SON DAKİKA
Turizm Pazar 07 Aralık 2025 02:41

TİMSAH TANRISININ KASABASI KOM OMBO

Dünya çapında yaptığınız geziler sizi bazen çok sürpriz mekanlara götürür. Daha önce hiç adını sanını duymadığınız ama, gizem ve bilgi dolu olan destinasyonlar açılır önünüze ve yaşadıklarınızla şaşırırsınız. Gelin size bu hafta böyle gizemli ve bizi eski çağlara götürecek Mısır'da "Kom Ombo" kasabasını anlatayım

Timsah Tanrısının Kasabası Kom Ombo

Deniz DİKMEN

Kom Ombo kasabası Aswan kentinin 50 km kuzeyinde, Nil Irmağı’nın doğu yakasında bulunuyor. Eski çağlarda Kom Ombo kasabasının ismi Nubt olarak geçerdi ve Nubt ‘Altın Şehir’ anlamına gelirdi. Greko Romen döneminde ise, bu kasaba Yunanlıların hakimiyetine geçmişti ve Yunanlılar o dönem antik Nubiya’nın Nil Vadisi’ndeki ticari yolları kontrol ediyorlardı. Kom Ombo kasabası ise gerçek anlamda milattan önce ikinci yüzyılda Makedonya Ptolemaios Hanedanı tarafından yapılan Kom Ombo Tapınağın inşası ile ünlendi.

Biz de Mısır’ın Aswan kentinde konaklıyoruz ve çevredeki muhteşem antik Mısır dönemine ait tüm tarihi eserleri bir bir geziyoruz. Meşhur Abu Simbel Tapınağı, Aswan Barajı, Nasser Gölü, Philae Adası bunlardan sadece bazıları. Ziyaretlerimize ise adını sık duyduğumuz ama hakkında pek de bilgi sahibi olmadığımız Kom Ombo’yu da eklemiştik. Hava mükemmel zira Mısır’ın kış dönemini yaşıyoruz. Hava pırıl pırıl ve tam gezmeye çok uygun.

Eski çağlarda Kom Ombo aslında ‘Pa-Sebek’ diye bilinirdi. ‘Pa Sebek’ Sobek’in yaşam alanı demek. Sobek antik Mısırlıların taptığı en eski tanrılarından bir tanesi olan timsah başlı tanrıya verilen isimdi. Tüm suların tanrısı olarak kabul edilen Sobek’in kutsal hayvan figürü de timsahtı. Sobek, hem ölümle ve  hem gömülmeyle ve aynı zamanda erken dönem doğurganlıkla ilişkilendirilen tanrılardan biriydi. Nil Nehiri’nde yaşayan vahşi timsahları düşündükçe insanlara korku veren ve ölüm getiren bu hayvanın bir ölüm tanrısı figürüne dönüşmesi pek te şaşırtıcı değil.

Nil timsahların yeryüzünde yaklaşık beş ile yedi milyon yıldır yaşadığı tahmin ediliyor. Bu dev sürüngenler hem canlı hem de çürüyen etleri yiyebiliyor. Öldürdükleri hayvanları daha sonra yemek için de gömebiliyorlar.

Dünyanın en büyük sürüngeni

Günümüzde Afrika kıtasında Nil timsahları 26 ayrı ülkede yaşamaya devam ediyor. Uzunlukları ortalama 5-6 metreyi buluyor. Ağırlıkları 500 kg civarında ve dünyanın en büyük sürüngeni kabul ediliyorlar. Günümüzde hala 70 bin civarında Nil timsahı bu bölgede yaşıyor ve insan için çok büyük bir tehlike oluşturmaya devam ediyor. 

Eski Mısır dininde, timsah tanrısı Sobek, evrendeki kaostan düzen yaratan ve Nil Nehri'nin yaratıcısı olarak kabul ediliyordu. MÖ 1930 ile MÖ 1630 yılları arasında Mısır’ın Orta Krallık döneminde ise Sobek, Mısır firavunu olarak egemenlik ve orduyla ilişkilendirildi.

