PETROL ARZI ENDİŞELERİ PİYASALARI SARSTI
Küresel piyasalarda haftanın ana gündemi ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi oldu. Başkanlardan her gün yaptığı farklı açıklamalar ve petrol arzı endişeleri piyasaların allak bullak olmasına neden oldu

Hakan DİKMEN
Geçtiğimiz hafta, hem küresel piyasalar hem de Türkiye ekonomisi için merkez bankalarının kararları ve tatil takvimiyle şekillenen günler yaşandı. Küresel piyasalarda haftanın ana gündemi ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerindeki etkisi oldu. Savaşın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Çünkü her gün Başkanlardan farklı bir söz duyunca belirsizlikler ve petrol arzına ilişkin endişeler piyasaların allak bullak olmasına neden oldu. Fed ve Japonya Merkez Bankası faiz oranlarında bir değişiklik yapmadı. Japon Başbakanı Sanae Takaichi’nin Trump ile yaptığı toplantı da çok konuşuldu. Neyseki piyasalara pek etki yapmadı.
Analistler tarafından yapılan açıklamalarda enflasyonist risklere karşı ihtiyatlı bir yaklaşım benimsendi. Başta Federal Reserve ve Avrupa Merkez Bankası olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimine ne zaman başlayacağı piyasaların ana gündemiydi geçen hafta. Açıklanan veriler, “erken indirim” beklentilerini biraz öteledi. ABD’de açıklanan enflasyon (CPI) verisi beklentilerin hafif üzerinde geldi. Bu durum, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesi yaratarak tahvil faizlerini yukarı çekti ve hisse senetlerinde dalgalanmaya neden oldu.
Küresel hisse senetlerinde karışık seyir izlendi. S&P 500 ve Nasdaq Composite tarafında teknoloji hisseleri güçlü kalmaya devam ederken, faiz hassas sektörlerde satış baskısı görüldü. Avrupa borsaları ise daha temkinliydi.
Petrol fiyatlarında oynaklık geçtiğimiz hafta da dünya gündeminde demiştik. OPEC kaynaklı arz beklentileri ve jeopolitik gelişmeler petrol fiyatlarını dalgalandırdı. Enerji fiyatlarındaki bu hareket enflasyon beklentileri açısından yakından izleniyor.
Altın fiyatları, faiz belirsizliği ve küresel risk algısına bağlı olarak yukarı yönlü eğilim gösterdi. Yatırımcılar portföylerinde koruma amaçlı pozisyonlarını artırdı.
Kripto paralarda hareketlilik de bu hafta dikkat çekti. Bitcoin başta olmak üzere kripto piyasasında dalgalı ama genel olarak güçlü bir görünüm vardı. Kurumsal talep ve ETF akışları fiyatları destekleyen ana faktörler oldu.
Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 0,35, altının gram fiyatı yüzde 7,45 değer kaybetti. Fakat bu haftayı yükselerek kapayanlar da vardı. Dolar/TL yüzde 0,30 ve Euro/TL yüzde 0,16 değer kazandı. Kısaca şöyle diyebiliriz. Altın yükselse de ekonomik problemler yaşanıyor. Fed ve Doların baskısı piyasayı birazcık salladı.
BIST-100 endeksi bu hafta tatil ve savaş nedeniyle çalışmalarına kontrollü devam etti. Cuma kapanışına göre %0,2 ile sınırlı oranda arttı. Türkiye’nin 5 yıllık CDS risk primi 4 baz puan artışla 277 seviyesine yükseldi. 2 yıl 56 ve 10 yıl vadeli tahvil faiz oranları 6 baz puanlık artışlarla %40,38 ve %32,92 seviyelerine çıktı. Böylece 2 yıl vadeli tahvilin faiz oranı Ekim 2025’ten bu yana, 10 yıl vadeli tahvilin faiz oranı Eylül 2025’ten bu yana en yüksek düzeyinde kaydedildi. Fitch, Orta Doğu’da süren savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin kısa dönemde yönetilebilir olduğunu, ancak çatışmanın beklenenden uzun sürmesi halinde rezervlerdeki olası düşüşün Türkiye’nin kredi notu üzerinde baskı oluşturabilecek.
