SON DAKİKA
GÜNCEL Cuma 13 Mart 2026 02:42

HÜRMÜZ KRİZİ TÜRKİYE'Yİ ZORLUYOR

ABD-İsrail-İran hattında tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarını sarsarken petrol fiyatları hızla yükseldi. Enerji ithalatına bağımlı Türkiye'de artan petrol maliyetlerinin cari açık ve enflasyon üzerinde yeni baskı yaratması bekleniyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin sanayi üretiminden lojistiğe kadar birçok sektörde maliyetleri artırabileceği belirtiliyor

Hürmüz krizi Türkiye'yi zorluyor

Mustafa DENİZ

ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan askeri gerilim ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında büyük bir sarsıntı yaratırken Türkiye ekonomisi için de yeni riskler doğurdu. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik boğazın kapanmasıyla petrol fiyatları hızla yükselirken, enerji ithalatına bağımlı Türkiye’de cari açık, enflasyon ve üretim maliyetleri üzerinde baskı artabileceği değerlendiriliyor.

Enerji piyasalarında yaşanan şokun ilk etkisi petrol fiyatlarında görüldü. Uluslararası piyasalarda petrolün varil fiyatı hızla yükselirken, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin maliyetlerinin de aynı oranda arttığına dikkat çekiliyor. Türkiye yıllık enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılıyor ve petrol fiyatlarındaki her artış doğrudan dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturuyor.

Ekonomistler, petrol fiyatlarında kalıcı bir yükselişin Türkiye’nin enerji faturasını ciddi biçimde büyütebileceğini belirtiyor. Türkiye’nin yıllık enerji ithalatı son yıllarda 60–70 milyar dolar bandında seyrederken, petrol fiyatlarında yaşanacak sert artışın bu faturayı daha da yukarı taşıyabileceği ifade ediliyor. Bu durumun cari açıkta genişlemeye yol açması ve döviz talebini artırması bekleniyor.

Enerji maliyetlerindeki artışın ikinci etkisi ise enflasyon kanalıyla hissedilebilir. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ulaştırma, lojistik ve üretim maliyetlerini artırarak birçok sektörde fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden olabilir. Özellikle sanayi üretimi ve tarım sektöründe enerji maliyetlerinin önemli bir girdi olması, fiyat baskısının geniş bir alana yayılmasına yol açabilir.

Sanayi kesimi açısından da riskler büyüyor. Yüksek enerji maliyetleri üretim maliyetlerini artırırken, özellikle enerji yoğun sektörlerde rekabet gücünü zayıflatabilir. Demir-çelik, çimento, kimya ve plastik gibi sektörler enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan en hızlı etkilenen alanlar arasında yer alıyor.

Öte yandan Hürmüz Boğazı’nın kapanması yalnızca petrol fiyatlarını değil küresel ticaret rotalarını da etkileyebilir. Körfez ülkelerinden Avrupa ve Asya’ya yapılan enerji sevkiyatlarının aksaması, küresel navlun maliyetlerinde artışa ve tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir. Bu gelişmeler Türkiye’nin dış ticaret maliyetlerini de yukarı çekebilir.

Uzmanlara göre krizin uzaması durumunda Türkiye açısından iki temel risk öne çıkıyor: enerji maliyetlerinde kalıcı artış ve küresel ekonomik büyümede yavaşlama. Küresel talebin zayıflaması ise Türkiye’nin ihracat performansını dolaylı olarak etkileyebilir.

Bununla birlikte bazı ekonomistler, jeopolitik risklerin aynı zamanda Türkiye için lojistik ve ticaret açısından yeni fırsatlar da doğurabileceğini belirtiyor. Küresel ticaret yollarında yaşanacak yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’nin Orta Koridor ve alternatif enerji güzergâhları açısından stratejik öneminin artabileceği ifade ediliyor.

Ancak kısa vadede enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisi üzerinde baskı yaratacağı konusunda görüş birliği bulunuyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin ne kadar süreceği ve enerji arzında ne ölçüde kesinti yaşanacağı ise önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının ve Türkiye ekonomisinin seyrini belirleyecek en kritik unsur olarak görülüyor.

ABONE OL
Sol 160x600
Reklam