Mısır tarihinde Tanrı çok. Sobek’in eşi Tawaret (hamile kadınların bebeklerini koruyan tanrı), oğlu Anubistir (ölüm ve cenaze tanrısı), kardeşleri ise Seth (kötülük tanrısı), Osiris (iyilik tanrısı), İsis (büyü ve bilgeliğin tanrıçası) ve Nephthysdir (mumyaların koruyucusu) olarak bilinir. Sobek aynı zamanda ayın, bilgeliğin, yazının, hiyerogliflerin, bilimin, sanatın ve yargının tanrısı olan Thoth’un baş düşmanı kabul edilirdi. Bu mitolojik hikayelerdeki isimleri ezberlemek ve görevlerini tam bilmek insanı oldukça zorluyor. 

Biz yine pırıl pırıl bir havada Aswan’dan Nil Nehri üzerinde teknemizle kıyıları seyrederek gidiyoruz. Öğleden sonra Kom Ombo Tapınağı’na varıyoruz. Nil de seyir yapmayı her zaman çok seviyorum. 

Tapınağın kendine has bir özelliği var. Çünkü bu tapınak tüm Nil Vadisi’nde aynı anda iki Mısır tanrısına adanmış bir tapınak. Yapı bir yandan Sobek tanrısına ama diğer yandan Horus tanrısına ithaf edilmiş. Eski Mısır mitolojisinde Horus savaşın ve gökyüzünün tanrısıydı, ve aynı zamanda Mısır firavunlarını da sembolize ediyordu. Duvar kabartmalarında Horus’u şahin şeklindeki kafasından tanıyabilirsiniz.

Kom Ombo Tapınağı kusursuz bir simetriyle iki bölüme ayrılıyor. Tapınağın sağ tarafı dünyanın yaratıcısı timsah Sobek’e, sol tarafı ise göklerin şahin tanrısı Horus’a ayrılmış. Tapınağın ana giriş kapısından girdiğinizde iki sütunlu açık avluya gelirsiniz. 

Hemen giriş kısmında Nil Nehri’ne bakan Augustus Avlusu’nu görürsünüz. Burası o yıllarda kamusal bir alandı ve özellikle bu tapınak, tanrılar için hayvanların kurban edildiği bir yerdi. Avlunun içinde dev 16 sütun yükseliyor. 

nil-3

Tapınağın önündeki Nilometre

Tapınağın duvarlarında hiyerogliflerle muhteşem resmedilmiş sahneler bulunuyor. Örneğin, kralın taç giyme rölyefi var. Yine kralın tanrılar tarafından arınma sahnesi var. Tapınağın salonlarında ise, dev sütunların üstünde Yukarı Mısır’ın sembolü olan lotüs çiçeklerini bir yanda, Aşağı Mısır’ın sembolü olan papirüs çiçeklerini ise diğer yanda görebilirsiniz. Tapınağın arka bölümünde ise, Sobek ve Horus için ayrı birer kutsal alan bulunuyor. Bu muhteşem yerin özel eserleri arasında ise, taşa kazılmış dev bir bayram takvimi bulunuyor. Bu bayram takvimi 360 günden oluşuyor ve rahiplerin işaretlediği yıllık hasat mevsimleri ve tapınak ritüelleri ile ilgili bilgi veriyor. Bu takvime göre üç mevsim var ve bu mevsimler Nil Nehri’nin suyunun yükselmesi ve alçalması ile ilişkili. İlk mevsim sel mevsimi, ikinci mevsim büyüme mevsimi ve üçüncü mevsim hasat mevsimi olarak geçiyor. Her mevsim dört aydan bir araya geliyor ve her ay onar günlük üç haftadan oluşuyor. Böylece yıl 12 ay ve 30 hafta ve 360 günden meydana geliyor. Tapınağın ön kısmında ayrıca bir de bir Nilometre göreceksiniz. Bu yapı ile Nil’in suların yükselmesi ve alçalması ölçülüyordu ve gelen verilere göre hasadın verimliliği veya kıtlık dönemleri tahmin ediliyordu. Aynı zamanda bu veriler bazında yıllık vergiler de hesaplanıyordu.

