yaşam kaynağı ve Hint kültüründe Ganj tanrıçası olarak isim almış ve bu gururla yıllardır varlık gösterir. Ganj Nehiri kıyıları antik kentlere, sakin köylere, hareketli ghatlara, dini ritüellere renkli festivallere sahne olur ve halkın canlı yaşam ritmi ile buluşur.

Nehir kıyısındaki "Ghat" adı verilen basamaklar, halkın hem dini ritüellerini gerçekleştirdiği hem de nehirle buluştuğu alanlardır. Ayrıca ülkeye ismini veren ve antik çağlardan bu yana Batı dünyası tarafından bilinen İndus Nehri de bu toprakların bir diğer kadim zenginliğidir. Dünyanın en uzun nehirlerinden biri olarak kısmen Hindistan’dan akar 3180 kilometre ve aynı zamanda ülkeye ismini veren nehirdir.

Indus Nehrin doğusunda kalan topraklar Batı dünyasında antik dönemden bu yana Hindistan (İndia) olarak adlandırılırdı ve aslında Himalayaların güneyi ve Pers krallığın doğusu kast edilirdi. Araştırmalara göre Indus vadisinde prehistorik döneme ve 250 bin yıllık insana ait yaşam ve yerleşim bulguları bulunuyor. Ganj ve İndus gibi ülkenin bir ucundan diğer ucuna kadar akan ve topraklara hayat veren onca nehir ve su kaynakları bulunuyor Hindistan’da.

hint-2

İlk karşılaşma: Kaos ve büyü

Hindistan’a ilk gittiğimde hissettiğim heyecanı unutamam. Bir yanda muazzam bir kültürü tanıma mutluluğu, diğer yanda ise anlatılan yoksulluk ve hijyen koşullarına dair tedirginlik... İlk durağım olan Delhi’de uçaktan indiğim an, bambaşka bir çağa adım attığımı hissettim. İnanılmaz bir kalabalık, yollarda serbestçe dolaşan inekler, çatılarda koşturan maymunlar, toz duman ve hiç bitmeyen korna sesleri... Havalimanında defteriyle kayıt tutmaya çalışan görevlinin şaşkınlığı bile ülkenin kendine has kaosunun bir parçasıydı.

Ancak bu kaosa alıştıktan sonra, Hindistan’ın asıl güzellikleri sizi büyülemeye başlıyor. Asırlar boyu bu topraklarda hüküm süren sultanlıkların, krallıkların ve maharajaların pırıltılı mirası her yerde karşınıza çıkıyor. MÖ 6. yüzyılda burada doğan Gautama Siddhartha’nın (Buda) öğretileri bugün tüm dünyayı sararken, Mahatma Gandhi gibi bir liderin bağımsızlık mücadelesi ise ülkenin ruhunu oluşturuyor. 

İlk durağım ve deneyimlerim Delhi kentinde olmuştu ve buraya ilk ayak bastığımda başka bir çağa ve bambaşka bir diyara geldiğimi hissetmiştim. İnanılmaz bir insan kalabalığı, sokaklar, caddeler, yollarda yatan ve yerinden kımıldamayan inekler, kentte koşuşturan maymunlar, sürekli bir toz duman ve korna sesleri. Havalimanında giren çıkan insanları kapıda kocaman bir defter ile bir görevli eliyle kayıt ediyordu, daha doğrusu kayıt edemiyordu. O bir yandan kayıt tutmaya çalışırken insanlar bir yandan da binaya girip çıkıyordu. Biraz şaşkınlık içindeydim.

Ülkenin güzellikleri, tarihi ve kültürü günler geçtikçe beni çok etkilemeye başlamıştı.  Hindistan 1858 ile 1947 yılları arasında Britanya’nın bir kolonisiydi ve Hint kültürüne izlerini bırakmıştı. Bu muazzam topraklarda Mahatma Ghandi gibi müthiş bir siyasi ve ruhani lider yetişmiş ve ülkeye özgürlüğünü kazandırmıştı. Tüm bunları bu koca ülkede düşündükçe hem kültürü hem de yaşam şartlarını daha iyi değerlendiriyor insan. 

Ülkeyi hakkıyla gezmeye kalkışsanız herhalde haftalarınızı, aylarınızı alır. Kuzeyinde Himalayaların olduğu ve Nepal ile komşu olan bölge muazzam güzel. Ganj Nehiri boyunca bulunan ve en önemli kenti Varanasi olan bölge ayrı bir macera. Bildiğiniz üzere Varanasi bölgesi Hindistan’ın en kutsal bölgelerinden bir tanesi ve burada Hinduizm inancına uygun olarak ölüleri yakma töreni ve küllerini kutsal Ganj Nehiri’ne dökme seremonisi çok özgün.

hint-3

Görülmesi gereken ikonik rotalar

Hindistan’ın çok ünlü Altın Üçgen’i Delhi, Agra ve Jaipur kentlerinden oluşur ve burada Hint kültürüne ait birçok ikonik yapıyı görme fırsatı yakalarsınız.

Rajasthan eyaleti ‘krallar diyarı’ olarak anılır ve bu bölgede Jaipur, Jodhpur ve Jaisalmer kentlerinde Hindistan’ın en ihtişamlı ve yüzlerce yıllık kalelerini, saraylarını keşfedebilirsiniz.

