SON DAKİKA
EKONOMİ Çarşamba 21 Ocak 2026 02:15

EKONOMİDEKİ TÜM HESAPLAR YILIN İKİNCİ YARISI İÇİN

Ekonomi yönetimi, 2026 yılına ilişkin tüm makro projeksiyonlarını Haziran ayı verilerini baz alarak güncelledi.

Ekonomideki tüm hesaplar yılın ikinci yarısı için

Enflasyonla mücadele ve mali disiplin adımlarının etkilerinin bu tarihten itibaren daha net hissedilmesi bekleniyor. Ücret artışları, sosyal transferler ve refah payı hesaplamalarında Haziran 2026 referans noktası olacak. Yılın ikinci yarısıyla birlikte hanehalkı gelirlerinde reel toparlanma ve ekonomik güvenin güçlenmesi öngörülüyor

Türkiye ekonomisinde 2026 yılı, takvimsel olduğu kadar yapısal bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadele, büyüme, istihdam ve gelir politikalarına ilişkin tüm projeksiyonlarını Haziran 2026 verilerini baz alarak güncelledi. Bu yaklaşım, sadece teknik bir revizyon değil; aynı zamanda ekonomik refahın yeniden hissedilmeye başlanacağı eşik olarak haziran ayının konumlandırıldığını ortaya koyuyor. Kamu maliyesinden para politikasına, ücret düzenlemelerinden sosyal desteklere kadar geniş bir yelpazede “Haziran referansı” yeni dönemin başlangıç noktası olarak kabul ediliyor.

İstikrar güçlendi

Yılın ilk yarısında uygulanan sıkı para politikası, mali disiplin adımları ve yapısal reformlar, özellikle enflasyonun ana eğiliminde yavaşlama ve finansal piyasalarda istikrarı güçlendirdi. Merkez Bankası’nın dezenflasyon sürecine yönelik değerlendirmelerinde haziran ayının baz alınması, baz etkilerinin devreye girmesi ve parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerinin bu tarihten itibaren daha net görülmesi beklentisine dayanıyor. Bu nedenle 2026’nın ikinci yarısı, fiyat istikrarında kalıcı iyileşmenin ve reel gelir artışının başlangıcı olarak öne çıkıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçe dengeleri ve borçlanma programı da haziran itibarıyla yeniden ölçeklendirildi. Vergi gelirleri, kamu harcamaları ve yatırım ödenekleri, yılın ilk yarısındaki gerçekleşmeler ile haziran sonrası öngörüler birlikte değerlendirilerek revize edildi. Özellikle maaş artışları, emekli aylıkları ve sosyal transferlerde refah payının hesaplanmasında Haziran 2026 enflasyon verisinin referans alınması planlanıyor. Böylece hanehalkının satın alma gücündeki kaybın telafi edilmesi ve gelir dağılımında kademeli bir iyileşme sağlanması hedefleniyor.

Haziran ayı eşik

Reel sektör açısından da haziran ayı bir eşik olarak görülüyor. Sanayi üretiminde, ihracatta ve kapasite kullanım oranlarında yılın ikinci yarısıyla birlikte toparlanmanın hızlanması bekleniyor. Finansmana erişim koşullarının öngörülebilir hale gelmesi, kredi maliyetlerinin istikrar kazanması ve iç talepte kontrollü canlanma, işletmelerin yatırım iştahını destekleyecek unsurlar arasında sayılıyor. İş dünyası temsilcileri, bu sürecin istihdam artışı ve ücretlerde reel iyileşme olarak ekonominin geneline yansıyacağını ifade ediyor.

