KRİTİK MİNERALLER YENİ GÜÇ MÜCADELESİNİN MERKEZİNDE
ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a yönelik artan ilgisi, bölgenin sahip olduğu kritik mineral rezervlerini yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı.

Uzmanlara göre Grönland, yeşil enerji dönüşümünde kilit rol oynayan nadir toprak elementleri açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri konumunda.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerinin rüzgâr türbinleri, elektrikli araçlar ve enerji altyapıları için “hayati” öneme sahip olduğunu vurguluyor. 2023 tarihli araştırmalara göre Avrupa Komisyonu’nun kritik ham madde listesinde yer alan 34 mineralin 25’i Grönland’da bulunuyor.
Bu durum, ABD’nin özellikle nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılığını azaltma hedefiyle örtüşüyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre Washington, ulusal güvenlik açısından kritik kabul edilen bazı minerallerde yüzde 100 ithalata bağımlı durumda.
Ancak uzmanlar, Grönland’daki madencilik potansiyelinin hayata geçirilmesinin ciddi ekonomik ve lojistik zorluklar barındırdığına dikkat çekiyor. Grönland’da faaliyet gösteren Kaya Partners’ın kıdemli ortağı Nick Bæk Heilmann, konunun yalnızca minerallerle açıklanamayacağını belirterek,
“ABD’nin Grönland üzerinde kontrol arayışının arkasındaki itici gücün yalnızca madencilik olduğu tezine katılmıyorum. Grönland yatırımlara açık ve madencilik için toplumsal rıza mevcut,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Öte yandan çevre örgütleri, kara ve deniz tabanı madenciliğinin iklim ve ekosistem üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Environmental Justice Foundation CEO’su Steve Trent ise derin deniz madenciliği konusunda,
“Henüz ihtiyaç duyulmayan mineraller uğruna, karşılayamayacağımız ölçekte çevresel tahribat riskiyle karşı karşıyayız,” uyarısını yapıyor.
Analistlere göre Grönland, yalnızca mineral rezervleriyle değil, Arktik bölgedeki jeopolitik konumu ve iklim değişikliğinin açtığı yeni ticaret yolları nedeniyle de büyük güçlerin rekabet alanına dönüşmüş durumda.