Türkiye'de geçtiğimiz hafta ekonomik gündemi, bir önceki hafta açıklanan Merkez Bankası kararlarının yankıları ve yaklaşan Ramazan Bayramı tatili ile karakterize edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 12 Mart'taki toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakmıştır. Banka, son 9 ayda yapılan faiz indirimlerinin etkilerini ve %31 seviyesine ulaşan enflasyonu değerlendirmek için "bekle-gör" stratejisini benimsemişti.
Enflasyon Görünümü: Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %25,38'e yükselmiştir. Mart ayı aylık TÜFE artış beklentisi ise %2,18 olarak güncellenmiştir.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %4 civarında büyümesi ve G20 içindeki 16. sıradaki yerini koruması bekleniyor.
Geçim Koşulları da Şubat ayı itibarıyla açlık sınırı 32.365 TL'ye yükselerek 28.075 TL olan asgari ücretin yaklaşık %15 üzerine çıkmıştı. Bakalım Önümüzdeki günler ne olacak.
Önümüzdeki hafta küresel tarafta önde gelen ekonomilere ilişkin Mart ayı öncü PMI verileri bekleniyor.
Önümüzdeki hafta yurt içinde hanehalkı ve reel sektör enflasyon beklentileri ile güven endeksleri veri gündeminde öne çıkıyor.
**************************
Foto:13.
Likidite dinamikleri değişiyor
Küresel finans devlerinden JPMorgan Chase & Co., özel kredi piyasasında artan dalgalanmaya karşı devreye giren “likidite destek mekanizmalarını” detaylandırdı. Bankanın yayımladığı son analiz, yaklaşık 2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan bu piyasanın zorlu bir geçiş sürecinden geçtiğini ortaya koyarken, sistemik kriz endişelerine karşı daha temkinli ama umutlu bir tablo çiziyor.
Artan geri ödeme talepleri, yeniden fiyatlama baskıları ve küresel kredi piyasalarında bulaşma riskine yönelik kaygılar gündemin üst sıralarında yer alırken, JPMorgan stratejistleri bu sürecin tamamen kırılgan bir yapıdan ziyade “kontrollü bir stres testi” olarak okunabileceğini vurguluyor.
JPMorgan’ın değerlendirmesine göre piyasadaki en önemli denge unsurlarından biri, ikincil fonlarda biriken ve yatırım için hazır bekleyen büyük nakit rezervleri. Finans dünyasında “kuru toz” olarak adlandırılan bu sermaye, sıkışan yatırımcılar için adeta bir can simidi görevi görüyor.
Bu fonlar, zor durumda kalan portföylerden kredi varlıklarını satın alarak piyasanın sert satış baskısına girmesini engelliyor. Aynı zamanda yatırımcılara panik satış yapmadan pozisyon azaltma imkânı tanıyor.
“İkincil piyasalarda biriken rekor seviyedeki nakit, özel kredi sisteminde şok emici bir tampon görevi görüyor.”
Stratejist Nikolaos Panigirtzoglou liderliğindeki ekip, bu yapının özellikle volatil dönemlerde fiyat keşfini desteklediğini ve piyasaya alternatif çıkış kanalları sunduğunu belirtiyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise ABD dolarının yeniden “güvenli liman” rolüne dönüşü. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde doların likidite açısından yeniden merkezde konumlandığı ifade ediliyor.
Ayrıca merkeziyetsiz finans platformlarının yükselişi de analizde geniş yer buldu. Özellikle Hyperliquid gibi platformlar, yatırımcılara geleneksel piyasa saatleri dışında işlem yapma ve fiyat keşfi imkânı sunuyor.
“Yeni nesil işlem platformları, piyasa dışı saatlerde likidite sağlayarak geleneksel ‘likidite boşluğu’ sorununu azaltıyor.”
Bu gelişmeler, yatırımcıların ani şoklara karşı daha esnek hareket edebilmesine olanak tanıyor. Her ne kadar likidite destekleri güçlü görünse de sektör ciddi bir sınavdan geçiyor. Büyük Wall Street bankalarının özel kredi fonlarına sağladığı finansman koşullarını sıkılaştırması, piyasada yeni bir baskı oluşturmuş durumda.
JPMorgan’ın bazı yazılım odaklı kredi portföylerinde değer düşüklüğüne gitmesi, özellikle yapay zekâ kaynaklı rekabet baskısına dikkat çekiyor. Bu adım, bazı fonların kaldıraç kapasitesini azaltarak daha temkinli bir pozisyon almalarına yol açtı.

