SON DAKİKA
GÜNDEM Pazar 25 Eylül 2022 02:07

YÜKSELEN FAİZ YOKSUL ÜLKELERİ VURACAK

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, doların güvenli liman görülmesi, gelişmekte olan ülkelerin paralarının değer yitirmesi sonuçlarını doğuracağını söyledi. Kozanoğlu ayrıca faizlerin yükselişi ağır dış borç yükü bulunan yoksul ülkeleri zor durumda bırakacağının altını çizdi.

Yükselen faiz yoksul ülkeleri vuracak

Hakan DİKMEN

Bu hafta biliyorsunuz Merkez Bankası politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 12'ye düşürdü. Bu aslında beklenen bir durum gibi olmasına rağmen bir sürpriz olur mu diye de açık kapı bırakanları şaşırtmadı. TCMB, geçen yılın son 4 toplantısında faizde toplam 500 baz puan indirime gittikten sonra, bu yılın ilk 7 toplantısında faizi sabit bırakmış, ağustosta ise beklentilerin tersine 100 baz puan faiz indirimi gerçekleştirmişti. Merkez Bankamız böylece faiz indirimine eylül ayında da devam etmiş oldu. Bu konuyu Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi, deneyimli Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ile değerlendirdik.

TCMB politika faizini 100 puan indirerek % 12’ye çekmesi ülkemiz ve diğer ülkeler bakımından ne arz ediyor?

TCMB’nin faiz indirimi artık fazla bir anlam ifade etmiyor. Zaten yabancı yatırımcılar için enflasyonun yüzde 80’in üzerinde olduğu, TL’nin yabancı paralar karşılığında hızla değer yitirdiği bir ortamda yüzde 40 faiz bile cazip olmayacaktı. Zaten devlet tahvillerinde yabancı payı yüzde 22’lerden yüzde 1’e kadar inmiş durumda.

Türkiye bu duruma alıştı mı? Piyasa pek ciddiye almıyor gibi. Sadece Politika faizleri mi iniyor diğer bankalara etkisi de olacak mı?

Faiz indiriminin piyasada etkisi çok sınırlı oluyor. Aynı yoğun bakımdaki bir hastanın uyarılara cevap vermemesi gibi. Sadece bankalar Merkez Bankası onları daha düşük faizle fonlayacağı için bir de KKM hesaplarında bankaların ödeyeceği faiz payı azalacağı için bu durumdan hoşnutlar.

Amerika'nın faizi artırması bizim düşürmemiz ülkemizde nasıl bir durumla bizi nelerle karşılaştıracak?

ABD’nin hızlı faiz artırımları peşi sıra diğer ülkelerin buna ayak uydurması öncelikle küresel ekonominin durgunluğa girmesi, işsizliğin artması, sendikaların pazarlık gücünün kırılması sonuçlarını doğuracak. Tüm bunlar enflasyonun hız kesmesine öncelik verilmesinin sonucu. Bu gelişmeler ayrıca doların güvenli liman görülmesi, gelişmekte olan ülkelerin paralarının değer yitirmesi sonuçlarını doğuracak. Ayrıca faizlerin yükselişi ağır dış borç yükü bulunan yoksul ülkeleri zor durumda bırakacak. 80’lerdekine benzer bir dünya borç krizi yaşanması tehlikesi de gündemde.

Döviz artışı olursa Hazine bu durumda ne yapacak?

Döviz artışı Hazine’nin hem dış borç yükünü artıracak hem de 30 milyar dolar civarındaki dövize endeksli iç borçlarının. Bu seçim yaklaşırken seçim ekonomisi uygulanacağı da düşünülürse bütçe açıklarını tırmandıracak bunun sonucunda Türk Lirası cinsi iç borçlanmaların da maliyetini artıracak.

Enflasyon ile mücadelede bu durum halkı nasıl etkileyecek?

Halk enflasyona karşı korunmak için öncelikle parası yettiği ölçüde alımlarını öne çekiyor. Tüketim kalıbına göre zeytinyağı, ayçiçek yağı, bebek bezi vb. Her ne kadar tüketiciye yansıyan faizler MB politika faizinin çok üstünde %30-35 aralığında olsa da hala bu enflasyon ortamında cazip geliyor. O nedenle halk kredi kartlarına, ihtiyaç kredilerine yükleniyor. Ancak temmuz ayı ücret zamlarının etkisini yitirmeye başlaması, kredi limitlerinin dolmaya yüz tutması nedeniyle talep yavaşlamaya yüz tutuyor. Bu durum ciro ve perakende satış endekslerinden okunabiliyor. Türkiye ekonomisinin durgunluk içinde enflasyon, stagflasyona sürüklenme riski artıyor.

“Enflasyonla mücadeleye değil, büyümeye odaklanılıyor”

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, tüm dünyada ekonomik durgunluk ve işsizlik pahasına enflasyonla mücadele eğilimi ortaya çıkarken Türkiye’nin sadece büyüme temposunu sürdürmeye odaklandığını dile getirdi. Bu yaklaşımın piyasalarda fiyatlandığı, faiz indiriminin döviz piyasalarında önemli bir sarsıntı yaratmadığını bir kez daha belirtti. 

TCMB politika metninde de enflasyonun artışının tamamen dış etkenlere bağlandığına dikkati çeken Prof. Dr Hayri Kozanoğlu, bunda jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetlerinde yarattığı artışların, küresel emtia ve gıda fiyatlarında yükselişin de etkisinin öne çıkarıldığını vurguladı.  Prof. Dr Hayri Kozanoğlu, “Ekonomik temellerden uzak fiyatlama davranışlarından söz edilerek ekonomi yönetiminin hataları ve TCMB’nin düşük faiz politikasının enflasyona katkısı göz ardı ediliyor.” diye konuştu. Metinde ekonomide yavaşlama korkusunun ön plana çıkarıldığını da kaydeden Prof. Dr. Kozanoğlu, “Sadece dış talepte yavaşlama ile açıklanıyor. Halbuki geniş halk kesimlerinin satın alma güçlerinin düşmesinin talebe olumsuz etkisinin, temmuzdaki ücret zamlarının ivmesini sürdüren enflasyon karşısında erimesinin yarattığı yoksullaşmanın göz ardı edilmemesi gerekirdi.” şeklinde ifade etti.

Prof. Dr. Kozanoğlu’na göre Türkiye’nin, enflasyonun hız kestiği, işsizliğin tek haneli oranlara düştüğü, cari açığın kapanma yoluna girdiği bir ortamda seçime gitmesi olanaksız. Ekonomi yönetiminin bütçe harcamalarını artırmaktan başka bir seçeneğinin görünmediği de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kozanoğlu, bunun da daha yüksek enflasyon anlamına geldiğini söyledi.

 

“Kurları sıçratması beklenirdi” 

Küresel ekonomideki eğilimlerin tersine böyle bir faiz indiriminin normalde kurları sıçratmasının beklediğini buradan hareketle TCMB politika faizlerinin, parasal aktarım mekanizmasında öncü rolünü yitirdiği, sadece bankalara ucuz likidite pompalamaya hizmet ettiği değerlendirmesini yaptı.

İşte tüm dünyada belirli bir şekilde artan faizlerin ülkemizdeki durumunu Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi, deneyimli Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu böyle değerlendirdi. 

Dileğimiz bu yapılan çalışmaların halkımızın refah içinde yaşamasına katkısının bulunması.