YA ENFLASYON YA BÜYÜME
Türk Amerikan İş Adamları Derneği-Amerikan Ticaret Odası (TABA AmCham) Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, "Rusya Ukrayna Savaşı sonrası pazar Orta Doğu ve Uzak Doğu'ya doğru kayıyor. Bu anlamda Türkiye bizim için çok önemli" dedi. Sanlı ayrıca, "Günümüzde artık piyasa müdahaleleri sırasında enflasyon ile büyüme arasında bir tercihte bulunmak gerekmektedir" diye konuştu

Neşe BERBER
Türk Amerikan İş Adamları Derneği-Amerikan Ticaret Odası (TABA AmCham) Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, “Rusya Ukrayna Savaşı sonrası pazar Orta Doğu ve Uzak Doğu’ya doğru kayıyor. Bu anlamda Türkiye bizim için çok önemli çünkü ticari bir merkez olarak bakıyoruz. Birlikte çalışmalarımızı sürdürmeliyiz” dedi.
Rusya Ukrayna Savaşı, dünya ekonomisini nasıl etkiledi? Bundan sonraki beklentiler nelerdir?
Rusya-Ukrayna Savaşı küresel ekonomi için yeni bir sınama olmuştur. Savaş, Kovid-19 salgını sonrası küresel toparlanmayı ciddi anlamda geciktirmiş, bu süreçte enerji ve gıda güvenliği ile ilgili kaygılar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Küresel ölçekte fiyatlar son birkaç yılın yeni zirvelerini test ederken, savaş, küresel salgın sonrası yüksek enflasyon; enerji krizi ve emtia fiyat artışlarının olumsuz etkilerini daha da ağırlaştırmıştır.
Savaş sadece ilgili ülkeleri değil tüm küresel ekonomiyi ve finansal piyasaları derinden etkilemektedir. Değerli madenler ve gıda fiyatları yükselirken enerji fiyatları da rekor seviyelerde seyretmektedir. Finansal tarafta küresel risk algısını değiştirirken risk primlerini artırmakta, güvenli limanlara kayışı tetiklemekte ve küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır. Savaşın gidişatı değerlendirildiğinde, Batı ve Rusya arasındaki bu restleşme ve strateji oyununun uzun bir dönem daha süreceği öngörülmektedir. Rusya’nın, emtia fiyatları ve enflasyondaki artış baskılarını kendi lehine kullanarak, Ukrayna’daki savaş ve çatışma durumunu uzatmayı düşündüğü yorumları artmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı; gıda, enerji ve finansmanda dışa bağımlılığın maliyetlerini artıran ve alternatif enerji kaynaklarına sahip olmanın önemini yeniden hatırlatan bir şok etkisi görevi de görmektedir. Tüm bu nedenlerle küresel ölçekte 1970’lerdeki gibi bir enerji krizi ve stagflasyon kaçınılmaz görülmektedir. Konvansiyonel metotlarla enflasyon ile mücadele için ise büyümeden ve istihdamdan ne derece vazgeçilebileceği henüz belirsizdir. Özellikle büyüme ve istihdam oluşturmaya daha fazla ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) açısından bu durumun kabulü daha zordur. Nitekim günümüzde artık piyasa müdahaleleri sırasında enflasyon ile büyüme arasında bir tercihte bulunmak gerekmektedir.
Batı, Rusya’yı küresel sistemden izole etti
Öte yandan çok kutuplu bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Çin, Asya Pasifik’te etkisini artırırken, Rusya da Avrasya’da hâkimiyetini güçlendirmeye çalışmaktadır. Çin ve Rusya kazanımlarını garanti etmek için öncelikli olarak kendi bölgeleri ve etki alanlarında egemenliklerini sağlamlaştırmaya gayret etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 21. yüzyılda da hâkim güç olarak kalmak istiyorsa, Çin ve Rusya’yı Asya’da dengelemek zorundadır. Avrupa Birliği (AB) ve ABD öncülüğündeki Batı, son durumda bu doğrultuda Rusya’yı küresel sistemden izole etmektedir.
