EKONOMİNİN SESSİZ GÜVENCESİ SİGORTA
Sigorta sektörü, artan riskler ve maliyet baskısına rağmen ekonominin denge unsurlarından biri olmayı sürdürüyor. Prim üretimindeki büyüme dikkat çekerken, düşük sigortalılık oranı yapısal sorun olarak öne çıkıyor

Türkiye’de sigorta sektörü, artan ekonomik belirsizlikler, iklim riskleri ve demografik değişimlerin gölgesinde hem büyüme hem de yapısal dönüşüm sürecinden geçiyor. Son yıllarda prim üretiminde kaydedilen artış, sektörün ekonomik sistem içindeki rolünü güçlendirirken, sigortalılık oranlarının hâlâ istenen seviyeye ulaşamaması önemli bir yapısal sorun olarak öne çıkıyor.
Enflasyon ve maliyet artışları, sektörün genel dengesini belirleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle hayat dışı branşlarda hasar maliyetlerinin yükselmesi, şirketleri daha temkinli fiyatlama politikalarına yöneltiyor. Trafik ve kasko sigortalarında regülasyon baskısı ile serbest piyasa dinamikleri arasındaki denge arayışı sürerken, sağlık sigortalarında artan talep dikkat çekiyor.
BES’in stratejik rolü var
Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik tarafında ise uzun vadeli tasarruf bilincinin yavaş da olsa güçlendiği görülüyor. Bireysel Emeklilik Sistemi, devlet katkısının etkisiyle önemli bir fon büyüklüğüne ulaşırken, fon getirileri ve sistemde kalıcılık oranları sektörün önümüzdeki dönemdeki en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlar, BES’in yalnızca bir tasarruf aracı değil, aynı zamanda sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından stratejik bir rol oynadığına dikkat çekiyor.
İklim değişikliği, sigorta sektörünün risk haritasını kökten değiştiren en önemli faktörlerden biri haline gelmiş durumda. Sel, fırtına, kuraklık ve orman yangınları gibi afetlerin sıklığı ve şiddeti artarken, tarım ve konut sigortalarının önemi daha da belirginleşiyor. Zorunlu Deprem Sigortası’nda teminat limitleri ve kapsama alanının güncellenmesi, sektörün ortak beklentileri arasında yer alıyor.
Rekabet yapısı dönüşüyor
Dijitalleşme ve teknoloji yatırımları, sigorta sektörünün rekabet yapısını dönüştürüyor. Yapay zekâ destekli hasar yönetimi, büyük veriyle risk analizi ve dijital dağıtım kanalları, operasyonel verimliliği artırırken müşteri deneyimini de yeniden tanımlıyor. Buna karşın acentelerin rolü, dijitalleşme ile birlikte satıştan çok danışmanlık eksenine kayıyor.
Sektörün karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri de sigorta bilincinin düşük olması. Türkiye’de sigortalılık oranları, gelişmiş ülkelere kıyasla hâlâ sınırlı seviyelerde bulunuyor. Bu durum, büyük afetler sonrası kamu maliyesi üzerindeki yükü artırırken, sigortanın toplumsal bir güvence mekanizması olarak yeterince algılanmadığını gösteriyor.
Genel tabloya bakıldığında sigorta sektörü, tüm zorluklara rağmen istikrarlı büyümesini sürdürürken, ekonomik ve sosyal risklere karşı sistemin dayanıklılığını artıran kritik bir rol üstleniyor. Önümüzdeki dönemde sektörün başarısı, doğru fiyatlama, güçlü sermaye yapısı, etkin regülasyon ve artan sigorta bilinci ile doğrudan ilişkili olacak.