Tapınağın dış duvarında bir de ilginizi çekebilecek bir aslan rölyefi bulunuyor. Arslan bir mahkumun elini yiyerek tasvir edilmiş. Muhtemelen bu görüntü Mısır’ın düşmana karşı olan gücünü göstermek için kullanılıyordu.

Halk Sobek’e taparak ve ona kurbanlar vererek timsahlardan korunacağına inanıyordu. Krallar ise kendilerini timsah kralı olarak tasvir ettiriyorlardı. Timsahın gücünü kendi hanedanlarının sembolü haline getiriyorlardı. 

Kom Ombo Tapınağı dönemin son pagan tapınaklarından bir tanesiydi zira daha sonraki dönemlerde bölgeyi önce Romalılar istila etti ve ardından Hristiyanlık dini yayılmaya başladı.

Bu güzel geçmiş hikayeleri yerinde dinleyerek ve izleyerek tapınağı bol bol geziyoruz. Özellikle duvarlardaki muhteşem kabartmalara hayran kalıyoruz. 

Tapınağın dışına çıkınca bir de Kom Ombo Müzesi’ni geziyoruz. Bu müzede yaklaşık 300 timsah mumyası bulunuyor. Müzenin loş ışıklarında onlarca boy boy mumyalanmış timsahları kumların üstünde görebiliyorsunuz. Doğrusu ürkütücü bir manzara. Eski Mısırlılar sadece insanları ve timsahları mumyalamıyordu. 

nil-1

Zaman tüneli gibi

Aynı zamanda boğaların, kedilerin, aslanların, şahinlerin de mumyalandığını biliyoruz. Bunların çoğunlukla tanrılara kurban edilen hayvanlar olduğu için mumyalandığı tahmin ediliyor. Bugün tüm bu mumyalar bilim alanında arkeoloji, biyoloji, antropoloji, genetik bilimi ve tıp alanlarında inanılmaz kaynaklar olarak saklanıyor.

Bu eşsiz müzeyi de gezdikten sonra, tapınağın Nil Nehri tarafına bakan kısımda artık güneşin kıpkırmızı ufukta battığını seyretme zamanı. Kom Ombo Tapınağın enerjisi gerçekten bir değişik, biraz soğuk ve ürpertici ama mekan tabii ki çok enteresan. Yüzyıllar içinde Kom Ombo sellere, depremlere maruz kalmış ve insanlar da buraları terk etmek zorunda kalmışlar.

19’uncu yüzyılda ise, Fransız Arkeolog Jaques de Morgan Sobek ve Horus’un tapınağını tekrar keşfetmiş, temizletmiş, restore etmiş ve böylelikle günümüze kazandırmış.

Ne ilginç inanışlar ve yaşantılar. İnsan buraya gelince bir zaman tünelinden geçmiş gibi hissediyor kendini. O dönemi gözlerinin önünde canlandırabiliyor gerçekten.

Bizi bekleyen teknemize binip tekrar Nil Nehri’nde süzülerek Aswan’a geri dönüyoruz. Nil Nehri’ne baktıkça timsahların milyonlarca yıl Afrika’da ve özellikle bu bölgede ne kadar güçlü olduğunu ve hüküm sürdüğünü anlıyoruz. İnsan için ne kadar korkutucu ve tehlikeli olduğunu ve insanın korkusunu ona bir tapınak inşa ederek nasıl yenmeye çalıştığını düşünüyorum.

Antik Mısır inanılmaz eserlerle ve hikayelerle dopdolu bir dünya. Bildiğiniz gibi, Afrika kıtasında olmaktan her daim çok büyük keyif alıyorum. Kom Ombo da benim için çok özel bir deneyim oldu. Zira dünyanın hiçbir yerinde böyle eşi benzeri olmayan bir yapı veya inanış görmedim.

Ola ki, bir gün Mısır’a gelirseniz Aswan yakınlarındaki Kom Ombo Tapınağı’nı da mutlaka görmenizi isterim.

nil-2
ABONE OL