SON DAKİKA
Madencilik Salı 03 Mart 2026 10:20

MADEN RUHSATI SAYISI 23 YILDA 325 KAT ARTTI

Türkiye madencilik sektöründe son yıllarda ciddi bir genişleme yaşandı. 2002-2025 döneminde verilen maden ruhsatlarının sayısı dramatik bir şekilde artarken, sektörün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı önemli ölçüde değişmedi.

Maden ruhsatı sayısı 23 yılda 325 kat arttı

1923-2002 yılları arasında 80 yılda toplam 1.186 maden ruhsatı verilmişken, yalnızca 2008-2023 arasında bu sayı 386 bine yükseldi. 2026 yılı başı itibarıyla işletme izinli ruhsat sayısı 7.628 olarak kaydedildi.

Altın üretimi de aynı dönemde artış gösterdi. 2004’te yıllık 5 ton olan üretim, 2009’da 14,5 tona, 2014’te 31 tona ve 2020’de 42 tona yükseldi. Buna karşın madencilik ve taşocakçılığı sektörünün GSYH içindeki payı 2024 itibarıyla yüzde 0,9 seviyesinde kaldı. Sektörün milli gelir içindeki katkısı sınırlı kalırken, faaliyet alanı coğrafi olarak genişledi. Plan ve mevzuat düzenlemeleriyle yatırım ortamı genişletilirken, ruhsatlandırma ve alan tahsisi yoluyla yeni faaliyet alanları oluşturuldu.

Orman alanları da madencilik faaliyetlerine açıldı. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2024 yılında 23 bin 53 hektar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlere tahsis edildi. Bunun 10 bin 244 hektarı doğrudan madencilik faaliyetleri için kullanıldı. Bu durum, sektörün faaliyetlerinin doğal alanlara etkisini gözler önüne seriyor.

Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) kapsamındaki Maden Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu, maden arama faaliyetlerinin kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin ise yatırım süreçlerini engellemeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Maden mühendisi Mehmet Torun, Türkiye’de 90 madenden 60’ının üretildiğini belirterek, bazı madenlerde rezerv avantajı olmasına rağmen, üretilen madenlerin büyük kısmının hammadde olarak ihraç edildiğini ve ekonomiye sağlanan katma değerin sınırlı kaldığını ifade etti. Torun, 2000’li yıllardan bu yana yaklaşık 500 ton altın üretildiğini, ancak bu üretimin yerel ekonomilere ve ülke geneline belirgin katkı sağlamadığını savundu. Nadir toprak elementleri konusunda da benzer beklentiler dile getirildi.

Son dönemde maden havzalarında işçi eylemleri de devam ediyor. İzmir Kınık’taki Polyak Eynez Madeni’nde devir süreci sonrası işten çıkarmalar yaşandı ve Bağımsız Maden İşçileri Sendikası ücret ve özlük haklarının güvence altına alınmasını talep etti. Manisa’daki Soma Termik Santrali’nde ücretsiz izne çıkarılan 87 işçi, kamulaştırma talebiyle eylem gerçekleştirdi. Sivas Divriği’deki demir madeninde ise taşeron şirket tarafından işten çıkarılan 220 yeraltı işçisi üçüncü ayına giren eylemleriyle hak arıyor. Dev Maden-Sen, özelleştirme sonrası taşeronlaşma ve iş güvencesi sorunlarına dikkat çekti.