Rajasthan bölgesinde 16’ıncı yüzyıla ait dünyaca meşhur Amber Sarayı’nı görebilir ve Rajput ihtişamına tanık olablirsiniz. 

‘Pembe kent’ olarak kabul edilen Jaipur kentini gezebilirsiniz. Bu kenti gün batımında veya günün ağırdığı saatlerde gezmek ayrı bir güzellik olacaktır. 

Agra’da Dünyanın yedi harikasından bir tanesi kabul edilen ve büyük bir aşkın sembolü olan Taj Mahal’e hayran kalabilirsiniz. İslam türbe mimarisinin en önemli yapıtlarından bir tanesi olan bu türbe Babür İmparatoru Şah Cihan’ın genç yaşta vefat eden eşi Ercümend Banu Begüm için Yamuna Nehiri kıyısında inşa edilmiştir. Beyaz ve siyah mermerden inanılmaz süslemelere sahip bu türbenin yapımı yirmi yıl sürmüştür.

Başkent Delhi’de ise meşhur kırmızı kumtaşından inşa edilmiş ve 16’ıncı yüzyıla ait Humayun Türbesi, Red Fort (Kızıl Kale 17 yy) , Kutub Minar (13 yy) , Chhota Kutub Minar (17 yy) , Hindistan Kapısı (İndia Gate) , Hauz Khas Kompleksi, Akshardham Tapınağı, Lotüs Tapınagı, Lodhi Bahçeleri, Agrasen ki Baoli, Mehrauli Arkeolojik Parkı, Nizameddin Dergahı gibi birçok eser görebilir ve eski Delhi semtlerinde kaybolabilirsiniz. Delhi sokaklarında bir düğün için rengarenk süslenmiş ve düğün alayına eşlik eden fillere denk gelebilirsiniz.

Amritsar: Sihizm’in en kutsal mekanı olan meşhur Altın Tapınak’a ev sahipliği yapar. Burası Kartarpur’daki Gurdwara Darbar Sahib Kartarpur ve Nankana Sahib’teki Gurdwara Janam Asthan ile birlikte Sihizm’in en kutsal mekanlarından bir tanesidir.

Güney Hindistan’da ise Kerala Bölgesi, Madurai, Chennai bölgeleri muazzam Hindu tapınakları, sulak bölgeleri ve ulusal parkları ile bambaşka harika bir enerjiye sahiptir. 

Batı Hindistan ise Goa sahillerin yemyeşil ormanları ve manzaraları ile olağanüstü güzellikte olan bir destinasyondur. Bu bölgede Hint ve bir zamanlar burada hüküm sürmüş Portekiz koloni kültürün harmanını görürsünüz. Portekizli tüccarlar bu sahillere 16’ncı yüzyılda gelip bölgeyi fethetmişler ve 1961 yılına kadar da 450 yıl boyunca bu topraklarda kalmışlar.

Goa’nın en büyük kentlerinden bir tanesi ismini eski Portekizli kaşif Vasco de Gama’dan alır ve günümüzde hala bu isim kullanılır. Kerala’nın huzurlu suları ve Goa’nın Portekiz etkisindeki egzotik sahilleri, ülkenin bambaşka bir yüzünü sunar. 

Takdir edersiniz ki böylesine bir kıta büyüklüğünde, 43 UNESCO Dünya Mirasına ve binlerce yıllık derin bir kültüre sahip, uçsuz bucaksız bir ülkeyi bir sayfada anlatmak imkansız. 

Bu nedenle gerçekten gidip görmek lazım. Kuzeyi, Güneyi, Doğusu ve Batısı ile bambaşka diyarlar sizi karşılayacaktır.

hint-4

Gezginlere notlar

Hindistan’a giderseniz muazzam Hint Mutfağını mutlaka deneyimlemenizi öneririm. Geleneksel Hint yemekleri, binbir çeşit baharatları, yeşillikleri, meyveleri, sebzeleri, hamur işleri, olmazsa olmaz körileri, taze et suları, özel sosları, pirinç yemekleri, tandırları, tatlıları ile çok zengin, lezziz ve dünyaca meşhurdur. Orada yemek tatmak lezzet şölenidir. Sadece yemeği aldığınız yerin hijen koşullarına biraz dikkat etmenizi tavsiye ederim.  

Mümkün olduğunca bahar aylarında bu ülkeye gitmeniz daha uygun olur zira yaz ayları sıcaklık 50 derecelere kadar çıkabiliyor ve Hint yazları yaşanıyor.

Çarşıları, pazarları, dini mabetleri, özgün mimari eserleri, rengarenk kumaşları, müzikleri, dansları, doğal parkları ve güleryüzlü insanları ile Hindistan’ı çok seveceksiniz.

Ara ara karşınıza çıkan derin yoksulluk ve bazen de hijen sorunları bu ülkenin güzelliklerini görmenizi gölgelemesin, ülkeyi gezerken sadece keyif almaya ve bu güzel kültürü yaşamaya bakın. Sadece ana odaklanın ve bu kadim kültürün tadını çıkarın.

Bu yazımda bu ülkeden size bir esinti vermeye çalıştım. Umarım biraz olsun ülke ile ilgili merakınızı uyandırmışımdır.

Bizim kültürümüz ile de birçok yakın bağları ve etkisi olan bu rengarenk ülkeyi yakından tanımanızı isterim.

160x600 sol
160x600 sağ