Rusya-Ukrayna Savaşı, uluslararası ticareti özellikle de tahıl ve enerji arz zincirini olumsuz etkilemektedir. Çin’in ‘yüzyılın projesi’ olarak lanse ettiği Kuşak-Yol Projesi (Belt and Road Initiative BRI) de savaştan olumsuz etkilenmektedir. Zira Ukrayna, Çin’in Avrupa’ya ulaşan ticaret yollarında kritik bir konuma sahiptir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), savaş ve sonrasındaki yaptırımlar nedeniyle küresel büyüme tahminlerini düşürmüştür. Küresel enflasyonun savaşın etkisiyle 2022’de birkaç puan artması ve küresel büyümenin en azından yüzde 1 gerilemesi beklenmektedir. Savaşın küresel ekonomiye maliyetinin de şimdiden birkaç trilyon doları geçeceği tahmin edilmektedir. Uluslararası kurumların hesaplamalarına göre Rusya’nın ekonomisi, 2022’de yüzde 8 ila 20 arası küçülmeye gideceği öngörülmektedir.
Savaşın Ukrayna ekonomisine toplam maliyetinin 600 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacağı hesaplanmaktadır. 3 Mayıs 2022 itibarıyla savaşın sadece (bina ve altyapı gibi) fiziksel hasarı 92 milyar doların üzerindedir.
Türkiye bu savaşın sonucundan nasıl etkilenir?
Muhtemel sonuçlardan biri de savaş ve yaptırımların ticari ilişkilerin yoğun olduğu Türkiye gibi komşu ülkelere etkileridir. Savaşın gıda ve enerji başta olmak üzere küresel ekonomi ve finansal piyasalara yansımalarının yakın komşu ve büyük ticari ortaklardan biri olan Türkiye’de de olumsuz etkileri olabilir. Ancak Türkiye enerji arz zinciri üzerindeki stratejik yeri ve artan önemi ile gittikçe daha kritik bir ortak haline gelmektedir. Bu rapor, krizin ilk altı ayındaki çatışmaların ve yaptırımların küresel ekonomi politiğe etkilerini analiz etmektedir.
ABD, ekonomide yaşanan krizden dolayı zor durumda olduğunu söylüyor.
Bu durum Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
ABD ekonomisi, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,6'lık daralma gösterdi. ABD ekonomisi yılın ilk çeyreğinde tahmin edilenden fazla küçülme göstermiş oldu.
ABD Ticaret Bakanlığı, ocak-mart dönemine ait gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verisine ilişkin nihai tahminlerini açıkladı. GSYH yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,6 azaldı.
Söz konusu dönemde GSYH verisinde hafif aşağı yönlü revizyona gidilirken, piyasa beklentisi ekonominin ilk çeyrekte yüzde 1,5 küçülmesi yönündeydi.
Ülkenin GSYH verisine ilişkin nisan ayında yayımlanan öncü verilerde, ekonominin yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,4 daraldığı, mayıs ayında yayımlanan ikinci tahminlerde ise yüzde 1,5 küçüldüğü kaydedilmişti. Böylece ABD ekonomisi yılın ilk çeyreğinde tahmin edilenden fazla küçülme göstermiş oldu.
ABD’de kişisel tüketim harcamaları düştü
ABD ekonomisi, 2021'in son çeyreğinde yüzde 6,9 büyürken, salgın sonrası toparlanmanın etkisiyle geçen yıl genelinde yüzde 5,7 ile 1984'ten bu yana en güçlü büyümeyi kaydetmişti.
Bu dönemde ABD ekonomisindeki daralmada, ihracat, federal kamu harcamaları, özel stok yatırımları ile eyalet ve yerel yönetim harcamalarındaki azalma etkili oldu.
Aynı dönemde ithalat yükseliş gösterirken, konut dışı sabit yatırımlar, kişisel tüketim harcamaları ve konut sabit yatırımları artış kaydeden diğer kalemler olarak sıralandı.
İlk çeyreğe ait GSYH verisindeki revizyonda ise özel stok yatırımlarındaki yukarı yönlü revizyonun, kişisel tüketim harcamalarındaki aşağı yönlü revizyonla kısmen dengelenmesi belirleyici oldu.
