SON DAKİKA
Madencilik Pazartesi 16 Şubat 2026 18:33

TÜRKİYE KÜRESEL MADEN LİGİNDE ÜST SIRALARDA

Ankara'da düzenlenen ASO-ATO Maden Zirvesi'nde sektörün stratejik rolü ve ekonomik katkısı ele alındı. Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'nin maden çeşitliliğinde dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirterek, 2025 itibarıyla 6,2 milyar dolarlık ihracatla ekonomiye önemli katkı sağlandığını ifade etti. Zirvede, yer altı kaynaklarının işlenerek daha yüksek katma değerli üretime dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı

Türkiye küresel maden liginde üst sıralarda

Ankara Sanayi Odası (ASO) ev sahipliğinde düzenlenen “ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması”, Ankara’da gerçekleştirildi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'nin maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirterek, "Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." dedi.

Ankara Sanayi Odasının (ASO) ev sahipliğinde düzenlenen "ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması", Oda Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi.

Baran, burada yaptığı konuşmada, madenciliğin insanlık tarihi açısından en eski sektörlerden birisi olduğunu hatırlatarak, yer altı kaynaklarının değerlendirilmesinin, uygarlığın gelişmesine yol açtığını ve kalkınmanın temelini oluşturduğunu anlattı. Sanayiden enerjiye, savunmadan inşaata kadar pek çok sektörün temel girdisini sağlayan madenciliğin, ekonomi ve milli güvenlik açısından da stratejik bir sektör olduğuna dikkati çeken Baran, Türkiye'nin jeopolitik yapısı itibarıyla yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke olduğunu vurguladı.

Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün, 70'inin Türkiye'de bulunduğunu, 60'ının da aktif olarak üretim ve ticaretinin yapıldığını aktaran Baran, "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." diye konuştu.

Baran, söz konusu sektörün ekonomik büyüklüğünün 2024'te 400 milyar lirayı aştığını, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığına değinerek, sektörün yaklaşık 150 bin kişiye de doğrudan istihdam sağladığını söyledi. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunun altını çizen Baran, "Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz. Ham madde ihracatçısı bir ülkeden, ileri işleme teknolojileriyle nihai ürün üreten ve ihraç eden bir yapıya geçmek, madencilikte gerçek sıçramayı sağlayacak en önemli yoldur. Bor madeninde, dünya rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip bir ülkeyiz. Altında, nadir toprak elementlerinde, kromdan barite, feldspattan tronaya kadar pek çok stratejik alanda güçlü bir portföye sahibiz." dedi.

DÜNYA BOR REZERVLERİNİN YÜZDE 73’ÜNE SAHİBİZ

ASO Başkanı Seyit Ardıç, madenciliğin yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti olmadığını belirterek; enerji dönüşümü, savunma sanayisi, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki gelişmelerin ham maddeye stratejik önem kazandırdığını söyledi. Teknolojinin sadece yazılımdan ibaret olmadığını vurgulayan Ardıç, yazılımların çalışması için madenlere ve metallere ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Yeşil dönüşüm sürecinde daha fazla madencilik, işleme kapasitesi ve güçlü sanayi altyapısına ihtiyaç olduğunu belirten Ardıç, bir elektrikli otomobil üretimi için benzinli araca kıyasla 4 kat daha fazla bakır gerektiğini, rüzgar türbinleri için ise tonlarca çelik kullanıldığını hatırlattı. Asıl değerin, ham maddenin ara ve nihai ürüne dönüştürülmesiyle, yani sanayi entegrasyonuyla oluşacağını kaydetti.

Avrupa’nın kritik ham maddelerde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik 2030 hedeflerine işaret eden Ardıç, Türkiye’nin coğrafi konumu ve kaynak çeşitliliğiyle bu süreçte önemli bir eşikte bulunduğunu dile getirdi. Eti Maden verilerine göre dünya bor rezervlerinin yüzde 73’ünün Türkiye’de olduğunu belirten Ardıç, bunun camdan seramiğe, tarımdan enerji teknolojilerine kadar geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli anlamına geldiğini vurguladı.