KAMUDAKİ İSRAF BÜTÇE DENGESİNİ ZORLUYOR
Kamuda verimsiz harcamalar bütçe açığını büyütürken, Hazine'nin borçlanma ihtiyacını artırıyor. Artan finansman yükü faizler üzerinde baskı yaratırken, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Dolaylı vergilerdeki artış ise sabit gelirli kesimlerin alım gücünü aşındırıyor. Uzmanlar, kalıcı fiyat istikrarı için mali disiplinde somut ve şeffaf adımların şart olduğunu vurguluyor

Mustafa DENİZ
Kamuda artan harcama kalemleri ve verimsiz bütçe kullanımı, ekonomideki kırılganlıkları daha görünür hale getiriyor. Uzmanlara göre kamu kaynaklarının etkin kullanılmaması hem bütçe açığını büyütüyor hem de vatandaşın sırtındaki vergi yükünü artırıyor. Artan kamu harcamalarının dolaylı etkileri ise enflasyon ve faiz cephesinde hissediliyor.
Bütçe açığı ve borçlanma kısır döngüsü
Ekonomi yönetiminin mali disiplin vurgusuna rağmen, kamu tarafında tasarruf tedbirlerinin sınırlı kalması bütçe dengesini baskılıyor. Özellikle temsil-ağırlama giderleri, araç kiralamaları, bina kiraları ve kamu-özel iş birliği projelerindeki garanti ödemeleri tartışmaların odağında yer alıyor.
Bütçe açığının artması ise Hazine’nin daha fazla borçlanması anlamına geliyor. Artan iç borçlanma faizleri yukarı iterken, özel sektörün finansmana erişimini de zorlaştırıyor. Bu durum yatırımların yavaşlamasına ve büyümenin ivme kaybetmesine yol açabiliyor.
Enflasyon üzerindeki dolaylı etki
Kamu harcamalarının kontrolsüz artışı, para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumu zedeliyor. Bir yandan sıkı para politikasıyla talep kısılmaya çalışılırken, diğer yandan genişleyici kamu harcamaları enflasyonist baskıyı canlı tutabiliyor.
Ekonomistler, kamu harcamalarının verimlilik esaslı planlanmaması halinde bütçe açığının Merkez Bankası politikalarını zorlayabileceğine dikkat çekiyor. Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için mali disiplinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Vergi yükü ve gelir dağılımı
Kamudaki israfın bir diğer yansıması ise artan dolaylı vergiler olarak öne çıkıyor. Bütçe gelirlerini artırma ihtiyacı, genellikle KDV ve ÖTV gibi tüketim üzerinden alınan vergilerde düzenlemelerle karşılanıyor. Bu durum sabit gelirli kesimler üzerinde daha ağır bir yük oluşturuyor.
Gelir dağılımındaki bozulma, iç talebin kompozisyonunu değiştirirken, tasarruf oranlarını da aşağı çekiyor. Hane halkı harcamalarının zorunlu giderlere kayması, ekonomide üretken yatırımların payını dolaylı olarak etkiliyor.
Güven ve şeffaflık meselesi
Uzmanlara göre kamuda tasarruf yalnızca bütçe dengesi açısından değil, ekonomik güven ortamı açısından da kritik. Şeffaf ihale süreçleri, performans odaklı bütçeleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, piyasa aktörlerinin beklentilerini olumlu yönde etkileyebilir.
Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, kamudaki israfın azaltılmasının kısa vadede bütçe açığını sınırlayacağı, orta vadede ise enflasyon ve faiz üzerinde aşağı yönlü bir alan açabileceği belirtiliyor. Mali disiplinin kalıcı şekilde tesis edilmesi ise hem yatırım ortamı hem de makroekonomik istikrar açısından belirleyici olacak.