Kişisel tüketim harcamalarındaki artışa ilişkin veri bu dönemde yüzde 3,1'den yüzde 1,8'e revize edildi. Kişisel tüketim harcamaları, geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2,5 artmıştı.
Yılın ilk çeyreğinde kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış ise yüzde 7'den yüzde 7,1'e revize edildi. Gıda ve enerji harcamalarının hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış da yüzde 5,1'den yüzde 5,2'ye yükseldi.
Yılın ilk çeyreğinde kaydedilen rekor seviyedeki dış ticaret açığının ABD ekonomisinin daralmasında etkili oldu ancak iç talep güçlü kaldı.
Türkiye'nin, cari açığı finanse etmesi zorlaşacak
Sadece Amerikan doları değil, yüksek enflasyonla mücadele eden veya FED kararından etkilenen diğer merkez bankaları da faiz oranlarını artırdığı sürece kur üzerinde baskı artacaktır. Sadece Amerikan doları değil, yüksek enflasyonla mücadele eden veya FED kararından etkilenen diğer merkez bankaları da faiz oranlarını artırdığı sürece kur üzerinde baskı artacaktır. Türkiye için bu durum oldukça zor bir seyirde ilerleyecektir. Yurt dışından sermaye bulmak durumunda olan, hem cari açığı hem vadesi gelen borçları döndürmek anlamında her yıl yaklaşık 200 milyar dolarlık bir finansmanı çevirmek durumunda olan Türkiye için şartlar hiç kolay olmayacaktır. Sermaye tarafında maliyet artışı, Türkiye'nin büyümesi üzerinde etkisi olacak çünkü Türkiye'nin cari açığı finanse etmesi zorlaşacak. Mesele sadece maliyet artışı değil, aynı zamanda cari açığın finansmanı. Buradan büyüme üzerine etkisi olacaktır. Dünya ekonomisi zaten Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinin etkileri, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, pandemi döneminde tedarik zincirlerinin bozulması nedeniyle baskı altında.
Sıkı para politikası durgunluğu tetiklerse, Türkiye için küresel koşullar daha da zorlaşabilir.
Dolayısıyla, ABD Merkez Bankası'nın resesyona sürüklenmeden enflasyonu kontrol altına alması yani yumuşak inişi sağlaması bütün piyasalar açısından büyük önem arz ediyor. Örneğin, bu yılın ilk dört ayında Türkiye'yle Amerika arasındaki ticaret hacmi 11 milyar doları aştı. Geçen yılın ilk dört ayıyla kıyaslandığında, ticaret hacminde çok ciddi bir yükselişe işaret ediyor.
Ekonomik yavaşlama veya durgunluk, Türk - Amerikan ticaretinde de sağlanan büyümeyi riske sokabilir.
Türkiye, lojistik hattının avantajıyla öne çıkıyor
Türkiye ve ABD arasındaki ihracat, önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyecek?
Türkiye'nin ihracatı bu yılın 5 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20,4 artarak 102 milyar 504 milyon dolar olarak gerçekleşti.
ABD, yılın beş ayında Türkiye'nin en fazla dış satım yaptığı ikinci ülke oldu. ABD'ye yapılan ihracat ilk beş ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,6 artarak 6 milyar 72 milyon 901 bin dolara yükseldi. ABD'nin Türkiye'nin ihracatından aldığı pay ise yüzde 6,52 oldu.
ABD'ye bu dönemde en fazla kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yapıldı. Kimyevi maddeler ve mamullerinin ABD'ye dış satımı ilk 5 ayda yüzde 55,2 artışla 682,7 milyon dolara çıktı.
Yılın ilk beş ayında Türkiye'nin 68 kentinden dış satımın yapıldığı ABD'ye en fazla ihracat İstanbul'dan gerçekleşti. İstanbul'u sırasıyla Bursa, Gaziantep, Kocaeli, Ankara ve İzmir takip etti.
