SON DAKİKA
EKONOMİ Cuma 27 Şubat 2026 02:07

KARA DELİĞİN NEDENİ KAMU HARCAMALARI

Mali disiplinden uzaklaşan kamu harcamaları, enflasyon hedeflerini tehdit ediyor. Şubat 2027'de yüzde 3,5 hedefi korunurken, faiz indirimi senaryoları ve küresel jeopolitik gerilimler finansal istikrar açısından yeni soru işaretleri yaratıyor. Faizlerin düşmesi ile birlikte bankalardaki yerli ve yabancı mevduatın da başka alanlara kaymasından endişe ediliyor

Kara deliğin nedeni kamu harcamaları

Mustafa DENİZ

Türkiye ekonomisinde son dönemde artan bütçe baskısı, kamu harcamalarının sürdürülebilirliği tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ve finansal istikrar hedefleri ile kamu maliyesinde artan yük arasındaki gerilim, “kara delik” olarak nitelendirilen yapısal bir soruna işaret ediyor. Özellikle kamu tarafındaki israfın önlememesi, bu kara deliğin daha da büyüyeceğine işaret ediliyor.

Enflasyon baskısı devam ediyor

Yüksek kamu harcamaları ve kamudaki israfın önlememesi, iç talebi canlı tutarak enflasyon üzerindeki baskıyı artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle sosyal transferler, kamu ücretleri ve seçim sonrası hızlanan harcama kalemleri, dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor. Ekonomi yönetimi, enflasyonu Şubat 2027’ye kadar aylık bazda yüzde 3,5 seviyelerine indirmeyi hedeflerken, mali disiplin tarafında atılacak adımların sınırlı kalması bu hedefin inandırıcılığını tartışmalı hale getiriyor.

Uzmanlara göre, para politikası tek başına yeterli değil. Kamu harcamaları kontrol altına alınmadan enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesi mümkün görünmüyor.

Faiz indirimi tartışması ve mevduat riski

Enflasyondaki düşüş beklentisi, faizlerin kademeli olarak aşağı çekilmesi yönündeki beklentileri de güçlendiriyor. Ancak faizlerin düşürülmesi, özellikle yüksek enflasyon geçmişine sahip bir ekonomide ciddi riskler barındırıyor. Bankacılık sisteminde tutulan yerli ve yabancı mevduatın, reel getirinin zayıflaması halinde alternatif yatırım araçlarına ya da dövize yönelmesi olasılığı masada.

Finans çevreleri, erken ya da hızlı bir faiz indiriminin, sermaye çıkışlarını tetikleyebileceği ve döviz piyasasında yeni dalgalanmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum hem kur hem de enflasyon cephesinde kazanımların kısa sürede erimesine neden olabilir.

Jeopolitik baskılar en yoğun şekilde hissediliyor

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, uluslararası jeopolitik gelişmelerden en hızlı ve en sert etkilenen bölgelerden biri olmayı sürdürüyor. Küresel ticaret yollarındaki kırılmalar, enerji fiyatları üzerindeki belirsizlikler ve bölgesel çatışmalar, dış finansman koşullarını zorlaştırıyor. Artan risk algısı, Türkiye’ye yönelik sermaye akışını sınırlarken, kamu harcamalarıyla büyümeyi destekleme refleksi daha da güçleniyor.

Ancak bu yaklaşım, kısa vadede büyümeyi desteklese de orta ve uzun vadede bütçe açığını derinleştirerek ekonomide yapısal bir kara delik oluşturuyor.

Mali disiplin olmadan çıkış zor

Ekonomistler, mevcut tabloyu “para politikası ile maliye politikasının senkronize olmadığı bir dönem” olarak tanımlıyor. Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için kamu harcamalarında önceliklendirme, verimsiz kalemlerin kısılması ve mali disiplinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Aksi halde, enflasyon hedefleri, faiz indirimi beklentileri ve finansal istikrar arasında kurulamayan denge, Türkiye ekonomisini daha derin bir belirsizlik sarmalına sürükleyebilir.