SON DAKİKA
EKONOMİ Cuma 31 Temmuz 2026 09:08

BOŞANMALARIN ARKASINDA EKONOMİ Mİ VAR?

Türkiye'de boşanma oranlarındaki yükseliş yalnızca aile içi sorunlarla açıklanmıyor. Artan yaşam maliyetleri, barınma krizi, çift gelir zorunluluğu ve değişen toplumsal beklentiler, evlilik kurumunu hem ekonomik hem de sosyal açıdan ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakıyor

Boşanmaların arkasında ekonomi mi var?

Türkiye’de son yıllarda boşanma davalarındaki artış ve mutsuz evliliklere ilişkin tartışmalar, ekonomiden sosyolojiye uzanan geniş bir çerçevede değerlendiriliyor. Uzmanlar, evlilik kurumunun karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca bireysel anlaşmazlıklardan kaynaklanmadığını; ekonomik baskılar, değişen yaşam tarzları ve toplumsal dönüşümün birlikte etkili olduğunu belirtiyor.

Geçim sıkıntısı ev içi gerilimi artırıyor

Yüksek enflasyon, kira artışları ve temel ihtiyaç harcamalarındaki yükseliş, aile bütçeleri üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. Özellikle büyükşehirlerde barınma maliyetlerinin hızla yükselmesi, yeni evlenen çiftlerin bağımsız bir yaşam kurmasını zorlaştırırken, mevcut evliliklerde de maddi stresin önemli bir gerilim kaynağı haline geldiği ifade ediliyor.

Aile danışmanları, ekonomik belirsizlik dönemlerinde çiftler arasında en sık tartışılan konuların kira, kredi borçları, çocuk giderleri ve günlük harcamalar olduğunu belirtiyor. Gelirin giderleri karşılamakta zorlandığı durumlarda, iletişim sorunlarının daha görünür hale geldiği ve küçük anlaşmazlıkların daha büyük çatışmalara dönüşebildiği vurgulanıyor.

Çift gelir artık tercih değil zorunluluk

Geçmişte tek maaşla sürdürülebilen birçok hane, bugün iki kişinin çalışmasına rağmen geçim sıkıntısı yaşayabiliyor. Bu durum özellikle çocuklu ailelerde yeni sorunları beraberinde getiriyor.

Kadınların iş gücüne katılımının artması ekonomik açıdan olumlu görülse de, ev içi sorumlulukların paylaşımında yaşanan dengesizlikler çiftler üzerinde ek bir yük oluşturabiliyor. Uzmanlara göre hem çalışan hem de evin bakım yükünü büyük ölçüde üstlenen eşlerde tükenmişlik hissi, evlilik memnuniyetini azaltan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Sosyal medya beklentileri değiştiriyor

Boşanma oranlarındaki artışın yalnızca ekonomiyle açıklanamayacağını belirten sosyologlar, dijitalleşmenin ilişkiler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Sosyal medya platformlarında sürekli sergilenen “ideal ilişki” ve “kusursuz yaşam” algısı, gerçek hayatla beklentiler arasındaki farkı büyütebiliyor.

İnsanların artık mutsuz oldukları ilişkileri sürdürme konusunda geçmişe göre daha az tolerans gösterdiği, bireysel mutluluk ve psikolojik iyi oluşun evlilikte daha fazla önem kazandığı ifade ediliyor.

Aile yapısındaki dönüşüm hızlandı

Kentleşme ve eğitim düzeyindeki yükseliş de evlilik dinamiklerini değiştiren unsurlar arasında yer alıyor. Geniş aile yapısından çekirdek aile modeline geçiş, çiftlerin sorun çözme süreçlerinde daha yalnız kalmasına neden olabiliyor.

Eskiden aile büyüklerinin arabulucu rolü üstlendiği birçok konuda artık profesyonel destek ihtiyacı doğuyor. Ancak ekonomik nedenlerle psikolojik danışmanlık ve aile terapisi hizmetlerine erişimin sınırlı olması, sorunların büyümesine yol açabiliyor.

Uzmanlar ne diyor?

Ekonomistler ve aile uzmanları, boşanmalardaki artışın “çok boyutlu bir toplumsal gösterge” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ekonomik kriz dönemlerinde boşanmaların bazen ertelenebildiği, ancak uzun süreli gelir kaybı ve yaşam standardındaki düşüşün ilişkiler üzerinde kalıcı yıpratıcı etkiler yaratabildiği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre şu başlıklar kritik önem taşıyor: Konut ve kira baskısının azaltılması, genç çiftlere yönelik sosyal destek programları, çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, aile danışmanlığı hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, ev içi sorumluluk paylaşımına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması.

Ekonomik gösterge olmanın ötesinde

Boşanma oranlarındaki yükseliş, yalnızca aile hukukunu ilgilendiren bir konu olarak görülmüyor. Tek ebeveynli hanelerin artması, çocukların eğitim ve bakım giderleri, konut talebi ve sosyal yardım ihtiyacı gibi alanlarda da ekonomik sonuçlar doğuruyor.

Uzmanların ortak görüşü, Türkiye’de mutsuz evliliklerin ve boşanmaların artışının ekonomik baskılar ile toplumsal dönüşümün kesişim noktasında ortaya çıktığı yönünde. Bu nedenle çözümün de yalnızca hukuki düzenlemelerle değil, gelir dağılımı, konut politikası, çalışma hayatı ve sosyal destek mekanizmalarını kapsayan bütüncül politikalarla mümkün olabileceği değerlendiriliyor.