Ekonomistler, haziran ayının “denge noktası” olarak seçilmesini, hem iç dinamikler hem de küresel konjonktürle ilişkilendiriyor. Küresel faiz politikalarında normalleşme sinyalleri, emtia fiyatlarındaki oynaklığın azalması ve dış finansman koşullarının daha öngörülebilir hale gelmesi, Türkiye’nin makroekonomik dengelenme sürecini destekleyen unsurlar olarak değerlendiriliyor. Bu ortamda haziran sonrası dönemin, enflasyonun düşüş trendine girdiği, büyümenin daha nitelikli bir yapıya kavuştuğu ve refah artışının tabana yayılmaya başladığı bir süreç olması bekleniyor.

Ekonomik refah yeniden inşa edilecek

2026 ekonomisinde tüm hesapların Haziran ayına göre yapılması, yalnızca istatistiksel bir baz değişimi değil; ekonomik refahın yeniden inşa edileceği dönemin başlangıç tarihi olarak görülüyor. Kamu politikalarının, ücret ayarlamalarının ve yatırım kararlarının bu takvime göre şekillenmesi, yılın ikinci yarısından itibaren vatandaşın alım gücünde ve genel ekonomik güven ortamında belirgin bir iyileşmenin hedeflendiğini ortaya koyuyor.

Reel sektör beklentileri analizi

Haziran 2026’nın ekonomik dengelenme ve refahın başlangıç noktası olarak kabul edilmesi, reel sektörde de planlamaların bu takvime göre yeniden yapılmasına yol açtı. Sanayi, ticaret ve hizmetler sektörlerinde firmalar, yılın ilk yarısını maliyet kontrolü ve nakit akışı yönetimiyle geçirirken, ikinci yarıya ilişkin büyüme ve yatırım kararlarını daha temkinli ancak iyimser bir çerçevede şekillendiriyor.

Sanayinin beklentisi

Sanayi tarafında en temel beklenti, enflasyondaki gerilemeyle birlikte girdi maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi. Enerji, hammadde ve finansman maliyetlerindeki oynaklığın azalması, firmaların fiyatlama davranışlarını rahatlatacak. Bu durum, özellikle iç pazara çalışan KOBİ’lerde kâr marjlarının toparlanmasına ve üretim planlarının uzun vadeli yapılabilmesine imkân tanıyacak. Kapasite kullanım oranlarında haziran sonrasında kademeli artış, yılın ikinci yarısında ise yeni makine-teçhizat yatırımlarının yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.

İhracatçı şirketler

İhracatçı şirketler açısından Haziran 2026 sonrası dönem, kur istikrarı ile küresel talepteki toparlanmanın aynı anda yakalanabileceği bir zaman dilimi olarak görülüyor. Avrupa pazarında beklenen büyüme ivmesi ve küresel finansal koşullarda normalleşme, ihracat siparişlerinin artmasına zemin hazırlayabilir. Bu da özellikle otomotiv, makine, beyaz eşya, tekstil ve kimya gibi sektörlerde üretim hacimlerinin genişlemesi ve yeni istihdam yaratılması anlamına geliyor.

Hizmet sektörü

Hizmetler sektöründe ise iç talebin seyri belirleyici olacak. Reel gelirlerin haziran sonrası toparlanmaya başlamasıyla birlikte perakende, turizm, ulaştırma ve konaklama sektörlerinde ciro artışlarının hızlanması bekleniyor. Tüketicinin alım gücündeki kademeli iyileşme, ertelenmiş talebin devreye girmesine ve özellikle dayanıklı tüketim mallarında satışların canlanmasına yol açabilir.

Öngörülebilir kredi ortamı

Finansmana erişim tarafında reel sektörün temel beklentisi, faizlerde zirvenin görülmesinin ardından daha öngörülebilir bir kredi ortamının oluşması. Kredi kanallarının sağlıklı çalışmaya başlaması, yatırım iştahını doğrudan destekleyecek en kritik unsur olarak öne çıkıyor. İş dünyası, haziran ayından sonra selektif kredi politikalarının üretim, ihracat ve teknoloji yatırımlarını önceleyen bir yapıya evrilmesini bekliyor.

ABONE OL