İstanbullu şirketlerin ABD'ye dış satımı, ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41,4 artarak 2 milyar 378,3 milyon dolara yükseldi.
Bu bağlamda Türkiye, lojistik hattının avantajıyla öne çıkıyor ve ABD ile ticaret hacmimiz gelişiyor. Bu hacim, 2021 yılında 22 milyar dolardan 28 milyar dolara çıktı. 2022 yılsonunda 40-50 milyar dolar ticaret hacmimiz olacağını düşünüyoruz. Çin’e karşı alternatif bir tedarik zinciriyiz. ABD ile önemli bir ticaret hacmimiz oluştu. Bu hedeflere ulaşabilmek için yıllardır çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı 3 yıl önce başlattık, bu işlemler hemen olmuyor. Gerçekçi analizlerimizi yapmamız gerekiyor.
İş dünyası için bu altyapıyı hazırlamak gerekiyor. Doğru şeyler yaptığınızda sonuçlarını alıyorsunuz. 3 sene önce ABD ile ticaret hacmi 100 milyar dolar olacak dendiğinde hayal olarak görülüyordu. Şimdi önümüzdeki 3 yıl içinde bu rakamlara ulaşabileceğimizi öngörüyoruz. Otomotiv, demir çelik, tekstil, mobilya, mücevher, halı gibi sektörler ABD’ye ihracatımızda önemli bir yer tutuyor. ABD’den ise en çok sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal ediyoruz
Türkiye, ABD için fırsatlar ülkesi
ABD ile Rusya arasında yaşanan gerilim Türkiye’ye fırsatlar yaratır mı?
Rusya'nın Avrupa ile karşılıklı yaptırım atakları, ekonomi pazarında ciddi açıklara yol açmaya başladı. Bu gelişmelerin ardından Türkiye, dünyanın en çok tekstil üreten beşinci, en çok hazır giyim üreten altıncı ülkesi olarak, Rusya'da boş kalan tekstil sektöründeki açığı kapatmaya talip oldu. Yaptırımlar sayesinde oradaki Amerikan, Fransız, Alman firmaları yani Avrupa firmasının da o pazardan çıkması, aynı bölgelerdeki talebi haliyle biraz daha artırdı. Daha az rekabet eder hale geldiler. Dolayısıyla hem yeni mağaza açmakta hem de yeni yatırım yapmakta Türk markalarına önemli bir yönelme oldu. Ukrayna’nın aksine; Rusya’da Amerikan ve Avrupa Birliği ülkelerinin firmalarının pazarı terk etmesi ile Türk firmaları daha az rekabet eder hale geldi. 6 ay önce Rusya’nın Ukrayna’yı işgal hareketi başlamıştı. ABD ve AB tarafından Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlar oldu. Bu yaptırımlar iş dünyasında da büyük bir gerginliğe sebep oldu. Rusya ve Ukrayna’da bulunan ABD’li şirketler, savaş bölgesinden çıkmayı düşünüyor. Özellikle Rusya’daki ABD’li şirketlerden bin 100’ü, Rusya’dan çıkacağını beyan etti. Bu şirketler yeni yer arayışına girdi. Taşınmaları belli bir zaman alacak. Sayısı 5 bini bulan şirketlerin niyeti ülke değiştirmek. Biz Türkiye olarak 5 bin şirketin yüzde 25’inin Türkiye’yi tercih edeceğini düşünüyoruz. Aldığımız ön bilgilere göre bu şirketler Türkiye’yi konum olarak akılcı buldu çünkü Türkiye; Kuzey Afrika’ya, Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakın konumda. Şirketler bu avantajı kullanmak istiyor. Bazı şirketler ise Orta Doğu ülkelerine geçerek Uzak Doğu ile ticarete ağırlık vermeyi düşünüyor.
Türkiye’ye ticari bir merkez olarak bakıyoruz. Türkiye, ABD için fırsatlar ülkesi. ABD şirketlerini Türkiye’ye yatırım yapması konusunda teşvik edebiliriz. Rusya’ya olan yaptırımların etkisini biliyoruz, gelişmeler sonucu birlikte çalışmalarımızı sürdürmeliyiz.