SOFRADA SESSİZ PROTEİN KRİZİ
Bakliyat üretimindeki gerileme, Türkiye'de sofraların en ucuz protein kaynağını tehdit ediyor. Artan maliyetler, iklim baskısı ve azalan ekim alanları üretimi aşağı çekerken ithalat bağımlılığı büyüyor. Uzmanlara göre bu tablo, gıda güvenliği kadar hane bütçesi üzerinde de yeni riskler yaratıyor

Mustafa DENİZ
Türkiye’nin geleneksel mutfağında “et alamıyorsan kuru fasulye ye” kültürü artık zor koşullarla karşı karşıya. Ülkenin bitkisel protein kaynaklarının belkemiğini oluşturan bakliyat üretimi, son yıllarda kayda değer bir düşüş trendi içerisine girdi. Uzmanlara göre bu durum, hem iç tüketimde hem de fiyat istikrarında “sessiz bir protein krizine” yol açabilir.
Tarım sektörü verileri, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin bakliyat üretiminin yaklaşık %31 azalarak 927 bin tonun altına inmesinin beklendiğini gösteriyor. Bu düşüşte kuraklık, iklim değişikliği ve ekim alanlarının daralması gibi faktörler belirgin rol oynadı. Bu yıl nohut üretiminin %29, kırmızı mercimeğin %43 oranında gerilemesi öngörülürken, diğer baklagillerde de ciddi kayıplar bekleniyor.
Uzun yıllar Türkiye, nohut ve mercimek gibi ürünlerde hem iç tüketim hem de ihracat pazarında söz sahibi oldu. Ulusal Baklagil Konseyi verilerine göre son 35 yılda bakliyat ekim alanları %57 azaldı; üretim ise önemli ölçüde düşüş gösterdi.
Üretim düşer, ithalat yükselir
Üretim düşerken tüketim talebi sabit kalıyor veya artıyor. Üretim açığını kapatma çabaları kapsamında bakliyat ithalatı büyüyor ve yerli üreticinin fiyat rekabet gücünü zorluyor. Türkiye, özellikle kırmızı mercimek ve nohut için önemli miktarda ithalat yapmak zorunda kalıyor; bu durum gıda güvenliği açısından tartışma yaratıyor.
Uzmanlar, bakliyat üretimindeki düşüşün sadece tarımsal bir sorun değil, aynı zamanda beslenme ekonomisi açısından risk teşkil ettiğini belirtiyor. Çünkü bakliyatlar Türkiye’de birçok hane için temel protein kaynağı; özellikle et fiyatlarının yüksek seyretmesiyle birlikte sofralarda daha da önemli hale geldi.
Çiftçinin tercihi değişti
Tarım ekonomistleri, bakliyat üretimindeki gerilemenin sadece iklim ve çevresel faktörlerle açıklanamayacağını söylüyor. Çiftçilerin daha karlı ve devlet desteklerinin daha yüksek olduğu ürünlere yönelmesi, bakliyat tarlalarının daralmasına neden oldu. Ayrıca bakliyat üretimindeki düşük devlet desteğinin, çiftçiyi diğer ürünlere yönlendirdiğine dikkat çekiliyor.
Türkiye’nin dünya bakliyat pazarında konumu geçmişte güçlü olsa da, bu durum yeniden tesis edilmediği takdirde dışa bağımlılık artabilir. Tarım uzmanları, bakliyat üretiminin artırılmasının, hem kırsal ekonominin güçlenmesi hem de ulusal gıda güvenliğinin korunması açısından hayati olduğuna işaret ediyor.