SON DAKİKA
İnşaat ve emlak Pazar 01 Mart 2026 02:07

"DEPREM KAYGISINI, RİSK YÖNETİMİ BİLİNCİNE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ"

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, deprem farkındalığının artırılmasının ve güvenli yapıların öneminin altını çizdi. Küçükoğlu, toplumda deprem korkusu yerine, deprem riskini yönetme bilincinin yerleşmesi gerektiğini vurguladı.

"Deprem kaygısını, risk yönetimi bilincine dönüştürmeliyiz"

Türkiye’de 2025 yılında 53 bin 262 deprem kaydedilmesi, ülkemizin deprem gerçeğiyle olan yakın bağını bir kez daha gösteriyor. Bu durum, afet bilincinin sürekli canlı tutulmasını ve önleyici tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)’ın “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırması da bu tabloyu destekliyor. Araştırmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ı deprem kaygısı taşıyor. Bu kapsamda Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, 1-7 Mart Deprem Haftası ile ilgili önemli açıklamalarda bulunarak, depreme dayanıklı yapıların sadece bir yapı standardı değil, aynı zamanda güvenli bir geleceğin temel taşı olduğunu hatırlattı.

Türkiye depremi biliyor ancak yeterince hazırlanmıyor

Türkiye’de her gün onlarca, her yıl on binlerce deprem olduğunu ifade eden Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu; “Deprem, artık dönemsel bir başlık olarak görülmüyor; bu coğrafyada yaşamanın doğal bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu nedenle depremi afet yönetiminin ötesinde, şehircilik, ekonomi, sosyal hayat ve kültürün ortak meselesi olarak ele alıyoruz. Depreme dayanıklı Türkiye, yalnızca sağlam binalarla kurulmaz. Aynı zamanda bilinçli bireylerle, güvenilir sistemlerle ve doğru yönlendirmelerle kurulur. Türkiye depremi biliyor, korkuyor; ancak yeterince hazırlanmıyor. Sorunumuz; bilginin, kaygının ve deneyimin davranışa dönüşmemesi. Yani toplum olarak depremi konuşuyoruz, hissediyoruz, korkuyoruz, zaman içinde korkumuzu yeniyoruz ancak topyekûn bir hazırlık kültürünü aynı kararlılıkla hayatımıza yerleştiremiyoruz” dedi.

“Deprem güvenliği konusunda kapsamlı ve sürekli bir seferberlik şart”

Tayfun Küçükoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: “Türkiye genelinde 7 bölgeden 1.067 kişiyle Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci araştırması gerçekleştirdik. Araştırmamız gösteriyor ki toplumun yüzde 45,5’i kendisini depreme hazır hissetmiyor. Yüzde 73,1’inin evinde deprem çantası bulunmuyor ve toplumun yarısından fazlası acil toplanma alanının yerini bile bilmiyor. Bu tablo, riskin farkında olsak da hazırlık konusunda önemli eksiklerimiz olduğunu ortaya koyuyor. Şehirlerimizi ve yaşam alanlarımızı deprem etkilerine karşı dirençli kılmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Depremle ilgili farkındalık, bilinçli adımlar atmayı gerektirir. Halkımızın deprem güvenliği konusunda kalıcı bir bilinç geliştirmesi için kapsamlı ve sürekli bir seferberlik şarttır. Türkiye İMSAD olarak, tüm paydaşlarla iş birliği içinde üzerimize düşen rolü üstlenmeye hazırız. Deprem ne zaman olacak sorusunu tartışmak yerine, etkilerini en aza indirecek çözümleri uygulamak önceliğimiz olmalıdır. Dayanışma ruhuyla hareket ederek, Türkiye’yi daha dirençli ve vatandaşlarımızı daha bilinçli kılacağımıza olan inancımız tamdır.” 

“Güvenli şehirler, bilinçli toplumla başlar”

Tayfun Küçükoğlu, şehirlerin sadece sağlam binalarla güvenli hale gelmeyeceğini belirterek: “Depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, çok boyutlu bir yaklaşımı gerektirir. Şehirlerimizi depreme dayanıklı hale getirirken sadece yapıları güçlendirmek yetmez; altyapı, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal yaşamı da birlikte ele almak zorundayız. Araştırmamıza göre toplumun yüzde 54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından çok riskli görmesine rağmen, yüzde 74,5’i bugüne kadar binası için herhangi bir risk tespiti dahi yaptırmamış. Bu durum, algı ile uygulama arasındaki boşluğun kapatılması gerektiğine işaret ediyor. Kaynakları verimli kullanan, çevreyi gözeten ve iklim krizine duyarlı şehirler, sadece bugünü değil gelecek nesilleri de korur. Amacımız hem şehirlerimizi hem de toplumumuzu deprem karşısında dirençli hale getirmektir” dedi.