SON DAKİKA
EKONOMİ Perşembe 26 Şubat 2026 02:00

KÜRESEL TARİFELER VE TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE YENİ DÖNEM

Wall Street'te "Gümrük Vergisi" Depremi ABD Başkanı Donald Trump'ın küresel gümrük vergilerini artırma kararı ve Avrupa Birliği'nden gelen sert misilleme sinyalleri, haftanın ilk işlem gününde borsaları kırmızıya boyadı.

Küresel tarifeler ve Türkiye-ABD ticaretinde yeni dönem

Dow Jones 700 puanın üzerinde değer kaybederken, teknoloji devleri satış baskısı altında kaldı. Bu önemli konuyu TABA-AmCham Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı’ya sorduk.

ABD’nin 2026 yılı itibarıyla Türkiye’ye uyguladığı temel tarife oranını %15 seviyesinde sabitlemesi, mevcut ticari çerçevede Türkiye açısından ilave bir maliyet artışı doğurdu mu? 

ABD’nin 2026 yılı itibarıyla Türkiye’ye uyguladığı temel tarife oranını %15 seviyesinde sabitlemesi, mevcut ticari çerçevede Türkiye açısından ilave bir maliyet artışı doğurmamaktadır. Zira Türkiye’nin temel tarife oranı zaten bu seviyedeydi. Bu durum, küresel ölçekte artan korumacılık eğilimlerine rağmen Türkiye’nin göreli konumunu koruduğunu göstermektedir.

Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye, ABD pazarında orta düzey bir tarife rejimine tabidir. Bu çerçevede demir-çelik, otomotiv yan sanayi, tekstil ve makine ekipman sektörlerinde mevcut rekabet koşullarında ani bir değişim söz konusu değildir. Firmalar mevcut fiyatlama ve maliyet stratejilerini sürdürebilecek bir zemine sahiptir. Bununla birlikte, ABD pazarına yüksek bağımlılığı bulunan sektörlerde alternatif pazar geliştirme ve tedarik zinciri çeşitlendirme çalışmaları stratejik önemini korumaktadır.

IEEPA dayanaklı tarifelerin kaldırılması konusunda ne diyebilirsiniz?

IEEPA dayanaklı tarifelerin kaldırılmasıyla birlikte hukuki belirsizliklerin azalması, ticaret ortamında öngörülebilirliği artırmıştır. Section 122 ve Section 301 kapsamındaki uygulamaların Türkiye için %15 seviyesinde sabit kalması, ülkemizin rakip ülkelere kıyasla dengeli bir pozisyonunu sürdürdüğüne işaret etmektedir.

Türkiye’nin ABD’ye ihracatı 2024 yılında 17,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Tarife oranının sabit kalması, sektörel maliyet yapısında ilave bir baskı oluşmadığını göstermektedir. Ancak küresel ticaret ortamında rekabet artık yalnızca gümrük oranlarıyla belirlenmemektedir. Üretim verimliliği, lojistik optimizasyonu, dijitalleşme, sürdürülebilirlik standartları ve kalite yönetimi, rekabet avantajının temel unsurları hâline gelmiştir.

ABD’de korumacı ticaret politikalarının belirli alanlarda devam etmesi, yapısal dönüşüm ihtiyacını nasıl etkiler?

ABD’de korumacı ticaret politikalarının belirli alanlarda devam etmesi, Türkiye açısından yapısal dönüşüm ihtiyacını daha görünür kılmaktadır. Uzun vadeli rekabet gücü; düşük maliyetli üretimden ziyade yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ve niş ürün segmentlerinde uzmanlaşma ile mümkündür. Küresel pazarda kalıcı avantaj, vazgeçilmez ürün ve hizmet üretme kapasitesiyle sağlanmaktadır.

Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler hangi boyuttadır?

Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler; yatırım, teknoloji, savunma sanayi, enerji, finans ve hizmet sektörlerini kapsayan çok boyutlu ve stratejik bir iş birliği zeminine dayanmaktadır. Bu derinlik, ilişkilerin kısa vadeli politika değişimlerinden bağımsız olarak sürdürülebilir bir karakter taşıdığını göstermektedir.

Bu süreçte Türk firmaları için öncelikli başlıklar nelerdir?

Katma değeri ve teknoloji yoğunluğu yüksek ürün segmentlerine yönelmek

ABD pazarında yerel ortaklık, üretim ve yatırım modellerini değerlendirmek

Risk yönetimi ve pazar çeşitlendirmesini güçlendirmek

Tedarik güvenliği ve sürdürülebilirlik standartlarını kurumsal yapıya entegre etmek

Günümüz küresel rekabetinde avantaj yalnızca maliyet üzerinden değil; inovasyon kapasitesi, marka gücü, kurumsal güvenilirlik ve sürdürülebilir iş modeli üzerinden şekillenmektedir.

Diğer yandan, ABD’nin bazı ülkelerde uyguladığı temel tarifenin %10’dan %15’e yükselmesi, Türkiye açısından rekabet ortamında yeni bir denge yaratmaktadır. Türkiye’nin temel tarife oranının zaten %15 seviyesinde olması, rakip ülkelerle eşitlenmiş bir maliyet zemini sunmakta ve bazı sektörlerde rekabet avantajı veya koruma sağlama potansiyeli yaratmaktadır. Bu durum, Türk firmalarının ABD pazarında fiyatlama ve ihracat stratejilerini yeniden optimize etmesine imkân tanırken, özellikle yüksek bağımlılığa sahip sektörlerde daha etkin pazar çeşitlendirmesi ve stratejik işbirlikleri geliştirmeyi mümkün kılmaktadır. Böylece Türkiye, hem mevcut pozisyonunu koruyacak hem de küresel ticarette yeni fırsat alanlarından faydalanabilecek bir konumda bulunmaktadır.

TABA-AmCham olarak, Türk-Amerikan iş dünyasının bu yeni dönemde neler yapıyorsunuz?

TABA-AmCham olarak, Türk-Amerikan iş dünyasının bu yeni dönemde stratejik avantajlarını koruması ve fırsat alanlarını etkin biçimde değerlendirmesi için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Tarife düzenlemeleri, küresel ticarette yeni bir denge arayışının yansımasıdır. Türkiye açısından bu süreç; dikkatli analiz, doğru konumlanma ve uzun vadeli stratejik planlama gerektirmektedir.

Kısa vadeli maliyet baskılarının ötesinde, güçlü ekonomik diplomasi, yapıcı diyalog ve yapısal rekabet gücü artışı ile orta ve uzun vadede yeni fırsat alanlarının ortaya çıkabileceğine inanıyoruz. Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler, geçici politika değişimlerinin ötesinde stratejik ortaklık zeminine sahiptir ve bu zeminin daha da güçlenerek devam edeceğine olan inancımız tamdır.