AVRUPA PARA POLİTİKASINDA YENİ DÖNEM Mİ?
Avro Bölgesi'nde para politikasının geleceği, Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde'ın görev süresi dolmadan ayrılabileceğine ilişkin haberlerle yeniden gündemin ilk sırasına taşındı.

Resmî bir karar alınmış değil; ancak Lagarde’ın açıklamalarında “görev süresini tamamlama” vurgusunun önceki dönemlere kıyasla daha temkinli bir dil içermesi, kulislerdeki hareketliliği artırdı. Frankfurt ve Brüksel’de başlayan halef arayışları, yalnızca bir isim tartışması değil, aynı zamanda Avro Bölgesi’nin ekonomik ve siyasi yönelimine dair bir güç mücadelesi niteliği taşıyor.
Lagarde’ın olası erken ayrılığının arka planında Fransa’daki siyasi takvim yer alıyor. Avro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa’da yaklaşan seçimlerde aşırı sağın güç kazanması, Paris’in Avrupa kurumlarındaki pozisyonunu daha da kritik hale getiriyor. Bu nedenle, Lagarde’ın halefinin seçim öncesinde belirlenmesi ihtimali, Avrupa’daki siyasi dengeleri de yakından ilgilendiriyor.
İspanya cephesinden gelen hızlı ve açık mesajlar dikkat çekici. Ekonomi Bakanı Carlos Cuerpo’nun ülkesinin Avrupa’nın ana ekonomik kurumlarında daha güçlü bir rol üstlenmek istediğini vurgulaması, Madrid’in AMB yönetiminde üst düzey temsil hedefini ortaya koyuyor. Bu çerçevede, eski İspanya Merkez Bankası Başkanı ve hâlihazırda Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Başkanı olan Pablo Hernández de Cos en güçlü adaylardan biri olarak gösteriliyor. Ayrıca, mevcut Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un görev süresinin Mayıs ayında sona erecek olması, İspanya’nın AMB içindeki ağırlığını artırma arayışını hızlandırıyor.
Öte yandan, Hollanda Merkez Bankası’nın eski başkanı Klaas Knot da güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor. Parasal genişleme karşıtı çizgiden daha pragmatik bir merkez bankacılığı yaklaşımına evrilen Knot’un, Lagarde tarafından geçmişte övgüyle anılması dikkat çekmişti. ING’den Carsten Brzeski’ye göre, olası bir erken görev devri senaryosu, kurumsal deneyimi ve zamanlama avantajı nedeniyle Knot’un elini güçlendirebilir.
AMB Başkanlığı yarışı teknik olduğu kadar siyasi bir süreç. Adayın, Avro Bölgesi’ndeki 21 ülkenin en az 16’sının ve nüfusun %65’ini temsil eden bir çoğunluğun desteğini alması gerekiyor. Bu da süreci doğal olarak Berlin ve Paris eksenine bağlıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in belirleyici rol oynaması bekleniyor. Ancak Lagarde’ın Fransız olması nedeniyle, bir sonraki başkanın yeniden Fransa’dan çıkması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, AMB’deki olası liderlik değişimi yalnızca bir koltuk değişimi değil; enflasyonla mücadele, büyüme perspektifi ve Avro Bölgesi’nin jeoekonomik konumlanışı açısından yeni bir dönemin işareti olabilir. Avrupa ekonomisi kırılgan bir dengede ilerlerken, seçilecek isim piyasalara verilecek yön sinyali açısından kritik önem taşıyacak. Bu nedenle “Lagarde sonrası” tartışması, aslında Avrupa’nın para politikasında nasıl bir rotaya gireceği sorusunun başka bir ifadesi.
