ORTADOĞU ALEVLENDİ PİYASALAR SARSILDI
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı, küresel enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı artırırken Türkiye ekonomisi açısından yeni bir risk başlığı oluşturdu. Petrol ve doğalgaz maliyetlerindeki olası artışın enflasyon, cari açık ve döviz kurları üzerinde baskı yaratabileceği; artan jeopolitik risk algısının ise yabancı sermaye akımlarını ve piyasa dengelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor

Mustafa DENİZ
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonu, Orta Doğu’da tansiyonu yeniden zirveye taşırken, gelişmelerin Türkiye ekonomisine olası yansımaları da yakından izleniyor. Küresel piyasalarda artan jeopolitik risk algısı, enerji fiyatlarından döviz kurlarına, dış ticaretten turizme kadar geniş bir yelpazede etkiler doğurabilecek bir süreci beraberinde getiriyor.
Enerji faturası kabarmaya aday
Operasyonun ardından petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşanması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından riskleri artırıyor. Özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji sevkiyatını etkileyecek bir adım atması halinde, Brent petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı güçlenebilir. Bu durum, Türkiye’nin cari açığını ve enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebilir.
Türkiye, doğalgaz ve petrolde önemli ölçüde dışa bağımlı bir ekonomi. İran ise Türkiye’nin doğalgaz tedarikçileri arasında yer alıyor. Olası yaptırımların genişlemesi veya enerji altyapısının zarar görmesi, enerji arz güvenliği konusunda yeni maliyetler doğurabilir.
Enflasyon ve kur baskısı
Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesi, gelişmekte olan ülke para birimlerinde değer kaybı baskısı yaratabiliyor. Türk lirasında oluşabilecek değer kaybı, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturabilir.
Zaten sıkı para politikası ve dezenflasyon hedefleri çerçevesinde hassas bir dengede ilerleyen ekonomi yönetimi için, enerji fiyatlarındaki artış ve kur oynaklığı politika alanını daraltabilir. Küresel risk iştahındaki düşüş, Türkiye’ye yönelik portföy akımlarını da zayıflatabilir.
Dış ticaret ve bölgesel riskler
Türkiye’nin İran ile ticaret hacmi son yıllarda dalgalı bir seyir izlese de, sınır ticareti ve bölgesel lojistik açısından İran önemli bir partner konumunda. Sınır kapılarında yaşanabilecek güvenlik sorunları veya yaptırımların sertleşmesi, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki ticari faaliyetleri olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, Türkiye’nin Orta Doğu pazarlarına yönelik ihracatında da risk primi artabilir. Bölgesel bir çatışmanın genişlemesi halinde nakliye sigorta maliyetleri yükselebilir, teslimat süreleri uzayabilir.
Turizm ve yatırım iklimi
Türkiye’nin turizm gelirleri açısından istikrar ve güven algısı kritik önemde. Çatışmanın bölgesel ölçekte yayılması ya da küresel medyada Orta Doğu’nun yeniden bir kriz coğrafyası olarak öne çıkması, rezervasyon kararlarını etkileyebilir. Özellikle Avrupa pazarından gelecek turistlerin risk algısında artış yaşanması ihtimal dahilinde.
Doğrudan yabancı yatırımlar açısından da jeopolitik risk primi belirleyici olabilir. Türkiye her ne kadar çatışmanın tarafı olmasa da, coğrafi yakınlık nedeniyle risk algısındaki artıştan etkilenebilir.
Alternatif senaryo: Enerji koridoru rolü
Öte yandan, krizin uzun vadede Türkiye’ye stratejik fırsatlar sunabileceği yönünde değerlendirmeler de yapılıyor. Avrupa’nın enerji arz güvenliği konusundaki hassasiyetinin artması, Türkiye’nin enerji koridoru rolünü güçlendirebilir. Ancak bunun için diplomatik denge ve bölgesel istikrarın korunması kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonunun Türkiye ekonomisine etkisi; çatışmanın süresi, kapsamı ve uluslararası toplumun vereceği tepkiye bağlı olarak şekillenecek. Kısa vadede enerji fiyatları ve finansal piyasalar üzerinden baskı öne çıkarken, orta vadede dış ticaret, enflasyon ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkiler belirleyici olacak. Türkiye ekonomisi bir kez daha jeopolitik risklerin gölgesinde zorlu bir denge sınavıyla karşı karşıya.