ABD PAZARI, TÜRK MARKALARINA YENİ FIRSATLAR SUNUYOR
Türk markaları için dünyanın en büyük tüketim pazarlarından biri olan ABD'ye açılmak, küresel ölçekte büyümenin en stratejik adımlarındandır.

ABD’ye açılma hedefi taşıyan markalar için bu yolculuk, yeni bir pazara girişin yanı sıra küresel marka olma yolunda stratejik bir eşik anlamına geliyor. Doğru planlama ve güçlü bir büyüme modeliyle ABD’de varlık gösteren markalar hem uluslararası rekabette güç kazanıyor hem de Türkiye’deki üretim, ihracat ve istihdama önemli katkılar sağlıyor.
Her yıl çok sayıda Türk markası, büyüme stratejilerinin önemli bir adımı olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) pazarına açılma hedefiyle yola çıkıyor. Bu aynı zamanda küresel marka olma yolunda da kritik bir eşik anlamına geliyor. Birçok girişimci ve marka sahibi için ABD’ye açılmak, yıllardır kurulan bir hayalin somut bir hedefe dönüşmesi demek. Türk markalarının uluslararası arenada yer alması ise hem markalar hem de Türkiye ekonomisi açısından büyük bir prestij ve fırsat anlamı taşıyor.
DÜNYANIN EN BÜYÜK TÜKETİM PAZARINA GİRİŞİ
Türk markalarının ABD’de varlık göstermesi sadece şirketlerin büyümesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye ekonomisi açısından da önemli kazanımlar yaratıyor. Birçok marka üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor ve ürünlerini ABD’de satışa sunarak Türkiye’ye döviz girdisi sağlıyor. Seramikten tekstile, mobilyadan aksesuara kadar pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren Türk markaları, ABD pazarına açıldıktan sonra iş hacmindeki artış nedeniyle üretim kapasitesini artırma yoluna gidiyor. Bu durum, döviz girdisinin yanında yerli üretimin güçlenmesine katkı sağlarken, Türkiye’deki istihdamın da artırmasına neden oluyor. Bir Türk markasının ABD’de başarılı olması, sadece o markanın büyümesi anlamına gelmiyor; Türkiye’deki üreticiler, lojistik firmaları, tedarikçiler ve birçok farklı sektör için de yeni fırsatlar doğuruyor.
ABD AÇILIMI, STRATEJİK PLANLAMA GEREKTİRİYOR
Semih Kılıç tarafından kurulan ABD merkezli franchise, strateji, iş birliği ve büyüme platformu FRANCON, Türkiye’deki ortağı Deniz Derelli ile sektörden ve sahadan gelen somut bir ihtiyacın sonucu hayata geçti.
Küresel pazarda her Türk markası, Türkiye’nin üretim kalitesini ve girişimcilik gücünü de temsil ediyor. Özellikle kaliteli üretim, tasarım gücü ve rekabetçi maliyet avantajı gibi unsurlar, Türk markalarının uluslararası pazarda öne çıkmasını sağlıyor.
Türk markalarının ABD'ye açılması, küresel ölçekte büyümenin en stratejik adımlarından biri. Bu pazarda başarılı olmak ise markalar için hayal değil. Markalara ABD’de; planlanmış bir büyüme imkanı sunan FRANCON, franchise sisteminin kurulmasından yatırımcı buluşmalarına, hukuki uyumdan marka konumlandırmasına kadar tüm süreci uçtan uca yönetiyor. Türk markalarına ABD yolunda stratejik bir köprü kurduklarını söyleyen FRANCON Türkiye ortağı Deniz Derelli, “Biz franchise sistemini sadece anlatmıyoruz; tasarlıyor, yapılandırıyor, hukuki ve finansal zemine oturtuyor, zamanı geldiğinde yatırımcı ile markayı aynı masada buluşturuyor ve süreci bizzat yönetiyoruz” diyor.
Derelli, “Türk markalarının ABD’de yer alması aynı zamanda girişimcilik açısından da ilham verici bir tablo oluşturuyor. Bu başarı hikayeleri, Türk markalarının dünya sahnesinde daha görünür olmasına katkı sağlıyor” diyor.
TALEPLERDEN DOĞAN BİR KURULUŞ HİKAYESİ
Sadece Danışmanlık Vermiyor, Tüm Süreci Yönetiyor;
ABD merkezli franchise, iş birliği, strateji ve büyüme platformu FRANCON, Deniz Derelli ve Semih Kılıç tarafından sektörde sahadan gelen somut bir ihtiyacın sonucu olarak hayata geçirilerek teorik bir iş planından öte; ABD’de yürütülen aktif operasyonlar sırasında gözlemlenen ihtiyaçlardan doğmuş bir girişim. Öyle ki Derelli ve Kılıç, Türkiye’de güçlü bir marka yapısı oluşturmuş şirketlerin ABD pazarına açılmak isterken en büyük arayışlarının, süreci içeriden bilen, güvenilir ve stratejik bir yol haritası sunabilecek bir kurumsal hizmetler bütünü olduğunu fark ediyor.
Türkiye ortağı Deniz Derelli, bu yaklaşımı şu sözlerle ifade ediyor: “FRANCON ile amacımız sadece danışmanlık vermek değildi; Türk markalarının ABD pazarına güçlü, sürdürülebilir ve doğru stratejiyle adım atabileceği bir büyüme altyapısı kurmaktı.
Türkiye ve ABD’de eş zamanlı yürüttüğümüz kurumsal organizasyon sayesinde, bu pazara giriş sürecinde karşılaşılan karmaşık hukuki, operasyonel ve ticari adımları markalar için yönetilebilir ve stratejik bir büyüme sürecine dönüştürüyoruz.
