SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM ÇAĞRISI
Sıfır Atık Vakfı tarafından yapılan açıklamada, "Enerji tasarrufu ve sıfır atık yaklaşımı, çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla daha temiz, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir gelecek hedefine hizmet ediyor" açıklaması yaptı

Sıfır Atık Vakfı, enerji verimliliği ile sıfır atık yaklaşımının birbirini tamamlayan iki temel politika olduğunu vurgulayarak, tüm bireyleri, kurumları ve yerel yönetimleri bu alanda daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. Vakıf, enerji kaynaklarının bilinçli kullanımının yalnızca ekonomik kazanç sağlamadığını, aynı zamanda çevrenin korunması, iklim değişikliğiyle mücadele ve atık miktarının azaltılması açısından da hayati önem taşıdığını belirtti.
Açıklamada, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için enerji tüketimi ile atık yönetiminin birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi. Enerji üretiminden tüketime kadar geçen tüm süreçlerin; doğal kaynak kullanımı, karbon salımı, su tüketimi ve atık oluşumu gibi pek çok çevresel etkiyi beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Bu nedenle verimsiz enerji kullanımının yalnızca daha yüksek faturalar anlamına gelmediği, aynı zamanda daha fazla atık, daha fazla emisyon ve daha ağır çevresel yük oluşturduğu vurgulandı.
Yaşamın ayrılmaz parçası olmalı
Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, enerji tasarrufu bilincinin günlük yaşamın ve kurumsal süreçlerin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğini kaydetti. Vakıf, kamu kurumları, özel sektör ve bireylerin bu dönüşümde birlikte hareket etmesinin, hem çevresel hem de toplumsal faydayı büyüteceğine işaret etti.
Bireysel düzeyde atılabilecek adımların da büyük önem taşıdığı belirtilen açıklamada, evlerde uygulanabilecek basit ama etkili yöntemler sıralandı. Kullanılmayan elektrikli cihazların kapatılması ve fişten çekilmesi, enerji verimliliği yüksek beyaz eşyaların tercih edilmesi, gün ışığından ve doğal havalandırmadan daha fazla yararlanılması, ısıtma ve soğutma sistemlerinde dengeli sıcaklık ayarlarının yapılması bu öneriler arasında yer aldı. Ayrıca gıda israfını önlemeye yönelik planlı alışveriş ve doğru saklama alışkanlıklarının geliştirilmesi ile tek kullanımlık ürünler yerine uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir ürünlerin tercih edilmesinin, hem enerji tüketimini hem de atık miktarını azaltacağı vurgulandı.
Operasyonel maliyetler düşer
Kurumsal alanda ise enerji verimliliği uygulamalarının operasyonel maliyetleri düşürdüğü, çalışanların bilinçlendirilmesi ve sürece aktif katılımının sağlanmasının sürdürülebilir dönüşümün kalıcı olmasında belirleyici olduğu ifade edildi. TÜİK verilerine göre 2024 yılında atık bertaraf ve geri kazanım tesislerinde işlenen 195 milyon ton atığın 56 milyon tonunun geri kazanıldığı, birlikte yakma tesislerinde 4,7 milyon ton atığın enerjiye dönüştürüldüğü bilgisi paylaşıldı. Sıfır Atık Hareketi kapsamında belediye atıklarında geri dönüşüm oranının yüzde 36’yı aşması da önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı çerçevesinde 2017-2023 döneminde milyonlarca ton eşdeğer petrol tasarrufu sağlandığı, kamu binalarında yürütülen projeler sayesinde son yıllarda yaklaşık 1,8 milyar liralık enerji tasarrufu elde edildiği hatırlatıldı. Bu sonuçların, çevresel sorumluluk ile kamu kaynaklarının etkin kullanımının birlikte mümkün olduğunu gösterdiği ifade edildi.
Açıklamada, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi ve sıfır atık kapsamında geri kazanım oranlarının artırılmasına yönelik vizyonunun, enerji tasarrufu politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğu belirtilerek, “Enerji tasarrufu ve sıfır atık yaklaşımı, daha temiz, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir gelecek için ortak bir sorumluluktur” denildi. Sıfır Atık Vakfı, Enerji Tasarrufu Haftası vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini bu ortak mücadelede aktif rol almaya davet etti.